Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3251 E. 2026/1039 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3251
- Karar No
- 2026/1039
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2913 E., 2024/39 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/91 E., 2021/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, .. ili ... ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 08... parsel sayılı 509,09 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereği ... adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" ve "bahçe ve üzerindeki 2 adet bina 2000 yılından beri .. ve ...'un müştereken fiili kulllanımındadır" şerhleri yazılmak suretiyle bahçe vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... adına kayıtlı olan .. ili ... ilçesi .. Mahallesinde bulunan 1 08... parsel sayılı taşınmazın 250,00 m²lik bölümünün zilyetliğini davalı ...'dan devraldığını ve vergilerini ödediğini, taşınmazın araç karşılığı kendisine satıldığını, davacının eşiyle davalının arkadaş olduğunu, bu sebeple davalının adına taşınmazın bakımını yaptığını, 2/B kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın tamamının zilyedi olarak davalılar "... ve eşi ...'un müştereken fiili kullanımındadır" şeklinde beyanlar hanesinde kullanıcı olarak tespit edildiğini, bunun gerçeği yansıtmadığını açıklayarak, zilyetlik şerhinin düzeltilmesini, olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerinin şimdilik 20.000,00 TL'sinin faiziyle birlikte verilmesini, bu mümkün görülmez ise devir bedelinin (vekil edeninin eşine ait aracın devri ve 35.000,00 TL sayılmasıyla) şimdilik 20.000,00 TL'sinin faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "...Dava dilekçesi, tapu kayıtları, kadastro tutanağı, tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının eşi olan ve eşinin iş yerinden arkadaşı olan tanıklar tarafların dava konusu yerin devri konusunda anlaştıklarını beyan etmişlerse de; mahalli bilirkişiler ve davalı tanıkları davalının taşınmazı bir başkasına devretmediğini ve taşınmaza yıllardır zilyet olduğunu beyan etmişlerdir. Davacı tanığı olan davacının eşinin de dava konusu taşınmazın zilyetliğini devralmadıklarına ilişkin beyanı dikkate alındığında, davalı tanıkları ve tarafsız mahalli bilirkişilerin beyanları hükme esas alınmış ve davalıların dava konusu taşınmazdaki zilyetliklerini hiç bir zaman devretmediği anlaşılmakla taşınmazın kullanıcısının davacı olduğuna kanaat getirilememiştir. O halde Türk Medeni Kanunu'nun madde 6. uyarınca tarafların dayandıkları olguları ispatla mükellef oldukları, ancak davacının dava konusu taşınmazın kullanıcısının kendisi olduğunu ispat edemediği görülmekle; ispatlanamayan zilyetliğin tespiti talebine ilişkin davasının reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ayrıca davacının dava konusu taşınmazın zilyetliğinin kendisine ait olduğunu ispatlayamaması sebebiyle taşınmaz bedelinin iadesi talebine ilişkin terditli (50.000,00 TL'ye ıslah ettiği alacak) davasının da reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan davacının davalıya taşınmaz karşılığında devredilen aracın bedelinin iadesi talebine ilişkin terditli davasının ise; söz konusu araç devrinin davacının eşi ... ile davalı ... arasında yapılmış olması ve davacının araç üzerinde herhangi bir hak sahipliği bulunmaması sebebiyle aktif husumet ehliyeti yokluğundan..." gerekçesiyle davacının zilyetliğin tespitine ilişkin talebiyle terditli alacak talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "...Dava, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazda uyuşmazlık konusu kısımda zilyetliğin tespiti ve beyanlar hanesine şerh verilmesi, bu talep kabul edilmediği takdirde ise taşınmazın dava tarihi itibarıyla rayiç değerinin tespitiyle tahsili, bu da olmazsa sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Dava konusu .. ili, ... Mahallesi, .. Mahallesi, 1 08... parsel sayılı, 509.09 m² mesahalı, bahçe vasıflı taşınmaz, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca ... lehine orman sınırları dışına çıkarılarak 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-4 maddesine göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında bahçe ve üzerindeki 2 adet bina 2000 yılından beri .. ve .. ..'un müştereken fiili kullanımında bulunduğu anlaşılmakla, bahçe vasfıyla ... adına 28.08.2010 tarihinde tespit gördüğü, iş bu tespitin 20.01.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Taşınmaz hukukunda kullanıma ilişkin olarak “zilyetlik” kavramı kullanılmakta iken 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesinde “fiili kullanım” kavramı kullanılmış, ancak bundan ne anlaşılması gerektiği açıklanmamış, herhangi bir kullanım süresi de öngörülmemiştir. Bu nedenle fiili kullanım kavramının tanımlanması ve içeriğinin açıklığa kavuşturulması, bunun için de 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesinde kullanılan kavramlardan faydalanılması gerekmektedir. Kişisel kullanım bakımından; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (Antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları ibaresi nazara alınarak fiili kullanım kavramı açıklanmalıdır. Kullanmanın, kullanmaya konu taşınmazdan yarar sağlayan eylemler olduğu, eylemlerin amacının yarar sağlamak, kazanım elde etmek olduğu, fiili kullanımın bu manada taşınmazda zirai amaçlı ürünler yetiştirmek, taşınmazın üzerine ev, ahır, depo ve benzeri yapılar yapmak, taşınmazda kendiliğinden yetişen bitkilerden yararlanmak, taşınmazdan toprak, maden ve benzeri ürün çıkarmak biçiminde olacağı, ayrıca fiili kullanımın, ekonomik amaca uygun bir kullanım olması ve zilyetliğin en azından taşınmaz üzerinde fiili hakimiyet sağlamaya yetecek bir süreyi içermesi, örneğin zaman zaman gelip ağaçların altında piknik yapmak, arı kovanlarını geçici olarak bırakmak gibi eylemlerin ve kullanım kadastrosu tespitinden çok kısa bir süre önce taşınmazın kullanılmaya başlanmasının da fiili kullanım kabul edilemeyeceği kuşkusuzdur. 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında ... adına orman dışına çıkarılan yerlerin fiili kullanım durumlarının belirlenmesinde fiili kullanımı gösteren belirtilerin nazara alınması gerekmektedir. Taşınmazın etrafının tel çit, ağıl, taş duvar ve benzeri yapılarla dış alemden soyutlanması, taşınmazın zeminin kullanmaktan mütevellit yapısal olarak değişmesi, doğal unsurların, çalı, ağaç ve benzerlerinin temizlenmesi, taşlarının ayıklanması, seki duvarı ve benzerlerinin yapılması, insan eliyle yetiştirilen meyve ağaçlarıyla ağaçlandırılması, tarla bitkilerinin yetiştirilmesi, düzenli işlenmekten ve imardan dolayı toprak ve zemin yapısının değişmesi, üzerine ev, ahır, kümes ve benzeri yapı yapılması eylemleri fiili kullanımın göstergesidir. Taşınmazın yanından veya yakınından geçen orta halli makul bir kişinin taşınmazın sahipli olduğu, kullanıldığı hükmüne varmasına vesile olacak emareler fiili kullanım emaresidir ve bu emarelerin yukarıda belirtilen fayda unsuruyla birleşmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen zilyet olarak kullanan kişilerdir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafından satın alındığı iddiasıyla kullanıcı şerhi verilmesi talep edilmiş ise de; mahallinde yapılan keşfi takiben alınan görsel içeren bilirkişi raporu ve eklerine, mahalli bilirkişilerinin anlatımlarına ve dosya kapsamına göre, davaya konu 1 08... parsel içerinde kalan 250,00 m²'lik kısımda kullanım kadastrosu tespit tarihi itibarıyla davacının şartları yukarıda izah edilen fiili kullanımının bulunmadığı, zilyetliğin devralındığı hususunun da ıspat edilemediği anlaşıldığından, kullanıcı şerhi verilmesi talebinin reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Terditli alacak talebi yönünden ise bedel ödendiği iddiasının ispatlanamamış olduğu belirlendiğine göre, alacak talebinin reddi sonucu itibarıyla doğru ise de, bedelin araç devriyle ödendiği iddiası ve buna karşılık gelen değerin iadesinin talep edildiği nazara alınmaksızın, araç bedelinin iadesinin istendiği yönündeki gerekçe yerinde görülmemiştir. Kabule göre de, davacının talepleri terditli olarak ileri sürülmüş olup, terditli taleplerin reddi durumunda tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her bir talep yönünden farklı gerekçeyle reddedildiğinden bahisle ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabet bulunmamaktadır..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe ve vekalet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zilyetliğin tespiti talebinin ispatlandığını, buna ilişkin kararın hatalı olduğunu, aksi düşünüldüğünde ise davalıyla aralarında akdedilen 08.01.2008 tarihli zilyetlik devir sözleşmesi bulunduğunu, bunun aksinin ispatının davalı tarafça yapılması gerektiğini, sözleşme konusu bedeli ödediği yönünde ispat zorunluluklarının bulunmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davacı tarafça, davalı ... ile aralarında yapılan 08.01.2008 tarihli sözleşmeye dayanılarak taşınmazın yarısına yönelik kullanıcı şerhi verilmesi talebinde bulunulmuştur. Davalı ... 2000 yılından beri taşınmazı kullanmaktadır. Devir sözleşmesi başlıklı ve davacının dosyaya sunduğu dayanak 08.01.2008 tarihli sözleşme içeriği ve imza davalı tarafçada kabul edilmiştir. Sözleşmenin içeriğinde ".. Mahallesi .. sokak no:.. de bulunan vergisini vermekte olduğum tapusuz 500 m² arsamın 250 m²'sinin ...'na devir ettim. Bu yer hakkındaki bütün kanuni işlemlerin ... üzerine yapılması ve bu yer hakkında hiçbir hak talep etmeyeceğimi şahitler huzurunda beyan ederim" yazılı olduğu ve şahitlerle birlikte davacı ve davalı tarafça imzalandığı sabittir. Yine aynı tarihli (08.01.2008) olarak .. ... Noterliğinin ... yevmiye no ile davacının eşi tarafından davalıya araç devrinin de gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın yarısı yönünden davalının 08.01.2008 tarihinden sonra davacıya te'ban kullandığı, bir başka ifadeyle davalının kullanımının davacının zilyetliğini kabul ederek davacının bilgisi ve izni dahilinde gerçekleştiğinin kabulü gerekir. (benzer yönde Hukuk Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli ve 2023/1-871 Esas, 2024/286 Karar sayılı kararı). Bölge Adliye Mahkemesince, davacının kullanıcı şerhine yönelik davasının yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.