Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3046 E. 2025/4286 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3046
Karar No
2025/4286
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1080 E., 2023/1624 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/468 E., 2023/154 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi sebeplere dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında; dava konusu ... Mahallesi, 247 ada 9 parsel (İdari sınır değişikliği sonucu ... Mahallesi 156 ada 9 parsel) tarla vasfı ve 8.682,75 metrekare yüzölçümü ile taşınmazın kimlerin zilyetliğinde olduğu tespit edilemediğinden dolayı Hazine adına tespit edilmiş ve tespit 08.09.2007 tarihinde kesinleşmiştir. 2. Davacılar dava dilekçesinde; ... Mahallesi, 247 ada 9 parselin (parsel idari sınır değişikliği sonucu ... Mahallesi 156 ada 9 parsel olduğu) yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına tespit gördüğünü, dava konusu parselin kendilerine intikalen gelmiş olduğunu, tarım amaçlı olarak, nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla uzun yıllardan beri zilyet ve tasarruf etmekte olduğunu, parsel üzerinde şu anda kendi emekleri ile yetiştirdiği fındık ağaçlarının bulunduğunu, parselin sınırlarının sabit olduğunu, genişletilmeye elverişli olmadığını, aynı mevkide başka kişilere ait tarım arazilerinin bulunduğunu ileri sürerek davalının tapusunun iptal edilerek adlarına verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu parselin evveliyatının Devletin hüküm ve tasarrufu altına iken 28.06.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına yazılmış olduğunu, 10.10.2014 tarihinde yapılan mahalli tespitte ... ve ...tarafından kullanıldığının anlaşıldığını, adı geçenlerin de 16.10.2014 tarihinde mevzuat gereği formatlanan Hazineye ait tarım arazileri doğrudan satış başvuru dilekçesi ile kullandığı kısımların kendilerine satışını talep ettiklerini, 11.10.2009-10.10.2014 tarihleri için düzenlenen ecrimisil ihbarnamelerinin tebliğ edildiğini, davacı ...'ın üzerine düşen tutarları 30.09.2016 tarihinde yatırdığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.2017 tarihli ve 2017/44 Esas, 2017/252 Karar sayılı kararıyla; İçişleri Bakanlığının 18.04.2017 tarihli ve 2017/155 Karar sayılı kararıyla; ................ Mahallesi .......... Kırancak yerleşim yerlerinin aynı ilin ... Mahallesine bağlanmasına dair karar verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 12. maddesi gereğince davaya konu taşınmazın idari sınırları içerisinde bulunduğu il veya ilçe adli yargı yerinde bakılması gerektiği ve bu hususun kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı niteliğinde olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetkisizlik nedeni ile reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Samsun Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli ve 2017/531 Esas, 2020/58 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, dosya kapsamında dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarının da bu yönde olduğu, davacıların davasını kanıtladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Mahallesi 247 ada 9 nolu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 4. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 2020/821 Esas, 2020/1250 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın davacılara hangi hukuki sebeple (satış, bağış, taksim v.s) kaldığının keşif sırasında mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorularak araştırılmadığı, hükme esas alınan ziraat ve jeodezi bilirkişi raporunun yeterli olmadığı, davacı ve murisinin taşınmazdaki zilyetliğinin başlangıç ve sürdürülüş biçimine ilişkin mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının yeterli olmadığı gibi norm kısıtlaması yönünden davacı ve kök murisi hakkında 40/100 dönümlük norm kısıtlaması yönünden belgesiz araştırmasının hiç yapılmadığı, açıklanan hususlar gözetilerek araştırma ve yeniden keşif yapılarak toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.6. maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 5. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... Mahallesi 147 ada 9 nolu parselin tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çekişmeli taşınmazın kadastro sırasında tespit edilen niteliğine, fotogrametri bilirkişinin 1968, 1972 ve 2006 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu tespit tarihine kadar taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldıklarının bildirilmesine, ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde tarım yapıldığının bildirmesine, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrarla, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığından reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hukuk ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm kurulduğunu, davacıların 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 12. maddesi uyarınca 21.08.2014 tarihli Hazineye ait tarım arazilerinin doğrudan satış başvuru dilekçesi ile başvuruda bulunarak dava konusu taşınmazı kullandığını belirterek satın alma talebinde bulunduğunu, buna müteakiben Asarcık Malmüdürlüğü personelleri tarafından 10.10.2014 tarihinde yapılan mahalli tespitte Mahalle muhtarı ve iki aza tarafından imzalanarak kayıt altına alınan taşınmaz tespit tutanağında davacıların 08.09.2007 yılından itibaren taşınmazı kullandığını beyan ettiğini ve söz konusu işgalden dolayı İdarece hesaplanan ecrimisil bedelinin davacı tarafından ödendiğini, bu bakımdan davacının dava konusu taşınmaza ilişkin yapmış olduğu ecrimisil ödemesi ile taşınmaz mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu kabul etmiş olması sebebiyle dava konusu taşınmazı malik sıfatıyla kullanmasının mümkün olmadığını, dosyaya sunulan taşınmaz tespit tutanağında düşülen şerh ile davacının dava konusu taşınmazı 08.09.2007 yılından itibaren kullandığı anlaşıldığından kanunda belirtilen yasal şartlar oluşmadığından davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verecek olması halinde Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğu gözönünde bulundurularak aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, bu bakımdan mahkeme kararı ile davalı İdare aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiş olmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3046, K. 2025/4286, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3046-e-2025-4286-k-dc210c90d64c