Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/14010 E. 2025/9963 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14010
Karar No
2025/9963
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1040 Esas, 2024/2750 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar adına kayıtlı bulunan dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki 2753 parsel sayılı taşınmazın, 1096 ve 1097 parsellerin tevhidiyle 13.12.1996 tarihinde oluştuğunu, 2753 parselin öncesi 1096 parsel 13.10.1969 tarih ve 44 sayılı tapu kaydı ile sahil boyu 268 tahrir vergi kaydına istinaden 13.05.1977 tarihinde dayanak kayıt malikleri ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş olduğunu ve 19.02.1981 tarihinde dayanak kayıt malikleri adına komisyon kararı ile kesinleştiğini, tapuda yapılan satışla 1/2'lik payını müvekkil davacı ... 23.08.1994 tarihinde, 1/2'lik payını ise müvekkil davacı ... 02.07.1996 tarihinde devraldığını, 1097 parselin ise, 702 sayılı vd. tapu kayıtları ile sahilboyu 285 tahrir vergi kaydına istinaden ... ... ve müşterekleri adına 14.05.1977 tarihinde tespitle, Hazinenin itiraz üzerine yargılama aşamasında müvekkil davacı ... 04.09.1981 tarihinde tespit maliklerinden itirazlı şekilde satın aldığını ve hükmen 05.05.1996 tarihinde adına sicil edildiğini, davacılar adına kayıtlı 2753 parselin öncesi olan 1096 ve 1097 numaralı parsel olarak ayrı ayrı tapulama yapıldığı ve bu parsellere ait 31.06.1938 tarihli vergi kaydından (.... tahrir nolu vergi kayıtları) her iki parselin sınırlarının doğu hudutları deniz olarak okunduğu ve yine her iki parselin de batı hudutlarının yol olarak okunduğu diğer hudutlarının şahıs arazileri olduğunun kayıtlardan görüldüğünü, ayrıca müvekkil davacıların aldığı ilk tapu kayıtlarında da taşınmazın sınırlarının şarken deniz garben yol olduğunu, müvekkil davacılar tapu kütüğüne güvenerek deniz kıyısında olan taşınmazları aldığını, 2753 parseli oluşturan 1096 ve 1097 parsellerden, 1097 parsel için ... 1. Kadastro Mahkemesinde açılan tapulama tespitine itiraz davasında, 1992/152 Esas, 1994/50 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne kararı verilmiş olduğunu, diğer kısım için de görevsizlik kararı verildiğini, 2006 yılında davalı ... kıyı kenar çizgisinin değiştirilmesi sonucu, müvekkil davacıların parselinin önünde idari yoldan parsel çıkarmış ve uhdesine 3354 parsel numarası ile tescil ettiğini, müvekkil davacılar tapu kaydına istinaden kendi parsellerinin deniz kıyısı olduğunu ve eğer bir parsel çıkarılacaksa ve kıyı kenar çizgisinin dışında ise ilgili taşınmazın kendilerine ait olduğunu, aksi halde mülkiyet haklarının ihlal edileceğini, Maliye Hazinesinin idari yolla parsel çıkardığı 3354 sayılı parselin iptaline ve adlarına tescili için ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmış olduklarını, Yerel Mahkeme, 2007/293 Esas 2010/262 Karar sayılı kararla davayı kabul etmiş olduğunu; ancak temyiz üzerine Yargıtay, Hazine adına kayıt oluşturulmasının sonuca etkili olmadığından bahisle kararı esastan bozduğunu, bu davanın 24.12.2012'de kesinleştiğini, davalı ..., davacı müvekkillerin deniz kıyısı parselinin önüne parsel çıkardığını ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, taşınmazın bir kısmının Hazine adına kaydedilmesiyle taşınmazın yüzölçümünün küçüldüğünü ve müvekkillerin malvarlığında büyük bir azalma söz konusu olduğunu, uğramış oldukları zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Hazine vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların, dava konusu ... ili, ..., ... Mahallesinde kain ve tapu kütüğünde 2753 parsel sayılı taşınmazın, 1096 ve 1097 parsellerin tevhidiyle 13.12.1996 tarihinde oluştuğunu, dava konusu 2753 parsel, öncesi olan 1096 ve 1097 numaralı parselleri tapu kayıtlarında şarken deniz garben yol yazması sebebiyle satın aldıklarını, dolayısıyla davacıların tapu kütüğüne güvendiğini ve bahse konu taşınmazları deniz kıyısında olması sebebiyle satın aldıklarını, davacılara ait parsellerin geldilerine bakıldığında; vergi kayıtları ve tapu kütüğünde deniz kıyısında olduğunun görüleceğini, davacılar Yerel Mahkemeden, davalının idari yoldan çıkarılan 3354 parselin bedelini talep etmediklerini, davacıların talep ettiği tazminat, tapu kütüğüne güvenerek aldıkları deniz kıyısı parselin daha sonra idari yol ile davacı müvekkillere ait parsellerin önüne parsel tescil edildikten sonra ortaya çıkan değer kaybına ilişkin olduğunu, diğer taraftan davacılar lehine nispi vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazine lehine düşük vekâlet ücreti takdir edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından her ne kadar 1096 ve 1097 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan eski zabıt kayıtlarının 2006 yılında idari yoldan davalı hazine adına tescil edilen 3354 parsel sayılı taşınmazı kapsamasına rağmen hazine adına tescil edilmesi nedeniyle tazminat talep edilmiş ise de söz konusu zabıt kayıtları 3402 sayılı yasanın 20. maddesi uyarınca miktarı ile geçerli olup söz konusu zabıt kayıtlarındaki miktara göre dava konusu 1096 ve 1097 parsel taşınmazların davacıların akdi halefleri adına tespit ve tescil edildiği, kadastro tespiti sırasında ve hükmen tescil dosyasında eski zabıt kayıtlarının kapsamının tayin edildiği, eski zabıt kayıtlarının kıyı kenar çizgisine ulaşmadığı, 3354 parsel sayılı taşınmaza yönelik davacı ... tarafından açılan tapu iptal davasının da reddine karar verildiği, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı herhangi bir zararın bulunmadığı, tazminat koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesinin dayandığı gerekçe göre davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca maddi tazminat davasının reddi durumunda davalı lehine maktu vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken mahkemece davalı Hazine yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/14010, K. 2025/9963, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-14010-e-2025-9963-k-55dcab82831e