Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/297 E. 2025/2596 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/297
- Karar No
- 2025/2596
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 1995/10 E., 1995/71 K.
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 16.01.1995 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Keles ilçesi ... köyünde bulunan taşınmazın tapulama dışı bırakıldığını, babası ve kendisi tarafından tarafından imar ve ihya edilerek 100 yılı aşkın süredir kullanıldığını, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme şartlarının lehine oluştuğu ileri sürerek dava konusu taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim şartlarının davacı lehine oluşmadığı gibi, çekişmeli taşınmazın imar ihya ile kazanılabilecek yerlerden de olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, "... davacının dayandığı 439 nolu vergi kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı taşınmaz edinim şartlarının davacı lehine oluştuğu ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulama harici bırakılan taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi gereğince tapuya tescili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiğinden bahisle kabul kararı verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Şöyle ki; 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince tescil davalarında Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesi gerekmektedir. Somut olayda dava, Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliği olarak Orman İdaresi ile ... Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek açılmıştır. Ancak, karar tarihinden sonra 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) 1. maddesi gereğince, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Bursa Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiş, aynı Kanun'un Geçici 1/13. maddesine göre de Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmış olup, böylelikle tescil davalarında taşınmazın bulunduğu ilçe belediye başkanlığı ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı da ilgili kamu tüzel kişisi olarak yasal hasım sıfatını kazanmıştır. Ne var ki, anılan yasa hükmü gereğince ilgili kamu tüzel kişisi sıfatıyla davada taraf olarak yer alması gereken, dava konusu taşınmazın bulunduğu Keles İlçe Belediye Başkanlığı ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığının davada taraf olarak yer almadığı ve bu nedenle davada taraf teşkilinin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Bunun yanında, 4721 sayılı Kanun'un 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Şu halde, iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi bakımından taşınmazın evveliyatının belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, çekişmeli taşınmaz yörede yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmasına karşın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı, paftasında ne olarak işaret edildiği hususu sorulup saptanılmadığı gibi, yöntemince orman araştırması yapılarak taşınmazın evveliyatında orman olup olmadığı, niteliğinin ne olduğu, bir diğer ifade ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı da belirlenmemiştir.
Öte yandan, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan arazi kadastrosu çalışmaları araştırılmamış, taşınmaza komşu parsel tutanak ve dayanakları ile dava konusu olmaları halinde ilgili dava dosyaları getirtilerek bu dosyalardan da yararlanılmamıştır. Ayrıca davacının dayandığı 1936 tarihli ve 439 tahrir numaralı vergi kaydının mevki itibariyle taşınmazın bulunduğu mevkiye uymadığı ve doğu-kuzey sınırlarının gerçek kişileri gösterdiği halde bu hususlar üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, öncelikle, davacı tarafa, 6360 sayılı Kanun uyarınca ilgili kamu tüzel kişileri olarak yasal hasım konumunda bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Keles Belediye Başkanlığını davaya dahil ederek taraf teşkilini sağlaması hususunda süre ve imkan tanınmalı; bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan Belediyelerden davaya karşı savunma ve delilleri sorulup saptanmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına ilişkin olarak; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında hangi nedenle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı; taşınmazlara komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile dava konusu olmaları halinde ise dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilmeli; ayrıca dava konusu yerde yapılan tüm orman tahdit ve orman kadastro çalışmaları, 2/B madde uygulaması, aplikasyon, ve varsa düzeltme çalışmasına dair işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlandırma, sonuçların askı ilanı ve orman kadastro haritaları, 2/B haritaları, aplikasyon haritalarının orijinal renkli örnekleri, en eski tarihli hava fotoğrafları, bu fotoğraflardan üretilen memleket haritası ile dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve bunlardan üretilen memleket haritaları, yine en eski tarihli ortofoto haritası bulundukları yerlerden getirtilmeli yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, üç jeodezi mühendisi ve bir ziraat mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır. Bundan sonra taşınmazın açıklanan şekilde yapılacak inceleme sonucu orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi için; taşınmaz bölümünün önceki niteliği tespit edilerek, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar ne şekilde kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; davacının dayandığı vergi kaydının mevkii ve sınırları itibarıyla çekişmeli taşınmaza uyup uymadığı yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, zemine uyması halinde ise revizyon görüp görmediği belirlenmeli; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişilerden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının ve eski tarihli uydu fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığı ve tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlemesi istenilmeli ve bilirkişilerden dava konusu taşınmazların konumunun hava ve uydu fotoğrafları üzerinde gösterilmesi istenilmeli, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.