Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2619 E. 2024/7688 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2619
- Karar No
- 2024/7688
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1171 E., 2024/108 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ünye Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/16 E., 2023/31 K.
Taraflar arasında Ünye Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine .. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili ve katılma yolu ile adli yardım talepli olarak davalı ... tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; katılma yolu ile davalı ...'nın adli yardım talebinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 3069 ada 2 parsel sayılı 6708,06 m² yüzölçümündeki taşınmaz, fındık bahçesi niteliğinde, davacı adına tespit edilmiş,...’nın itirazının Kadastro Komisyonunca kabulü üzerine taşınmaz .. evlatları ., .., .., .. ve ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., çekişmeli taşınmazın babasının sağlığında kendisine ve kız kardeşlerine paylaştırıldığını, kız kardeşlerinin hissesini bedeli karşılığında satın aldığını öne sürerek Kadastro Komisyon kararının iptali ile taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “çekişmeli taşınmazın tarafların ortak murisinden geldiği ve taksim ile murisin kız çocukları .., .. ve ...'a bırakıldığı, davacının parseli bu kişilerden aldığını ispatlayamadığı” gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın kadastro komisyon kararı gibi tespitine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar davacı ... vekili ve katılma yolu ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davalı ...'nın katılma yolu ile temyiz talebinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır.
Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu Kanunlarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından temyiz yolu ile yapılmakta iken 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli hale gelmiştir. Başka bir deyişle, İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan temyiz yolu kapatılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'undaki (6100 sayılı Kanun) yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.
İstinaf Kanun yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir.
Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması halinde karar kesinleşmektedir.
6100 sayılı Kanunu'nun yargılama sitemine göre, İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararlarına karşı öncelikle istinaf yoluna başvurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusu üzerine, tarafın istinaf başvurusunun usulden / esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.
Taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine aykırı olacaktır. Zira, istinaf mahkemesinin elinin değmediği bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olmaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar, kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır.
Kural olarak İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Diğer bir ifadeyle, istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı ..., İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere; davalı ..., İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve aleyhine yeni bir karar verilmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yoluyla temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar.
Bu itibarla; davalı ... tarafından temyize konu edilen İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı ...'nın, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; davalı ...'nın temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; 2.a). Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 Sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.b). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 308 ve devamı maddelerine göre kabul, davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olup, kesin hükmün sonuçlarını doğurmaktadır.
Yargılama aşamasında ölen davalı ... mirasçılarından; ... 22.11.2022 havale tarihli, ... 21.11.2022 havale tarihli dilekçe ile, ... ise 15.02.2021 tarihli celsede davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.Öte yandan; davalı ..., 19.10.2020 havale tarihli dilekçe ile çekişmeli 3069 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı ..., .. ve .. adına yazılmasına muvafakat ettiğini beyan etmiştir. Bu durumda; .. 'ın 1/3 payının..'a devredildiği sabittir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dahili davalı ..., ... ve ... yönünden davanın kabul nedeniyle kabulüne, adı geçenlerin paylarının davacı ... adına yazılmasına karar verilmesi, miras payları belirlenirken davalı ... 'ın 1/3 payını ...'a devrettiği de dikkate alınması gerekirken, adı geçen dahili davalıların kabul beyanı ve davalı ...'nın miras payının devri beyanı gözardı edilerek karar verilmiş olması isabetsiz olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; 1.Yukarıda 1 no.lu bentte açıklanan nedenlerle katılma yolu ile davalı ...'nın adli yardım talebinin kabulü ile temyiz dilekçesinin reddine, 2.Yukarıda 2.(a) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ...'nın sair temyiz itirazlarının reddine,
3. Yukarıda 2.(b) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ...'nın temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.