Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/167 E. 2025/4896 K. – Kullanım Kadastro

Konu: Kullanım Kadastrosuna İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/167
Karar No
2025/4896
Karar Tarihi
Konu
Kullanım Kadastrosuna İtiraz

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/727 E., 2023/1020 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/155 E., 2021/833 K. Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan dava konusu 101 ada 80 parsel sayılı taşınmaz, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesi kapsamında 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılmıştır. 1995 ten beri ... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ...'nün elbirliği halinde kullanımındadır" şerhi konularak 25.07.2010 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, kadastro tespitine yapılan itirazlar sonucunda ise hükmen Hazine adına 16.05.2019 tarihinde aynı şerhlerle tescil edilmiştir. Davacılar vekili; dava konusu 101 ada 80 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığını ve kullanıcı olarak davalılar adına şerh verildiğini, ancak, taşınmazın ortak muris ...’den vekil edenleri ile birlikte tüm mirasçılara kaldığını, davacıların her birinin 12/420 oranında hak sahipliği ve zilyetliğinin olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazda davalılar adına usul ve kanuna aykırı olarak yapılan zilyetlik ve muhdesat tespitinin iptali ile davacıların her birinin 12/420 hisse olarak hak sahibi ile zilyet olduklarının tespitine, zilyetliklerinin tapuya şerh verilmesine, hisseleri oranında satın alma haklarının olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacı ...; dava konusu 101 ada 80 parseldeki haklarından ve davadan koşulsuz olarak feragat ettiğini bildirmiştir. Bir kısım davalılar vekili; kök muris ...'nün 1938 yılından beri zilyet olduğu tapusuz taşınmazlardan bir kısmını ölünceye kadar bakması şartıyla ...'ye 20.02.1978 tarihli senetle devrettiğini, bu tarihten itibaren taşınmazın vergilerinin ödenerek zilyetliğinin sürdürdüğünü, muris ...'nün çocuklarından ...'nın ağabeyi ...'ye senetle devredilmiş olan taşınmazı da kapsar şekilde dört parça tapusuz taşınmazın mirasçılar adına tescilli talepli dava ile ...'nün kazandırıcı zamanaşımı ve 20.02.1978 tarihli harici senede dayanarak taşınmazın terekenin dışında tutularak adına tescilini talep ettiği davaların halen derdest olduğunu, 20.02.1978 tarihli senedin davaya konu 101 ada 22, 24 ve 43 parselleri kapsadığı gibi dava konusu taşınmazı da tamamen kapsadığını, dava konusu taşınmazın zilyetliğinin ... ve mirasçıları tarafından 30 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız sürdürüldüğünü, davalıların aynı taşınmaza yönelik açtıkları ... Kadastro Mahkemesinin 2013/18 Esas sayılı dosyada da karar verildiğini ileri sürerek davanın kesin hüküm nedeniyle ve esastan reddini savunmuştur. Mahkemece, mahallinde icra edilen keşif neticesi alınan zirai raporda taşınmazı üzerinde yer yer imar ve ihya edilmemiş alanlar ve çalıların olduğu, içerisinde az miktarda bulunan meyve ağaçlarının tam verim durumunda olmadıkları, ayrıca muhtelif yaşlarda armut badem zeytin ve delice zeytinlerin yer aldığı, eldeki davanın mahiyeti gereği davacıların dava konusu taşınmazda kullanımları olduğunun ispat edilmesi gerektiği ancak tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarında bu hususun ispat edilemediği başka bir anlatımla davacıların dava konusu taşınmazda ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafça dava konusu taşınmazın davalıların değil kendilerinin kullanımında olduğuna yönelik bir iddia bulunmayıp, davacı tarafça taşınmazın taraflarla ortak murisleri olan ...'den mirasçılarına intikal ettiği ve mirasçıların elbirliği halinde mülkiyetinde bulunduğu, bu nedenle kendilerinin de miras payları oranında kullanım haklarının bulunduğu iddiasıyla eldeki davanın açıldığı; yine davacı tarafça sunulan dava dilekçesinde, murisin dava konusu taşınmazdaki zilyetliğini çocuklarından ...'ye senetle devrettiğini iddia ettiği ve bu şekilde dava dilekçesi ekinde sunularak gerek varlığı gerekse dava konusu taşınmaz hakkında olduğu davacı tarafça kabul edilmiş olan 20.02.1978 tarihli bu senette, muris ...'nün tarlasını oğlu ...'ye devrettiğinin ve diğer çocuklarının haklarının olmadığının yazılı olduğu; dolayısıyla dava konusu taşınmazın zilyetliğinin tarafların ortak murisi ... tarafından sağlığında oğlu ...'ye devredilmesi nedeniyle murisin terekesine dahil bir taşınmaz olmadığından ve bu nedenle murisin ölümüyle taşınmazdaki zilyetliğin mirasçılarına intikal ettiğini kabul etmek mümkün bulunmadığından, bu devir nedeniyle taşınmazda davacıların muristen gelen zilyetlik ve kullanım haklarının olmadığına göre davanın bu sebeple reddinin gerektiği; bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin sonuç itibarıyla doğru olduğu gerekçeleri ile istinaf talebi esastan reddedilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/167, K. 2025/4896, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-167-e-2025-4896-k-90d67ef8efe9