Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1327 E. 2025/3648 K. – Tescil

Konu: Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1327
Karar No
2025/3648
Karar Tarihi
Konu
Tescil

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1550 E., 2023/1474 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/68 E., 2023/17 K. Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk tesis kadastrosu çalışmalarının 1958 yılında yapıldığı, dava konusu taşınmazın paftasında orman olarak tescil harici bırakıldığı, 1987 yılında 6831 sayılı Orman Kanununa (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu çalışmasının bulunduğu ve dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ...Mahallesi tapuda 8 paftada bulunan 542, 543, 544 ve 508 parsellerin sınırında ve doğusunda bulunan yaklaşık 20 dönüm taşınmazı müvekkilinin malik sıfatıyla zilyet olarak kesintisiz ve fasılasız olarak 30 yıldır kullanmasından dolayı olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle tapuya kayıtlı olmayan tescil harici bırakıldığını, taşınmaza ayrı ve yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kadastro Müdürlüğü tarafından verilen müzekkere cevabında dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında neden tescil harici bırakıldığına yönelik bir bilge ve belge bulunmadığı, kadastro paftasında orman yazıldığı durumun Orman İşletme Müdürlüğünden sorulması gerektiği belirtilmiş, mahkememizce Orman İşletme Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının 1987 yılında kesinleştiği ve dava konusu taşınmazın orman sayılmayan alanda kaldığı belirtilmiştir. 08.09.2022 tarihli fen bilirkişi raporu ile 20.09.2022 tarihli orman mühendisi bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın 1954 yılı hava fotoğrafı değerlendirmesine göre tamamının orman sayılan alan içinde bulunduğu, 1965 yılından itibaren tarımsal kullanıma bağlı sınırların belirgin olduğu yani 1965 yılı ve devamında taşınmazda tarımsal faaliyet yürütüldüğü rapor edilmiştir. Keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazın 20-30 yıldan beri davacı tarafından tarımsal amaçlı kullanıldığı anlaşılmıştır. 29.09.2022 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın mutlak tarım arazisi olduğu ve jeoloji mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazda toprak taşınması vb bir durumun gözlemlenmediği rapor edilmiştir. Somut durumda incelenmesi gereken hukuki sorun, taşınmazın 1954 tarihli hava fotoğrafına göre orman olmasının tescile engel olup olmayacağı ve davacıların zilyetlikleri ve imar ihya faaliyetlerinin zilyetlikle kazanıma elverişli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/11056 Esas 2019/6268 Karar sayılı ilamında ''(''...H.G.K.’nin 24.10.2001 tarihli ve 2001/8-964 E., 751 K. Sayılı, 13.02.2002 tarihli ve 2002/8-183 E., 187 K., 2004/8-15 E., 7 K., 2004/8-242 E., 292 K. ve 20. Hukuk Dairesinin 2008/20-214 E., 241 K. sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik ise davalı yararına hak doğurabilecektir. '' şeklinde belirtildiği üzere her ne kadar davacının orman kadastrosunun kesinleşme tarihi olan 1987 tarihine kadar olan zilyedliğine hukuken bir değer verilmeyecek ise de, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile harita mühendisi bilirkişi raporuna göre davacının 1987 tarihinden itibaren bu taşınmazı tarımsal faaliyet yapmak sureti ile imar ihya ettiği ve nizasız ve fasılasız bir şekilde kullandığı, bu sebeple 1987 yılından 20 yıl sonrası olan 2007 tarihleri arasındaki zilyedliğine değer vermek gerekecek ve bu durumda olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı sebebi ile tescil şartlarını taşıyacağı anlaşılmış olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili ... İlçesi ...Mahallesi'nde 08.09.2022 tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporunun 4. sayfasında koordinatları ile birlikte belirtilen tescil harici alanın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nce; "Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda en eski tarihli hava fotoğrafı olan 1954 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde taşınmazın orman sayılan araziler içerisinde kaldığı belirtilmiş olmasına göre öncesi orman sayılan yerlerin zilyetlikten kazanılmasının hukuken mümkün olmadığı, mahallinde icra edilen keşif sırasında beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarında çekişmeli taşınmazın davacının dedesi ..., sonrasında oğlu ... ve son olarak da davacı tarafça yaklaşık 20-25 yıldır kullanıldığını, davacının İstanbul'da bulunan kardeşleri olduğunu ve taşınmazı davacı kullanıp icar bedellerini kardeşlerine ödediğini beyan etmesi ile özellikle davacının çekişmeli taşınmazı adına tescil isteminde bulunmasına göre yapılan değerlendirmede, davacının taşınmazı kullanması nedeni ile kardeşlerini icar bedeli ödediğinden davacının çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde ki zilyetliğinin tereke adına olduğu anlaşıldığından, müstakilen davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup,..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş, iş bu hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taşınmazın bulunduğu yörede 1958 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucunda düzenlenen kadastro pafta örneğinde çekişmeli taşınmazın, kadastrosu sırasında "orman" niteliğiyle tesbit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. H.G.K.’nin 24.10.2001 tarihli ve 2001/8-964 E., 751 K. sayılı, 13.02.2002 tarihli ve 2002/8-183 E., 187 K., 2004/8-15 E., 7 K., 2004/8-242 E., 292 K. sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Somut olayda, 1987 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmalarında çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığına göre, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik davacı yararına hak doğurabilecektir. Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince keşif sırasında alınan mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarından, davacının dedesi ..., sonrasında oğlu ... ve son olarak da davacı tarafça yaklaşık 20-25 yıldır kullanıldığı, davacının İstanbul'da bulunan kardeşleri olduğu ve taşınmazı davacı kullanıp icar bedellerini kardeşlerine ödediğini beyan etmesi ile özellikle davacının çekişmeli taşınmazı adına tescil isteminde bulunmasına göre yapılan değerlendirmede, davacının taşınmazı kullanması nedeni ile kardeşlerine icar bedeli ödediğinden davacının çekişmeli taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetliğinin tereke adına olduğu anlaşılmaktadır. Murisin ölümü ile terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup bir veya birkaç mirasçının terekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmamaktadır. TMK'nin 701 ve 702. maddeleri uyarınca elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları zorunludur. Dava konusu taşınmazın muris ...'tan kaldığı, usulüne uygun bir taksimin ispatlanamadığı ve bu haliyle davacının tek başına dava açamayacağı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle karar verilmesi hatalı ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilmesi suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi değiştirilmek suretiyle 6100 sayılı Kanun'un 370/4 üncü maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1327, K. 2025/3648, T. 12.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1327-e-2025-3648-k-c72f7cb1c376