Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/579 E. 2024/1098 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/579
- Karar No
- 2024/1098
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/2226 E., 2020/984 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/573 E., 2017/472 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, dava konusu Sivas ili Hafik ilçesi ... Köyü 178 ada 12 parsel, 108 ada 66 parsel ve 168 ada 71 parsel sayılı taşınmazlar sırasıyla 85.540,47 m2, 360.360,33 m2 ve 749,55 m2 yüzölçümleri ve ham toprak vasıflarıyla, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden oldukları açıklanarak Hazine adına tespit edilmişler, 108 ada 66 parsel ile 168 ada 71 parsele ait tutanakların itirazsız kesinleşmeleri üzerine 08.09.2006 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edilmişler, 178 ada 12 parsel ise tespite itiraz üzerine, davanın reddi ile tespit gibi 07.01.2008 tarihinde hükmen Hazine adına tescil edilmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 108 ada 66 parsel, 178 ada 12 parsel ve 168 ada 71 parsel sayılı taşınmazların malikleri oldukları halde kadastro tespiti sırasında hatalı olarak Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların kadimden beri malik sıfatıyla müvekkillerinin dedeleri, babaları ve sonrasında kendileri tarafından zilyet sıfatıyla kullanılıp ekilip biçildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların niteliği gereği zilyetlikle kazanılması ve özel mülkiyete konu edilmesi mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, ziraat ve jeoleji mühendisi bilirkişi raporlarına göre çekişmeli taşınmazların 5403 sayılı kanuna uymadığından tarım arazisi özellikleri göstermediği ve hali vasfında arazi olduğunun, jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporuna göre de dava edilen yerlerin işlenmemiş az ve orta eğimli araziler olduğunun belirtilmesi karşısında dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olduğu, ayrıca dava konusu taşınmazlarda ihya çalışmasının yapılmadığı, ekilip biçilen tarım arazisi niteliğinde olmadığı gibi, davacıların iddiasını doğrular şekilde bir delil de bulunmadığından davacı taraf lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediği gerekçeleri ile, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda; 1973 ve 2005 yılı hava fotoğraflarında dava konusu yapılan alanların işlenmemiş, az ve orta eğimli arazi olarak görüldüğü, ziraat ve jeoleji bilirkişi raporunda ise; dava konusu 108 ada 66 parsel ile 178 ada 12 parsel sayılı taşınmazlardaki dava konusu yapılan alanların çok dik meyilli (%20), orta bünyeli, hafif taşlı (%2-10) ve sığ (20-50 cm), hafif tuzlu, toprak yapılarının kaba strüktürde olduğu, içlerinde yaklaşık 20-25 yaşlarında gevenler ve çalılıklar olduğu ve bu hususların taşınmazların uzun yıllar kültüre alınmadığının göstergesi olduğu, imar ve ihyaya konu olabilecek yerlerden olmadığı, tarım arazisi özelliği taşımadıkları, 168 ada 71 parseldeki dava konusu alanın ise orta meyilli (% 6-12), orta bünyeli, hafif taşlı (% 2-10) ve sığ (20-50 cm), hafif tuzlu olduğu, dava konusu taşınmazın toprak yapısının kaba strüktürde olduğu, içerisinde 20-25 yaşlarında gevenler ve çalılıklar olduğu ve bu hususların taşınmazın uzun yıllar kültüre alınmadığının göstergesi olduğu, ham toprak özelliklerini taşıdığı, tarım arazisi özelliğinde olmadığı belirtildiğine ve bu bilgilerin renkli fotoğraflarla da desteklenen teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı raporlar karşısında davacı taraf lehine zilyetlikle kazanma süresi ve koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığına göre, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.