Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5639 E. 2024/8018 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5639
Karar No
2024/8018
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/930 E., 2023/2536 K. DAVA TARİHİ : 02.03.2015 KARAR : Bozma sonrası davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen vakıf üyeliğinin ve prim miktarının tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacı ...'nın Türkiye İş Bankası ...de güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığı 15.07.1982 ile emekli olduğu 31.08.2002 tarihleri arası davalı Vakfa üyeliğinin ve prim borcunun tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacının davalı Vakfın üyesi olduğu ve davalı Vakfa ödemesi gereken prim tutarının 1.439,73 TL ve dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 4.998,42 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, davalı Vakıf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının emekli olduğu tarihten itibaren dava açma tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine ise Dairemizce, somut uyuşmazlıkla zamanaşımı süresinin geçmediği, işin esasının incelenmesi gereğine değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, davanın İlk Derece Mahkemesi hükmünde olduğu şekli ile kabulüne karar verilmiş; iş bu kararın da davalı Vakıf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2021/709 Esas, 2022/10264 Karar sayılı ilamı ile; "...Buna göre, davacının 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatı olup olmadığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılamadığından, yönetmelikte yapılan değişiklikten davacının haberdar olup olmadığı ve 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatı olup olmadığı hususları üzerinde durularak eğer davacının Yönetmeliğe eklenen geçici 3. madde ile vakfa üyelik hakkı tanınması ve yazılı müracaat şartından haberdar olduğu ve 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatta bulunduğunun anlaşılması halinde yönetmelikte düzenlenen sürenin hak düşürücü süre olmadığı da dikkate alınarak şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi, aksi durumda yani davacının 30.12.2005 tarihinden önce vakfa yazılı olarak müracaat etmediğinin anlaşılması halinde ise, davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi, kabule göre de; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının dava tarihine kadar ödemesi gereken prim tutarına işleyecek faiz tutarı hesap edilirken dava tarihi 02.03.2015 olmasına rağmen hesaplamada dava tarihinin 15.06.2014 kabul edilerek davalı Vakıf aleyhine olacak şekilde eksik faiz hesap edilmesi" doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince; 01.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren davalı vakfın Yönetmeliğinin geçici 3 üncü maddesi hükmü dikkate alındığında, davacının her ne kadar belirli süreli olarak nitelendirilse bile belirsiz süreli olarak çalışmış olması, bu sebeple vakıf üyesi olma koşulunun çalışma şartı yönünden yerine getirilmiş olduğu, yönetmelik değişikliğinin davacı gibi güvenlik görevlisi statüsünde çalışanlar için vakıf üyesi olma ve geriye dönük hizmet sürelerini borçlanma olanağı tanıdığı, dolayısıyla davacı bakımından tüm üyelik koşullarının yerine getirilmiş olduğu, bilirkişi raporu gereğince davacının ödemesi gerekli prim aslının 1.439,73 TL, tespit edilen prim aslına uygulanması gereken yasal faiz tutarının 5.090,72 TL olduğunun tespit edildiği, davacının prim aslı ve işlemiş faizini ödemesi koşuluyla davalı vakfın doğal üyesi olduğunun kabulü gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne ve davacının, davalı Vakfın üyesi olduğu,, davacının davalı Vakfa ödenmesi gereken prim aslının 1.439,73 TL ve dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 5.090,72 TL olduğunun tespitine, tespit edilen prim aslına dava tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Davalı vekili davanın kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; davacının yönetmelik değişikliğinden haberdar olduğunu, haberdar değilim yönündeki savunmanın hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olduğu, vakıf mevzuatı uyarınca talebin, hak düşürücü sürenin dolmasından sonra yapıldığı, davacının yönetmelikte belirtilen 31.12.2005 tarihine kadar vakfa müracaatının olmadığı, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir. Dava, davalı Vakıf senedinde 2005 yılında yapılan değişiklik sonucu davacının Vakıf üyesi olduğu ile davalı Vakfa ödemesi gereken prim miktarının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 157,75 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5639, K. 2024/8018, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-5639-e-2024-8018-k-4f707057f804