Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5505 E. 2024/7227 K. – Tapu İptal Ve
Konu: Tapu İptal Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5505
- Karar No
- 2024/7227
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptal Ve Tescil
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1413 E., 2022/479 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/44 E., 2021/339 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Bursa ili Gemlik ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 249 ada 253 ve 254 parsel sayılı sırasıyla 844,99 m2 ve 1012,52 m2 yüz ölçümündeki taşınmazlar tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, tutanağın beyanlar hanesine taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının ...'a ait olduğu yönünde şerh verilmiştir. Davacı vekili; dava konusu Bursa ili Gemlik ilçesi ... mahallesi 249 ada 253 ve 254 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin yapıldığını, söz konusu yerlerdeki ağaçların muhdesat hakkının davacı adına tespit edildiğini, ancak yerin arazi mülkiyet hakkının Hazine adına kaydedildiğini, taşınmazların geçmişe dönük olarak 20 yıldan fazla bir süredir, davasız, aralıksız davacının malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunu, şartlar tamamlanmış olduğundan davacının 20 yıllık zilyetlik süresinin dolduğu an itibari ile mülkiyet hakkının tespiti ile Hazine adına tescilin iptali ve davacı adına tescili gerektiğini öne sürerek, dava konusu taşınmazların zaman aşımı ile mülkiyetinin kazanımı şartları oluştuğundan, zaman aşımı ile kazanımının tespiti ile davalı ... adına olan tescilin iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; taşınmazın kadastro çalışmalarında tespit harici bırakıldığını, tespit harici bırakmanın da bir kadastro işlemi olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na göre çalılık vasfında olan yerlerde artık tespit harici bırakılmayarak Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu yerin bitki örtüsüne bakıldığında zeytin ağaçları ile kaplandığı, eğiminin yaklaşık % 20-25 civarında olduğu, 1943 tarihli fotoğrafta zeytinlik olmadığı, 1955 yılına ait fotoğrafta ise açık alan olduğu, memleket haritalarında 1943 tarihinde çalılık vasfında olduğu, 1958 tarihinde zeytinlik olduğu, 1976 yılında zeytinlik olduğu, 1997 yılında yapılan incelemede ise yine zeytinlik vasfında olduğunun bilirkişi raporlarından anlaşıldığı, zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğu ve dava konusu yerin tarla vasfında olduğu, memleket haritaları ve hava fotoğrafında 1958 yılından itibaren zeytinlik vasfına kavuşmaya başladığı, geçmişten bugüne 713. maddedeki olağanüstü zilyetlik şartlarını taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Bursa ili Gemlik ilçesi ... mahallesi 249 ada 253 parsel ve Bursa ili Gemlik ilçesi ... mahallesi 249 ada 254 parselde davalı ... adına kayıtlı taşınmazların tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların zilyetliği doğrulamasına, kaldırma kararı öncesinde alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazlar üzerinde dikilmiş 35-40 yaşlarında zeytin ağacı bulunduğunun bildirilmesine, gerek kaldırma kararı öncesi alınan gerekse kaldırma kararı sonrası yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazların yörede yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yer olarak bırakıldığı belirtildiği gibi imar ve tespit tarihinden önceki 20 yıldan fazla zamana tekabül edecek şekilde 1984 yılı hava fotoğrafında taşınmazın imar ihya edildiği ve zilyetliğin başladığının, 1994 ve 1997 tarihli hava fotoğraflarında ise taşınmazların zeytinlik vasfında kullanımda olduğunun bildirilmesine, yine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2021 tarihli ve 2021/7525-11152 E.-K. sayılı kararında "çekişmeli taşınmazın, evveliyatı itibariyle, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunda ihtilaf bulunmamakla birlikte, bu tür yerlerde taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışarısında bırakılma tarihinden sonra sürdürülen zilyetliğe kıymet verilecek, taşınmazın orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesine göre yapılan genel arazi kadastrosundaki tespit tarihine kadar kazanmaya yeterli zilyetlik süresi geçmiş ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddesinde aranan şartlar da gerçekleşmiş ise, taşınmazın gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmesinin mümkün olabileceğinin" belirtilmesi hususları birlikte gözetildiğinde, gerek imar gerekse tespit günü itibariyle çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanma koşullarının oluştuğu belirlenerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.