Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5485 E. 2025/4914 K. – Uygulama Kadastr
Konu: Uygulama Kadastrosu
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5485
- Karar No
- 2025/4914
- Karar Tarihi
- Konu
- Uygulama Kadastrosu
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/8 E., 2023/41 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-A maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı murisi ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 114 ada 9 parsel sayılı 16536,09 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1619 ada 9 parsel numarasıyla 16658,17 m² yüzölçümlü olarak; Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan davalı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 114 ada 27 parsel sayılı 582469 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 584013,42 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında murisi ...'un paydaşı olduğu eski 114 ada 9 (yeni 1619 ada 9) parsel sayılı taşınmazın davalı 114 ada 27 parsel sayılı taşınmazla olan sınırının değiştiğini ve hatalı şekilde belirlendiğini ileri sürerek, uygulama kadastrosunun iptali ile taşınmaz sınırlarının eski duruma getirilmesini istemiştir. Yargılama sırasında 1619 ada 9 parsel sayılı taşınmaz malikleri ... ve müşterekleri, davacı tarafından açılan davaya muvafakat ettiklerini belirterek ayrı ayrı davaya katılmışlardır. İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Hukuk Dairesi'nin 28.09.2020 tarihli ve 2019/4263 Esas, 2020/3508 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece, taşınmazın paydaşlarından olan ... kızı ..., ... oğlu ... ve ... kızı ...’nın davaya katılımı sağlanmaksızın davanın esası hakkında hüküm kurulduğu, davanın niteliği itibariyle, dava sonucundan müşterek maliklerin tamamının hukukunun etkilenecek olması nedeniyle adı geçen diğer paydaşların da davaya katılımının sağlanmasının zorunlu olduğu, hal böyle olunca; mahkemece, davacıya adı geçen diğer paydaşların da davaya katılımını sağlaması için süre ve imkan tanınması, verilen süre içerisinde bu eksikliğin tamamlanması halinde yargılamaya devamla sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak; "...uygulama kadastrosunun genel amacının, mülkiyet ihtilaflarını çözmek veya fiili duruma uyularak yeni sınırlar oluşturmak değil, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi olduğu, itiraza konu sınır hattında tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu arasında herhangi bir değişikliğin olmadığı, uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda dava konusu 1619 ada 9 parsel sayılı taşınmazın genel yüzölçümünde azalma değil, 122,08 metrekare artış olduğu, bozma ilamı öncesinde alınan 21/04/2014 havale tarihli bilirkişi raporu ile bozma ilamı sonrasında alınan 28/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin birbiriyle ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, her iki rapordan da uygulama kadastrosu çalışmalarında herhangi bir tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunmadığının anlaşıldığı..." gerekçesiyle asıl dava ve müdahillerin davasının reddine, çekişmeli 1619 ada 9 ve 114 ada 27 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil ... tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup müdahil ...'un temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden müdahil ...'dan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi