Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5455 E. 2024/5242 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5455
- Karar No
- 2024/5242
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.09.2024 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davacı ... vekili gelmedi. Karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat ... , davacı ..., ..., ... ve ... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.09.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Konya ili Kulu ilçesi .../... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 274 ada 12 parsel sayılı 25.801,71 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde İlyas Sertdemir'in işgalinde olduğu belirtilerek, ... tevzi çalışmaları sonucunda oluşan tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve müvekkili adına tapuya tescilini istemiştir. Davalı Hazine vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemeyeceği belirtilerek; komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, sağ olan tespit ve belirtmelik bilirkişileri ile üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulunun katılımıyla yapılacak keşifte; çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera olup olmadıkları, mera parselinden ne şekilde ayrıldıkları, kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldıkları gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından sorulup saptanması, ... Tevzi Komisyonu çalışmalarına katılmış heyet üyeleri ile bilirkişilerden hayatta olanların da tanık sıfatı ile dinlenilmesi, ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliklerini bildiren, öncelerinin mera olup olmadığı ile bitişik mera parselinden ne şekilde ayrıldığını açıklayan, komşu parsellerin ... yapısı ve bitki desenleri yönünden karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren; gerektiğinde çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye olanak veren, çekişmeli taşınmazlar ile ... tevzi komisyonunun 584, 585, 586, 587, 588 ve 589 belirtmelik parselleri ile 1143, 1144, 1145, 1146, 1147 ve 1148 dağıtım parsellerini 1936 yılı 215 tahrir numaralı vergi kaydı ile ... tevzi çalışmaları ve kadastro çalışmaları sırasında davacılar adına tespit edilmiş taşınmazları birlikte gösteren, çekişmeli taşınmazların mera parsellerinden ne şekilde ayrıldığını yan kesit çizelgesi ile açıklayan ayrıntılı rapor alınması, aynı zamanda aynı ada 29 parsel sayılı taşınmazın evvelce mera olan niteliğinin neye dayanılarak "taşocağı" olarak değiştirildiğine ilişkin belgelerin getirtilmesi ve dosya ekinde bulunan, davacı ...'ın kardeşi ... tarafından aynı ... tevzi parseline ilişkin tapu kaydının iptali istemi ile açılan ve davanın kabulü ile sonuçlanan tapu iptali ve tescil davasına ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.07.1995 tarih 1995/161-521 sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği ve kapsamının neresi olduğunun saptanarak ve komşu parsellerle ilgili dava dosyalarının sonuçları da araştırılıp, uygulamada yararlanılmak suretiyle, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "1963 yılında ... tevzi çalışmaları sonucu hazırlanan 1146 nolu komisyon parselinin 274 ada 12 nolu kadastro parselini ve 1145 nolu komisyon parselinin 274 ada 13 nolu kadastro parselini kapsadığı, hava fotoğrafında 1955 yılında taşınmazların hali arazi olarak göründüğü, gerçeğin resmi olan hava fotoğraflarına itibar edilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazların mera olmadığı ve meradan açılma da olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesinde aranan Hazine adına tapu kayıtlarının oluştuğu tarih olan 1963 yılından geriye doğru en az 20 yıldan beri imar ve ihya ile ekonomik amaca uygun zilyetlik şartının davacıların bayisi ve murisleri lehine oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 274 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.100,00 TL avukatlık ücretinin davacı ...'den alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.