Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/446 E. 2024/4690 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/446
Karar No
2024/4690
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Asıl ve birleşen davanın kabulüne Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili ve davalı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Ankara ili Gölbaşı ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 394, 395 ve 396 parsel sayılı 43.300,00 - 17.300,00 ve 58.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine bağlı olarak, sırasıyla ... ve ... adlarına tespit ve tescil edildikten sonra, 394 sayılı parsel intikal nedeni ile dava dışı ... ve müşterekleri adına, 395 ve 396 sayılı parseller ise kayda dayalı satın alma nedeniyle ... adına tescil edilmiştir. Aynı çalışma alanında bulunan 457 parsel sayılı 79.550 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile ...adına tespit ve tescil edildikten sonra, 825 ve 826 sayılı parsellere ifraz edilerek 825 sayılı parsel satış yolu ile davacı-davalı ... adına, 826 sayılı parsel ise yine satış yoluyla ... ve müşterekleri adına kaydedilmiştir. Taşınmazların tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde tersimat hatası bulunduğu, ayrıca 825 ve 826 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesinde 394, 395 ve 396 parsellerle binmeli olduğu şerhi yazılmıştır. Asıl dosyada davacı ..., 825 ve 826 parsel maliklerini hasım göstermek suretiyle, 395 ve 396 sayılı parsellerin babası ... ’den intikal ettiğini belirterek, bu parseller ile 825 ve 826 parseller arasında bulunan tersimat hatasının 395 ve 396 parsellerin yüzölçümü miktarı sabit kalmak üzere düzeltilmesi istemiyle; birleşen dosyada davacı ... ise, 826 parsel maliklerini hasım göstererek, 15.000 metrekare miktarındaki 825 parselin 826 parselle olan tersimat hatasının düzeltilmesi ve 826 parselin yüzölçümünün belirlenmesi istemiyle dava açmışlardır. İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece, çekişmeli taşınmazlar başında teknik bilirkişi kurulu eşliğinde yeniden keşif yapılarak, 395 ve 396 parsel sayılı taşınmaz malikinin mirasçısı tarafından, 457 parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan 825 ve 826 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın 18 nolu kadastro paftası esas alınmak suretiyle, yalnızca davaya konu parseller hakkında değerlendirilme yapılarak tersimat hatası bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve mevcut ise tersimat hatasının bu şekilde giderilmesi; yine birleşen dosya davacısı ...’un davasının da 825 ve 826 parseller arasındaki tersimat hatasının giderilmesine ilişkin olduğu dikkate alınarak, yalnızca bu parseller arasındaki tersimat hatasını giderecek şekilde rapor düzenlenmesinin istenmesi ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen dosyada davanın kabulü ile; Fen Bilirkişisi ... tarafından sunulan 30.11.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide belirtildiği şekilde Ankara ili Gölbaşı ilçesi ... Mahallesi 457 parsel sayılı taşınmazın alanının 61.930,21 m2 olarak ve 825 parsel sayılı taşınmazın alanının 15.000,00 m2 olarak, 826 parsel sayılı taşınmazın alanının 46.930,21 m2 olarak belirlenmesi sureti ile bilirkişi raporuna ekli krokiye uygun olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve davalı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde, "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükmün infaza elverişli olduğu söylenemez. Şöyle ki; asıl dosya, çekişmeli 395 ve 396 sayılı parsel sayılı taşınmaz maliki tarafından 825 ve 826 parsel sayılı taşınmaz maliki hasım gösterilerek; birleşen dosya, çekişmeli 825 parsel sayılı taşınmaz maliki tarafından 826 parsel sayılı taşınmaz maliki hasım gösterilerek açılmış olup 825 ve 826 parsel sayılı taşınmazların 457 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Ne var ki; Mahkemece hükümde sadece çekişmeli taşınmazların neticeten olması gereken metrekareleri yazılmak ve koordinatsız, ölçeklendirmesiz, harflendirmesiz bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda önceki bozma ilamında belirtildiği üzere 18 numaralı kadastro paftasının esas alınması doğru ise de raporun koordinat, ölçeklendirme içermediği gibi hangi taşınmazdan ne kadar alanın ifrazı ile yeni alanların oluşacağı net bir şekilde belirtilmemiş, ifraz edilecek alanlarda harflendirme yapılmamıştır. Hal böyle olunca; mahallinde, teknik bilirkişi kurulu eşliğinde yeniden keşif yapılmalı ve denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uygulamasını denetlemesi istenmeli ve bu kapsamda, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, 3402 sayılı Kanun' un 41 inci maddesi uygulaması sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, 3402 sayılı Kanun' un 41 inci maddesi uygulamasında hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uygulaması sonucu oluşan paftasını çakıştırması ve fen bilirkişi haritasında, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uygulamasında yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiğinin de gösterilmesi istenilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak infaza elverişli olmayan karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/446, K. 2024/4690, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-446-e-2024-4690-k-be786365ae8e