Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/432 E. 2024/6584 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/432
- Karar No
- 2024/6584
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/568 E., 2022/978 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Türkeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/59 E., 2022/43 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sinop ili ... ilçesi ... köyünde kain 101 ada 170 parsel sayılı taşınmazın tamamının 2007 yılında gerçekleşen tapulama çalışmaları neticesinde orman vasfıyla davalı idare adına tespit ve tescil edildiğini, tescilin kısmi olarak gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın yaklaşık 800-900 metrekarelik yüzölçüme sahip yol kenarında bulunan zeminde halen sınırları belirli kısmının orman niteliği bulunmayıp özel mülke konu olarak yüzyılı aşkın süredir müvekkinin babası tarafından ailesinin zilyetliğinde ve mülkiyetinde olduğunu, talebe konu arazi parçasının bütün olarak devamı niteliğinde bulunan 101 ada 157 parsel sayılı taşınmazla birlikte kullanıla geldiğini, tapulama tespitinde hataya düşüldüğünü belirterek, 101 ada 170 parsel sayılı taşınmazın 800-900 metrekarelik yüzölçümüne sahip kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2018 tarihli ve 2016/31 Esas, 2018/227 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, Sinop ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 170 parsel sayılı taşınmazın 16.05.2018 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.391,09 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ile belirtilen kısmın ifraz edilerek bulunduğu adanın son parsel numarası adı altında tarım arazisi vasfıyla davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmekle, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 05.04.2019 tarihli ve 2019/245 Esas ve 2019/667 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma ve inceleme nedeniyle kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın orman vasfını taşımadığı, kadastro tespitinin yapıldığı 2007 yılı öncesinde davacının murisinden kendisine intikal etmiş olan ve zilyetliğinde bulundurduğu taşınmazın mülkiyetini 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddeleri ile aranan 20 yılı aşkın zilyetlik şartını gerçekleştirerek kazanmış olduğu, kadastro çalışmaları esnasında davacı adına tespit yapılması gerekirken davalı idare adına yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın 14.10.2021 havale tarihli raporda fen bilirkişisi tarafından (A) harfi ile gösterilen 1.391,09 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ile belirtilen kısmın ifraz edilerek bulunduğu adanın son parsel numarası adı altında tarım arazisi vasfıyla davacı adına tesciline karar verilmiştir. Karar davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, Mahkemece yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın 20 yıldan 40 yıla varan sürelerle fiilen kullanılmadığı, nitekim orman bilirkişi raporlarına bakıldığında taşınmazın üzerinde taşınmazın uzun süre kullanılmaması nedeniyle ormanlaşmış olduğu, iki kapalılıkta 20 yaşlarına varan kızılağaç, kestane, çınar gibi orman ağaçları ile kaplı olduğu, nitekim harita bilirkişisinin raporunda 2006 tarihli hava fotoğraflarına bakıldığında taşınmazın üç tarafının orman ile çevrili olduğu, şu haliyle taşınmazda davacı lehine edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili, orman bilirkişileri tarafından tanzim edilen 16.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın keşif esnasında çekilen ve fiili durumunu gösterir fotoğrafta taşınmazın çıplak halde olduğu ve üzerinde orman emvalinin bulunmadığının net şekilde görüldüğünü, aynı raporda taşınmazın orman toprağı özellikleri taşımadığının, orman tahdidi, eski tarihli hava fotoğrafları ve eski memleket haritalarında açıklık alan olarak görüldüğü ve çekişmeli taşınmazın tamamının orman sayılmayan açıklık alanda kaldığı görüşüne yer verildiğini, 31.05.2018 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da taşınmazın fiili durumunun saptandığını, ilk icra edilen keşif tarihi itibarıyla taşınmaz üzerinde orman emvali bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrasında 11.10.2021 tarihinde icra edilen keşifte taşınmaz üzerinde orman emvaline rastlandığı bilgisinin doğru değerlendirilmesi gerektiğini, iki keşif arasındaki 3 yıllık sürede Karadeniz iklimine bağlı olarak bitki örtüsü oluştuğunu, müvekkilinin taşınmazın mülkiyet hakkına sahip olduğunu, taşınmazda zilyetliğinin bulunduğunu, hiçbir dönem taşınmazı terk iradesi içinde olmadığının mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları birbiriyle çeliştiği gibi yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararın kaldırılmasına dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 05.04.2019 tarihli ve 2019/245 Esas, 2019/667 Karar sayılı kararında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan tüm tahdit ve 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri getirtilerek daha önceki keşifte görev almayan uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi ve iki harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu refakatinde yeniden keşif yapılması gerektiği belirtilmiş ise de, bu karar sonrası yapılan keşifte daha önce rapor düzenleyen orman yüksek mühendislerinin de görevlendirildiği, yörede yapılan tüm orman kadastrosuna ilişkin belgelerin getirtilmediği, yine dosya arasına alınan her iki bilirkişi raporunda tahdide ilişkin tespitlerin de çelişkili olduğu görülmüştür. Öte yandan, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 31.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın çiftlik hayvanlarının otladığı türden buğdaygil ve baklagil yem bitkilerinden oluşan çayır mera bitkileri ile kaplı bulunduğu, taşınmazın uzun yıllar tarım amaçlı işlendiğinden horizon teşekkülünün kaybolup mütecanis yapının meydana geldiği ve toprak yapısı, bitki örtüsü, meyil derecesi, erozyonla olan irtibat durumu, fiiliyatta tarım yapılabilecek özelliklere sahip olması nedeniyle kuru tarım arazisi olduğu kanaati belirtilmiş, 23.11.2021 tarihli orman bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda ise çekişmeli taşınmazın 2 kapalılıkta genç yaşta asli orman ağaç türleri ile kapalı olması, doğu, batı ve kuzey yönlerden Devlet ormanı ile çevrili bulunduğu bildirilmekle bu sonuca ne şekilde varıldığı dosya kapsamından anlaşılamamıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm tahdit ve 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve ayrıca yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise ilgili karar örnekleri bulundukları yerlerden getirilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde ve önceki bilirkişi raporları da irdelenmek suretiyle müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi sınırları içinde bulunup bulunmadığı, tahdit içindeyse hangi tarihte yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içine alındığı kesin olarak belirlenmelidir. Çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bulunmadığı veya bulunmakla beraber tahdide itiraz davası bakımından sürenin geçirilmediği anlaşılırsa bu kez keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu'nun (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun ) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile Değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, taşınmazın tapuya tescil tarihi olan 2007 yılından önce davacı yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.