Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/423 E. 2024/4927 K. – Uygulama Kadastro

Konu: Uygulama Kadastrosuna İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/423
Karar No
2024/4927
Karar Tarihi
Konu
Uygulama Kadastrosuna İtiraz

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, Samsun ili Havza ilçesi ... Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 148 ada 2 parsel sayılı 297,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 180 ada 2 parsel numarasıyla ve 291,41 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 148 ada 3 parsel sayılı 645,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 180 ada 3 parsel numarasıyla ve 635,10 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini, eksikliğin davalı adına kayıtlı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, dava açmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı adına kayıtlı taşınmazda meydana gelen azalmanın 5,59 metrekare olmasına rağmen 60,00 metrekarelik bir alanın tapu kaydının iptali ve adına tescilini talep ettiğini, müvekkilinin taşınmazında talep edilen miktar kadar artış meydana gelmediğini, dava konusu taşınmazların uygulama kadastrosunda tespit edilen sınırlarla tesis kadastrosundaki sınırların aynı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "bilirkişiler tarafından usulüne uygun olarak çakıştırma işleminin yapıldığı, yenileme kadastrosunun usulüne uygun ve geçmiş yıllardaki kayıtlar ile örtüşür mahiyette olduğu, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosu arasındaki farklılığın tesis kadastrosundaki sınırların tamamen kullanıma göre belirlenmesi nedeniyle oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporu ile tesis kadastrosu öncesinde ve buna en yakın 1990 tarihli hava fotoğrafında taşınmazlar arasında herhangi bir sabit sınırın belirlenmediği, yine tesis kadastrosunun tesciline esas belgelerde herhangi bir tersimat ve hesap hatasının bulunmadığı, bu nedenle 22-a uygulaması sırasında tesis kadastro paftasındaki sınıra itibar edilerek taşınmazlar arasındaki tesis kadastrosundaki belgelerde belirlenen sınırın geçerli sınır tipinde belirlenmesinde bir yanlışlık bulunmadığının belirlenmiş olmasına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 280,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 147,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/423, K. 2024/4927, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-423-e-2024-4927-k-dad52620449e