Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3717 E. 2024/6915 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3717
Karar No
2024/6915
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1235 E., 2023/1496 K. DAVA TÜRÜ : Vakıf genel kurul toplantısı ile alınan kararların iptali DAVA TARİHİ : 23.12.2016 HÜKÜM/KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/502 E., 2022/177 K. Taraflar arasında İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen vakıf genel kurul toplantısı ile alınan kararların iptali davası sonucunda verilen hükme davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusu kabul edilmiş ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, davalı Vakfın 18.12.2016 olağan genel kurul toplantısına üye olmayan kişilerin genel kurula katılıp oy kullandıkları, toplantı yeter sayısı oluşmamasına rağmen üye olmayan kişilerin hazırun cetveline yazılarak çoğunluğun sağlanmaya çalışılması, vakıf senedi 16.madde gereği yönetim kuruluna mütevelli heyet üyesi (7 kişilik yönetim kurulu üyesinden asgari 5'inin kurucular arasından seçilmesi gerektiği) bulunması zorunluluğu bulunmasına rağmen aday listesi ile seçilen yönetim kurulu listesinde mütevelli heyet üyesi olmadığı, divan heyetinin bulunduğu salon dışında başka bir salonda sandık kurularak duyuru da yapılmaksızın seçime başlandığı, gündem maddelerinin yarısı tamamlanmadan oy verme işlemlerinin %90'ının tamamlandığı ileri sürülerek davalı Vakfın 18.12.2016 tarihli genel kurul toplantısı ile iş bu toplantıda alınan kararların iptali istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince; çoğunluğun sağlanmadan genel kurulun yapıldığı iddiasının mevcut belgeler kapsamında kanıtlanamadığı, her ne kadar vakıf senedinde genel kurulun kaç kişiyle toplanması ve karar vermesi hususunda bir açıklama olmasa da, 18.12.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki tutanaklardan üye salt çoğunluğunun sağlanmış olduğu, 18.12.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulunda yer alan hiçkimsenin vakfın kurucu üyelerinden oluşmadığı, bu durumun vakıf senedindeki 16 ncı madde ile uyumlu olmadığı, kurucu üye sayısının 26 olduğu, ancak davaya konu Genel Kurul Toplantısının yapıldığı sırada 11 kişisinin ölmüş olduğu ve 15 kurucu üye kaldığı, bunlarında çok yaşlı oldukları ve sağlık sorunlarının bulunduğu, bu nedenle 16 ncı maddenin uygulanma imkansız olduğu, dosya kapsamındaki kurucu üyelerin muvafakatname niteliğindeki dilekçeleriyle vakıf senedinin 16 ncı maddesindeki hükmün tecelli etmesi için gerekli çabayı sarf ettiklerinden dolayı genel kurulun iptal edilmesinin mümkün olamayacağı, bu hususların denetime elverişli bilirkişi raporu ile de tespit edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı ... Vakfına ait vakıf senedinin 16 ncı maddesinde “vakfın her türlü işleri 7 kişilik bir yönetim kurulu tarafından yürütülür. Yönetim kurulu üyelerinden asgari beşi kurucular arasından seçilir” hükmü mevcut olup vakfın 18.12.2016 tarihli olağan genel kurulunda yönetim kurulu üyelerinin seçildiği, bu tarih itibariyle 16 kurucu üyenin hayatta olmasına rağmen yönetim kuruluna seçilen üyelerden hiçbirinin kurucu üyelerden olmadığı anlaşılmakla alınan kararın vakıf senedinin 16 ncı maddesine açıkça aykırı olduğu, bunun dışında vakıf idaresince Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğüne gönderilen 2015 yılı beyannamesinde toplam 253 kişilik üye bildirimi yapılmasına rağmen 401 kişinin oy kullanmış olması karşısında davacının oy kullanma hakkı bulunmayanların olağan genel kurulda oy kullandığı iddiasını ispat ettiği, buna göre ...'nın 18.12.2016 tarihli Olağan Genel Kurulu'nda alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf istemi kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle "...'nın 18.12.2016 tarihli Olağan Genel Kurulunun ve kurulda alınan tüm kararların iptaline" karar verilmiştir. Davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; gerek bilirkişi ek raporunda ve gerek Mahkeme'nin gerekçeli kararında belirtildiği üzere, Genel Kurul'un yapıldığı 18.12.2016 tarihinde davalı vakfın 401 üyeye sahip olduğunu, Vakıflar Bölge Müdürlüğüne 2015 yılında 253 kişilik bir üye bildiriminde bulunulmasının sehven olduğunu, Vakfın kurucu üye sayısının 26 olduğunu, ancak davaya konu Genel Kurul Toplantısının yapıldığı sırada 11 kişisinin ölmüş olduğu ve 15 kurucu üye kaldığını, hayatta olanların da evden çıkamayacak derecede çok yaşlı oldukları ve sağlık sorunlarının bulundukları göz önüne alındığında 16.maddenin uygulanmasının imkansız olduğunu, dosya kapsamındaki kurucu üyelerin muvafakatname niteliğindeki dilekçeleriyle vakıf senedinin 16.maddesindeki hükmün tecelli etmesi için gerekli çabanın sarf edildiğini, davacı ... onunla birlikte hareket eden diğer üyelerin, genel kurul toplantısına katıldıklarını ancak bu kişilerin hiçbirinin üye listesine ve yönetim kurulu aday listesine herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, alınan kararların hiç birine muhalefet şerhi koyulmadığını, bu hususların hiç birisinin göz önüne alınmadan karar verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakıf genel kurul toplantısı ile iş bu toplantıda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 101 inci maddesinde, vakfın, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, aynı Kanun'un 102 nci maddesinde ise vakıf kurma iradesinin, resmi senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanacağı, vakfın, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesine göre yeni vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıflar olarak; malvarlığını ve vakıf şartlarını içeren belgeyi de vakıf senedi olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 5 inci ve 67 nci maddelerinde ise yeni vakıfların Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulup ve faaliyet gösterecekleri, yönetim organının vakıf senedine göre oluşturulacağı hükme bağlanmıştır. Yürürlükte bulunan ve değiştirilmedikçe vakfı ve üyeleri bağlayan mevcut vakıf senedindeki hükümlere göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekmektedir. Vakfın genel kurul toplantısının, Kanuna ve vakıf senedine aykırı olarak yapıldığı iddiası ile süresinde açılacak dava ile genel kurulun iptalinin istenebileceği, nitekim somut olayda da üye olmayanların katılımı ile genel kurul toplantısı yapıldığı, karar ve toplantı yeter sayısının oluşmadığı yönetim kuruluna seçilenlerin vakıf senedi gereği en az beşinin kurucular arasından olması gerektiğine dair vakıf senedine aykırı olarak seçim yapıldığı iddiası ile eldeki incelemeye konu dava açılmıştır. İptali istenilen Genel kurulun yapıldığı tarih itibari ile yürürlükte bulunan vakıf senedinde genel kurul toplantısı ve alınacak kararlarda aranılacak yeter sayı düzenlenmemiş, "Yönetim Kurulu" başlıklı 16 ncı maddesinde; ""Vakfın hertürlü işleri 7 kişilik bir yönetim kurulu tarafından yürütülür. Yönetim kurulu üyelerinden asgari beşi kurucular arasından seçilir." düzenlemesine yer verildiği tespit edilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalı vakfın 2015 beyannamesinde üye sayısı 253 kişi bildirilmiş, iptali istenilen 18.12.2016 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde 401 üyenin bulunduğu, 2015 yılı beyannamesi ile iptali istenilen genel kurul arasında yaklaşık bir yıl bulunduğu, bu süre içerisinde vakfa yeni üye alımına engel bir durum bulunmadığı gibi Prof.Dr. ... 05.07.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; yönetim kurulu karar defterlerinin incelenmesi sonucu genel kurul tarihi itibari ile davalı vakfın 401 üyesinin mevcut olduğunun tespit edildiği yani iptali istenilen genel kurula üye olmayan kişilerin katıldığı yönündeki iddianın ispat edilemediği; iptali istenilen 18.12.2016 tarihli genel kurulda yönetim kurulu için iki liste ile seçime girildiği mevcut başkan ...'in 91 oy, seçilen ...'ın listesi ise 109 oy aldığı, yönetim kuruluna seçilen üyeler arasında vakıf senedinin 16 ncı maddesine aykırı olarak hiç kurucu üye bulunmadığı anlaşılmış olduğundan iptali istenilen genel kurul toplantısı kararlarından yönetim kurulunun seçilmesine dair gündemin 7 nci maddesinin iptali ile yetinilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere 18.12.2016 tarihli genel kurul ile genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmiş olması doğru görülmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3717, K. 2024/6915, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3717-e-2024-6915-k-a1ea6b9c37a0