Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4402 E. 2024/10016 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4402
- Karar No
- 2024/10016
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1213 Esas, 2024/434 Karar BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVA TARİHİ : 06.07.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/280 Esas, 2023/21 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., Mühye Mahallesi Gölyeri Mevkii 1138 parsel sayılı 17.150 m² alanlı, tarla vasıflı, 1093 parsel sayılı 7.000 m² alanlı, tarla vasıflı, 2336 parsel numaralı 7.020 metrekare alanlı, tarla vasıflı, 1131 parsel numaralı 7.000 m² alanlı, tarla vasıflı taşınmazların davacıların murisi Osman Esendemir'in malik olduğunu, kök taşınmazların ifrazı sırasında, 1138, 1093, 2336 nolu parsellerin de ifrazında yola terk işlemi ile tapudan terk yapıldığını, davalı idarelerin, bu taşınmazları hem fiilen kullanması hem de taşınmazların bulunduğu bölgenin imar uygulamasına tabi tutulması ile özel mülk niteliğindeki bu taşınmazların, davalı ... uhdesine katıldığını, 1131 nolu parselin ifrazı neticesinde ise 1943 parsel sayılı geçit mahalli vasıflı, 1.230 m² alanlı yeni bir parsel oluşturulduğunu, ifraz neticesinde “diğer parsellerin geçişine tahsis edilen taşınmazın” vasfını korumakta olduğunu, bu parselin “umumi yol” olarak nitelendirilemeyeceğinin Yargıtay'ın yerleşik görüşü olduğunu ifade ederek, dava konusu taşınmazların "ifrazı neticesinde oluşan parsellerin” kullanımı için özel olarak ayrılmış, ifraz sonucu oluşan yeni parsellerin geçişini temin etmek için tahsis edilen yol, geçit mahalli v.s. taşınmazlara davalı belediyece fiilen el atılması neticesinde oluşan zararın davalı belediyeden tahsili ve miras hisseleri nispetinde müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idare aleyhine açılan davanın hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davanın görev, süre ve husumetten olmak üzere tüm yönleriyle reddine karar verilmesini, davanın idare mahkemesi görevi kapsamında olduğunu, bu sebeple davanın görev yönünden reddi gerektiğini, davanın yasal dava açma süresi içinde açılıp, açılmadığı hususunun Mahkemece resen incelenerek, yasal süresi içinde açılmadığının tespiti halinde “davanın süre yönünden reddine" karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından usulüne uygun bir uzlaşma başvurusu olmadığından davanın “dava şartı yokluğundan reddi” gerektiğini, rızaen terk edilen hissenin kamulaştırmasız el atma davasına konu edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde her ne kadar dava konusu alana fiili el atıldığı iddia edilse de dava konusu taşınmaza belediyelerince fiili el atmanın söz konusu olmadığını, bu nedenle mahkemece yargı yolu itibarıyla görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davaya konu Mühye Mahallesi 1138, 1093, 2336 ve 1131 sayılı parsellerin 1955 tarihinde maliklerinin talebine istinaden, satış işlemlerinin kolaylaştırılması amaçlı özel ifraz işlemi ile başka parsel numaralarıyla tescil edildiğini, açılan davayı kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte 09.10.1956 tarihinden önce kamulaştırma yapılmaksızın idarelerce fiilen kamu hizmetine tahsis olunarak el konulan taşınmazların 221 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırılmış sayılacağından bu tarihten önceki el koymaların kamulaştırmasız el koyma niteliğinde olmadığını, taşınmaz sahiplerinin 3.maddeye göre; ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini isteyebileceklerini ve dava hakkının da 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.01.1961 tarihinden itibaren 2 sene sonra düşmekte olduğunu, bu nedenle dava konusu yere ilişkin hava fotoğraflarının celbi ile fiilen kamu hizmetine tahsis edilip edilmediği tahsis edildiğinin tespit edilmesi halinde ise davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, Mühye Mahallesi Kadastro 1138 parsel numaralı taşınmazın 1955 tarihinde maliklerinin talebine istinaden Tapulama Müdürlüğünce 2112 ile 2152 nolu parsellere ifrazen taksim edildiğini, ifraz sonucu oluşan taşınmazların tamamının 81026 nolu plan ile imar uygulamasına alındığını, 81026 planla uygulamaya giren taşınmazlardan %30 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığını, 2112 ila 2152 parsel numaralı taşınmazların 25297, 25298, 25305, 25306, 25307, 25308 ve 25309 nolu imar adaları üzerine isabet ettiğinin tespit edilmiş olduğunu, Mühye Mahallesi Kadastro 1093 parsel numaralı taşınmazın 1955 tarihinde maliklerin talebine istinaden Tapulama Müdürlüğünce 2093 ila 2111 nolu parsellere ifrazen taksim edildiği, ifraz sonucu oluşan taşınmazların tamamının 81026 nolu plan ile imar uygulamasına alındığını, 81026 nolu plan ile uygulamaya giren taşınmazlardan 9630 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığı, 2093 ile 2111 parsel numaralı taşınmazların 25296, 25297 ve 25298 nolu imar adaları üzerine isabet ettiğini, Mühye Mahallesi Kadastro 2336 parsel numaralı taşınmazın 1955 tarihinde maliklerinin talebine istinaden Tapulama Müdürlüğünce 2337 ila 2350 nolu parsellere ifrazen taksim edildiği, ifraz sonucu oluşan taşınmazların tamamının 81063 nolu plan ile imar uygulamasına alındığı, 81063 nolu plan ile uygulamaya giren taşınmazlardan %25 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığı, 2337 ila 2350 parsel numaralı taşınmazların ... alan, 26940, 26941, 26942, 26943 ve 26955 nolu imar adalarına isabet ettiği, Mühye Kadastro 1131 parsel numaralı taşınmazın 1955 tarihinde maliklerinin talebine istinaden Tapulama Müdürlüğünce 1922 ile 1943 nolu parsellere ifrazen taksim edildiği, ifraz sonucu oluşan taşınmazlardan 1922 ile 1927 nolu parsellerin 81053 nolu plan ile uygulamaya alındığını, 1922 nolu parselin 13.00 m²'sinin uygulama dışında bırakıldığı, 1928 ila 1942 nolu parsellerin 81063 nolu plan ile imar uygulamasına alındığı, 1943 nolu parselin uygulama dışında bırakıldığını, tapu kütüğünde halen 1230 m² miktarında aktif olarak yaşadığı, 1922 nolu parselin 13.00 m² miktarında tapu kütüğünde aktif olarak yaşadığı, 81053 nolu planda düzenleme ortaklık payı oranının %33, 81063 nolu planda düzenleme ortaklık payı oranının %25 hesaplandığı, 1922 ile 1943 parsel numaralı taşınmazların 26759 ve 27714 nolu imar adaları üzerine isabet ettiğinin tespit edilmiş olduğunu, işlemin yapıldığı yıllarda yürürlükte bulunan imar mevzuatınca: imar planına dayalı olarak yapılmayan ifraz işlemi ve yola terk işlemi, ilgililerinin talebi ve ferağı ile mümkün olan işlemlerden olup, kadastral parsellerdeki bu tür parselasyon işlemlerinde Belediyelerin onay yetkisi bulunmamakta olduğunu, Mühye Tapulama 1131 sayılı parselin ifraz işlemi incelendiğinde ise; 1943 sayılı parsel olarak ayrılan ve müşterek yol (kadastro yolu) kullanımında olan parselin, ifraz, ile oluşan parsellerin ulaşımına (resmi bir yola cephe almasına) olanak sağlamak amaçlı ayrıldığı ve maliklerince umumi hizmetlere konu olduğundan ilgili yıllarda tapu kütüğünde kamu (Zaiyat olarak) adına terkin edilmesi gerektiği, ancak terk işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuata göre maliklerin müracaatı ile yapılması gereken bu işlemin Tapu Müdürlüğünce yapılmadığı, bu sebeple eksik bir tapu işlemi sonucu bu alanın halen aktif olarak yaşadığını, bu sebeple haksız davanın reddini talep ettiklerini, Geçit yeri konumundaki bir parselin, oluşturuluş amaçları incelendiğinde bu parselin ifraz sonucu oluşan diğer parsellerin yola cephesinin olma şartının sağlanarak, cephe verdiği parsellerin değerini artırmaya yönelik bir alan olduğu kabul edilse bile, taşınmaz maliklerinin bu kısmı ilgili yıllarda kamu adına terk etmeyerek, günümüzde dava konusu edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Mühye Mahallesi tapulama 1943 nolu parsel "Geçit Yeri” niteliğinde bir parselse, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) Geçici 4'üncü madde hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu gibi ifraz işlemlerinin, ilgililerinin talebi ve ferağı ile mümkün olan işlemlerden olduğunu, kadastral parsellerdeki bu tür parselasyon işlemlerinde Belediyelerin onay yetkisi bulunmadığını, işlemler ilgili kadastro ve tapu müdürlüklerince, maliklerin talebine göre yapılmakta iken 16.07.1956 tarihli 6785 sayılı İmar Kanununda ve sonrasındaki 3194 sayılı imar Kanun'da ifraz işlemlerinin onay yetkisinin Belediyelere verilmiş olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazların genel yol niteliğinde olmadığı,ifrazen meydana gelen parseller arasındaki açıklığı sağlamak için bırakılan boşluk olduğundan bu alanın malikin uhdesinden çıkmadığı gibi bölgede yapılan imar uygulaması ile bu alana konut, yol, park ticaret v.s olarak el atıldığını, bedelsiz olarak terk edilen alanların zeminde nereye denk geldiğinin tespit edilmesi ve kamu hizmetine tahsisi durumunun devam edip etmediği hususunun tespiti gerektiğinden azından kamuya özgüllenme şartı ortadan kalkmış olan 1093 parselin terkin edilen 870,15 m² kısmı ile 1138 parsel sayılı taşınmazın terkin edilen 2658,50 m²'sinin imar adalarına isabet ettiği bilirkişi raporlarında belirtildiğinden yerleşik Yargıtay kararları gereği özel mülke dönüştüğünden bedelinin tazmini gerektiğini, 1131 parselden ifrazen oluşan müşterek methal vasfı ile 1943 nolu parselinin tamamının genel yol niteliğinde bulunmadığı mahreç niteliğinde olduğunu ve özel mülkiyet kapsamında olduğunu, fiilen genel yola çevirme eyleminin kamulaştırmasız el atma niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içindeki bilgi ve belgelerle fen bilirkişi raporu içeriğine göre 1093 nolu parselin; 09.09.1955 tarihinde ilgilisinin talebi ile ifraz işlemi sonrası 2093 ila 2111 nolu parsellere ifraz edilerek tapu kütüğünün kapatıldığı, 1364 m²lik yolun tapudan terkini yapıldığını, yol olarak terkini yapılan kısmın kadastro paftasında toplam 493.85m² sinin fiilen yola isabet ettiği, bu kısmın 100.09 m² sinin 12 metre genişliğindeki “Layoş Koşut Cd.” sine, 393.76m²'sinin 7 metre genişliğindeki sokaklara, geriye kalan 870.15m²si de muhtelif imar parsellerine isabet ettiğini, yola terki yapılan bu kısmın 1950'li yıllara ait uydu görüntüsünde, arazi olarak kullanıldığını, yol olarak kullanılmadığını, 1131 nolu parselin; 28.6.1955 tarihinde ilgilisinin talebi ile ifraz işlemi sonrası 1922 ile 1943 nolu parsellere ifraz edilerek tapu kütüğünün kapatıldığı, 1230 m² lik kısmın “zaiyat” olarak yola terk edildiği, bu kısmın 1943 parsel nosu ile “müşterek yol” vasfında tapuda yaşadığı, bu parselin kadastro paftasında toplamda 529.35m²'sinin fiilen, genişliği 20 metre olan Hollanda Caddesine (yola) isabet ettiği, geriye kalan 700.65 m²sinin de muhtelif imar parselleri ile mükerrerlik oluşturduğu, yola terki yapılan bu kısmın 1950'li yıllara ait uydu görüntüsünde, arazi olarak kullanıldığı, yol olarak kullanılmadığı, 1138 nolu parselin; 28.6.1955 tarihinde ilgilisinin talebi ile ifraz işlemi sonrası 2112 ile 2152 nolu parsellere ifraz edilerek tapu kütüğünün kapatıldığını, 3092 m² lik yolun tapudan terk edildiği, yol olarak terkini yapılan bu kısmın kadastro paftasında toplam 433.50 m²sinin yola isabet ettiği, bu yolun 84.36 m²sinin 12 m genişliğindeki “Layoş Koşut Cd.”sine, 349.14 m²sinin 7 ve 10 metre genişliğindeki sokaklara, geriye kalan 2658.50 m²sinin de muhtelif imar parsellerine isabet ettiğini, yola terki yapılan bu kısmın 1950'li yıllara ait uydu görüntüsünde, arazi olarak kullanıldığını, yol olarak kullanılmadığını, 2336 nolu parselin; 29.9.1955 tarihinde ilgilisinin talebi ile 831 m² lik kısmın ifraz işleminden evvel tapudan terkini ve sonrası 2337 ile 2350 nolu parsellere ifraz edilerek tapu kütüğünün kapatıldığı, yol olarak terkini yapılan bu kısmın kadastro paftasında toplam 206.33 m² yola isabet ettiği, bu yolun 114.41 m² sinin 15 m genişliğindeki “677. Cd.”'ye, 91.92 m²sinin 10 metre genişliğindeki “672. Sokak”a, geriye kalan 624.67m² sinin de “... Afşar Parkı”na isabet ettiğini, yola terki yapılan bu kısmın 1950'li yıllara ait uydu görüntüsünde, arazi olarak kullanıldığını, yol olarak kullanılmadığını, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 35 inci maddesi uyarınca imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden özel parselasyon sonunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez. Bedeli istenen bölüm de özel parselasyon sırasında davacıların murisinin muvafakatiyle yol olarak ayrılmış olan yerlerden olduğundan davanın reddine dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebebleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca imar düzenlemesi sırasında malikinin muvafakati ile yol, ... alan ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan alan için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı gibi karşılığı da istenemeyeceğinden ve Anayasa Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2017/22268 başvuru numaralı kararı da dikkate alındığında, davacılar murisinin kendi isteği ile yapılan işlemden elde ettiği menfaat de gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemeiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.