Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3641 E. 2024/1107 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3641
- Karar No
- 2024/1107
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/80 E., 2022/498 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme çalışmasına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Sulh Hukuk Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Sulh Hukuk Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde verilen görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece (Asliye Hukuk) Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Adıyaman ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 124 ada 7 parsel sayılı 140,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Mehmet Kaya Sulh Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; maliki bulunduğu Adıyaman ili Merkez ilçesi ... Köyü 124 ada 7 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik gösterildiğini, kadimden beri taşınmazın sınırlarının değişmediğini, taşınmazda eksik olan kısmın tespit edilerek yanlış yazılan yüzölçümünün düzeltilmesi için Kadastro Müdürlüğünden talepte bulunduğunu, ancak talebinin Adıyaman Kadastro Müdürlüğünce reddedildiğini belirterek, söz konusu düzeltim kararının iptali ve taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesini talep etmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin verdiği karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Hukuk Dairesinin 26.03.2021 tarihli ve 2018/5602 Esas, 2021/2829 Karar sayılı ilamıyla; " Davanın, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan teknik hataların düzeltilmesi istemine ilişkin olup, düzeltme isteminin idarece reddi halinde açılacak davalarda görevli mahkemenin; Kadastro Kanunu’nda bu konuda bir hüküm yer almadığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 2 nci maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu açıklarak, görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi " gereğine değinilerek bozulmuştur. Sulh Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda; " Dava konusu taşınmazda sınırlandırma hatası yapıldığına ilişkin 02.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun denetime olanaklı ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre taşınmaz yüzölçümünün düzeltilmesi gerektiği " gerekçesiyle, davanın kabulü ile çekişmeli 124 ada 7 parsel sayılı, kerpiç ev vasıflı, 140,90 metrekare yüzölçümlü taşınmazın yüzölçümünün 162,54 metrekare olarak düzeltilmesine, harita mühendisi bilirkişinin 02.11.2022 tarihli krokili raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece (Asliye Hukuk) Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; hükme esas alınan 02.11.2022 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokinin incelenmesinde, kadastro sırasında dava konusu taşınmazda doğu batı yönünde ölçü hatası yapıldığı, kadastro ile oluşan mülkiyet sınırlarına ait koordinat değerleri zemine uygulandığında taşınmaz üzerindeki yapının olduğu yeri göstermediği, ayrıca sınırlandırma hatası yapılarak taşınmaz üzerindeki yapıya ait merdivenlerin yapı ile birlikte sınırlandırmasının yapılmayıp eksik bırakıldığı açıklanmış ve krokide taşınmazın zemin durumuna göre sınırı, kadastro sınırı ile birlikte gösterilerek, taşınmazın olması gereken sınırına göre yözölçümünün (A) harfi ile gösterilen 19,43 ve (B) harfi ile gösterilen 143,11 metrekare olmak üzere 162,54 metrekare olduğu belirtilmiştir. Buna göre, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıya ait merdivenin bulunduğu, krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın tescil harici yolda kaldığı anlaşılmaktadır. Ancak, söz konusu krokide, dava konusu taşınmaz tek başına gösterilip, doğu ve batı komşuları gösterilmediğinden, (B) harfi ile gösterilen kısmın komşu parselde kalıp kalmadığı net şekilde anlaşılamamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eki krokide tescil harici yolda kaldığı anlaşılan dava konusu (A) bölümü nedeniyle Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliğinin de davada taraf olması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince bu husus gözden kaçırıldığı gibi, yine (B) bölümünün komşu taşınmaza isabet ettiğinin anlaşılması halinde bu taşınmaz malikinin de davada taraf olması gerektiği düşünülmemiş ve böylelikle yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın işin esasına ilişkin hüküm kurulmuştur. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, dosya içerisinde yer alan tapu kaydının incelenmesinde, dava konusu 124 ada 7 parsel sayılı taşınmazda 20.02.2018 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesi gereğince sayısallaştırma çalışması yapıldığı belirtilmesine, bilirkişi raporunda da bu hususa değinilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince bu yönde de bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eki krokide tescil harici yolda kaldığı anlaşılan dava konusu (A) bölümü nedeniyle Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliğini ve diğer komşu parsellere isabet eden kısım bulunduğu tespit edildiği takdirde bu taşınmazların maliklerini davaya dahil etmek üzere davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde dahili davalılardan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı, ayrıca 124 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanun'un ek 1 inci maddesi gereğince yapılan sayısallaştırma çalışmasına ilişkin tüm belgeler getirtilerek anılan Kanun'un 27. maddesi gereğince dosyanın, Kadastro Mahkemesi'ne aktarılması gerekip gerekmediği değerlendirilmeli ve bundan sonra oluşacak duruma göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.