Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3639 E. 2025/5401 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3639
- Karar No
- 2025/5401
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/94 E., 2023/208 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı Hazine vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... köyünde kain 169 no.lu parselin 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığını, orman tahdinin dışına çıkarılan kısımların şahıslar adına tescil ederek, 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan kısmı denilmek suretiyle şerh düşüldüğünü, tapunun hukuki kıymetinin kalmadığını, taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/477 Esas sayılı dosyasında davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... köyü Karamaneviş mevkinde kain 171 parsel sayılı taşınmazda 201.9 00... yerin davalılar adına kayıtlı bulunduğunu, Kadastro Müdürlüğünce yapılan çalışmalar neticesinde taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve nitelik yitirdiği gerekçesiyle 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ve sazlık niteliğinde olan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiası ile öncesinde orman olan bu yerin tapu kayıtlarının hukuki değerinin olmadığını, 2/B kapsamında kalan taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacının eski 1 69... ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalarından vazgeçtiklerini beyan etmeleri ile; "... ilçesi ... köyünde kain 2 23... parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına...2-Birleşen 1998/477 Esas sayılı dosya yönünden kısmen kabulü ile, ... ili ... ilçesi ... köyünde kain 2 12... parsel sayılı taşınmazın 04.06.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 3229, 16... kısmın tapusunun iptali ile orman vasfı ile tapuya tesciline, aynı krokide (D) harfi ile gösterilen ..., 16... kısım ile (E) harfi ile gösterilen ..., 88... kısmın Hazine adına orman vasfı ile tesciline karar verilen (B) harfi ile beriltilen ..., 16... kısımlar çıkartıldıktan sonra geriye kalan ..., 83... kısmın tapusunun iptali ile sazlık vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline..." karar verilmiştir. Verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/821 Esas ve 3279 Karar numaralı ilamında; "...Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki, davacı Hazine, dava konusu 171 parsel sayılı taşınmazın, kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve nitelik yitirdiği gerekçesiyle 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ile sazlık niteliğinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiasına dayalı olarak dava açıldığı halde, Mahkemece yörede 31 16... sayılı Kanunlar uyarınca yapılan Orman Kadastroları ile kadastro paftası denetime elverişli olarak çakıştırılmadan, kadastro tesbitine dayanak alınan tapu kaydı yeterince uygulanmadan ve kapsamı belirlenmeden, kesinleşmiş orman sınırı içinde kalan ve orman sınırı dışına çıkartılan bölümlerin yüzölçümü tam olarak belirlenmeden ve bu husustaki bilirkişi raporlarındaki yüzölçüme ilişkin çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Bu durumda; kadastro tesbitine dayanak alınan 24.03.1938 tarih ve 16 sıra sayılı tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanun'un 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek sabit sınırlardan başlamak suretiyle kapsamı belirlenmeli, yüzölçümü ile kapsamı belirlenen alanın taviz bedeli ödenerek Hazine tarafından satındığı gözetilerek bu alana ilişkin davanın reddine karar verilmeli, miktar fazlası kısmın sazlık niteliğinde bulunduğundan özel mülkiyete konu olamayacağı gözetilmeli, parselin kesinleşmiş Orman Kadastro sınırları içinde kalan ve nitelik yitirdiğinden orman sınırı dışında kalan bölümlerinin tapu kapsamında kalan kısımda mı yoksa miktar fazlası olan bölümde mi kaldığı belirlenmeli ve orman sınırı dışına çıkartılan alanlara ilişkin olarak 6292 sayılı Kanun hükümleri gözetilmeli; tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Ayrıca, sazlık olarak tesciline karar verilen bölümün yüzölçümü hükme esas alınan bilirkişi raporlarında 181.854,42 m² olduğu belirtildiği halde, hüküm yerinde hatalı olarak 194.744,83 m² olarak gösterilmesi ile karar başlığında davalı olarak gösterilen kişilerin yargılama sırasında öldüğü ve davaya mirasçılarının devam ettiği gözetilmeden, davanın taraflarının karar başlığında hatalı gösterilmesi de doğru değildir. ..." gerekçeleriyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı sonrasında yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "dava konusu 212.902, 03... yüzölçümlü 2 12... parsel (eski 171 parsel) sayılı taşınmazın dayanağı olan 24.03.1938 tarihli ve 16 sıra numaralı tapu kaydından, taşınmazın 9 hektar 1900 metrekare miktarında doğusu ... ovası ve ... denilen çaydan başlayarak batıdaki ... kadar 1600 adım uzunluğunda, kuzeyde ... olup ... eteğinden başlayarak güneydeki denizle biten 100 adım eninde olduğu, taşınmaz sınırlarının Devlet hüküm ve tasarrufu altında kayıtlı olan yerlere komşu olması sebebiyle zeminde sabit olmayan ve genişletmeye elverişli (değiştirilebilir sınır) nitelikte sınır olduğu, bu nedenle tapulama paftası ve yenileme paftasıyla uyuşmadığı, 1965 yılı hava fotoğrafı ve 1959 yılı memleket haritası birlikte değerlendirilerek taşınmazın tapu kaydında belirtilen sabit noktalara dayalı olarak zemine aplikasyonu yapıldığında yüzölçümünün 91.900, 58... olarak hesaplandığı, 28.11.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ile, rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 7010, 41... ve (C) harfi ile gösterilen 935, 23... yüzölçümlü kısımların 2. madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılan sahada kaldığı, (B) harfi ile gösterilen 3229, 16... yüzölçümlü kısmın 2/B uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılan sahada kaldığı, (D) harfi ile gösterilen 12.687, 22... yüzölçümlü kısım ve (E) harfi ile gösterilen 3274, 99... yüzölçümlü kısmın çalılık ve zeytin ağaçlı kısımda kaldığı, (F) ile gösterilen 174.765, 02... yüzölçümlü kısmın sazlık alanda kaldığı tespit edildiği, 28.11.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ile 24.03.1938 tarih ve 16 sıra numara ile tapuda kayıtlı olan 91.900, 58... yüzölçümlü taşınmazın rapora ekli krokide (G) harfi ile gösterildiği, taşınmazın (F) alanını ikiye bölmesi sebebiyle (G) harfi ile gösterilen alan dışında kalan sazlık kısmının krokide (F) ile gösterilen 21.429, 17... yüzölçümlü ve (F2) ile gösterilen 61.435, 27... yüzölçümlü alan olarak tespit edildiğinin anlaşıldığı, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan ve 2/B madde kapsamında kalan taşınmazlar yönünden, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “…bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir…” şeklindeki emredici hüküm gereğince; Hazine davadan 6292 sayılı Kanun gereğince vazgeçmez veya vazgeçmeyeceğini bildirirse “Hazinenin davadan 6292 sayılı Kanun gereğince vazgeçmiş sayılmasına” karar verilmesi gerekeceğinden (emsal Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/55 42... /2472 Karar, 2015/19 38... /124 Karar, sayılı kararları; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2021/92 12... /6828 Karar sayılı kararı.) 16.01.2023 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli ölçü krokisinde (A) harfi, (B) harfi ve (C) harfi ile gösterilen kısımlar yönünden 6292 sayılı Kanun gereğince davacı Hazinenin davadan vazgeçmiş sayılmasına, 16.01.2023 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli ölçü krokisinde (D) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımlar çalılık ve zeytinlik vasfında olduğundan ve (G) harfi ile gösterilen kısım taviz bedeli ödenerek Hazine tarafından ilgililere satıldığından bu kısımlar yönünden davanın reddine, (F1) ve (F2) ile gösterilen kısımlar sazlık vasfında olup özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden dava, 6292 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sonuçlandırıldığından yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve taraflar leh ve aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesine, (F1) ve (F2) ile gösterilen kısımlar yönünden, 6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince; yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına ve lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, (D) harfi, (E) harfi ve (G) harfi ile gösterilen kısımlar yönünden dosya kapsamında alınan 04.06.2012 tarihli rapor ile belirlenen taşınmaz değeri üzerinden davalılar lehine vekâlet ücreti hükmedilmesine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunun, kabul edilen kısım üzerinden lehlerine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, davanın niteliği gereği Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesinin uygulanamayacağını belirterek, verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. Davalılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin taşınmazdaki mülkiyet haklarının zilyetliğe değil, ayni hakka dayandığını, Mahkemece bu husus dikkate alınmadan (F1) ve (F2) işaretli "sazlık" vasıflı kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Yörede, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi ile daha sonra, 6831 sayılı Kanun'a göre 06.04.1981 günü ilân edilerek kesinleşen evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon, evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda Orman Kadastrosu ile 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde çalışması bulunmaktadır. Yörede; genel arazi kadastro çalışmaları 1953 yılında yapılmış ve sonuçları 12.02.1954 ilâ 15.03.1954 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Dava konusu 171 parsel sayılı taşınmaz Mart 1938 tarihli ve 16 sıra numaralı tapu kaydı dayanak alınarak sazlık niteliğiyle tespit ve tescil edilmiş, yörede yapılan yenileme çalışması sonucunda 171 parsel, 2 12... parsel numarasını almıştır. 1) Krokide (F1) ve (F2) ile gösterilen kısımlara yönelik İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu kısımlar revizyon tapu kaydı kapsamında olmamakla birlikte sazlık niteliğinde olduğundan, özel mülkiyete konu olamayacaktır. Bu durumda davalılar vekilinin ve davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalılar vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları reddine karar verilmiştir. 2. a) Davacı Hazine vekilinin, hükümde reddine karar verilen ve krokide (D) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, çalılık ve zeytinlik vasfında olduğu gerekçesiyle bu kısımlara yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Şöyle ki; iş bu kısımlar revizyon gören tapu kaydı kapsamı içinde değildir, 1954 yılında yapılan kadastro tespit çalışmalarından geriye yönelik davalılar lehine 20 yıllık zilyetlik süresi oluşmamıştır, ayrıca taşınmazın niteliği sazlıktır, özel mülkiyete konu olamayacağı açıktır. Yargıtay bozma ilamında; taşınmaz tapu kaydının miktar fazlası kısmın sazlık niteliğinde bulunduğundan özel mülkiyete konu olamayacağı belirtilmesine rağmen bu kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. b)Ayrıca; davaya konu taşınmaz tapu davalılar adına tapuda kayıtlı olduğu halde, İlk Derece Mahkemesince tapu kaydının ifrazen iptali ile tescil hükmü kurulması gerekirken, krokide (F1) ile gösterilen 21429, 01... ve (F2) ile gösterilen 61435, 27... yüzölçümlü alanın Hazine adına tescil edilmesinin, mükerrer tescile yol açacağının gözetilmemiş olması isabetsiz olmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.