Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3525 E. 2025/6515 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3525
- Karar No
- 2025/6515
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI: 2014/7 E., 2023/13 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında bozma sonrası verilen, davacının ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine dair karar hakkında davacı Hazine vekili ve asli müdahil ... Müdürlüğü vekilince yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Samsun ili Çarşamba ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazlar tapu kaydı, irsen intikal, pay satışları, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı olarak davalılar adına tespitleri yapılmıştır.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; nizalı taşınmazlara uygulanan tapu kaydının sınırlarında yabancı uyruklu kişilere ait yerlerin olduğu ve genişlemeye elverişli olmakla değişir sınırlı olması nedenlerine dayanarak, tapu kayıt miktar fazlası yönünden tespite itiraz etmiştir. ... Bölge Müdürlüğü, taşınmazların ... Vakfına ait vakfiyenin kapsamında olduğunu ileri sürerek davalara katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince açılan davalar hakkında ayrı ayrı yapılan yargılamalar neticesinde; taşınmazların katılan idarenin sunduğu vakıfname haritası kapsamında olmadıkları ve taşınmazlar hakkındaki tespitin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacının ve asli müdahilin davalarının reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; ilgili hükümlerin davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; taşınmazların tespiti aynı tapuya dayandığından yargılamanın birleştirilerek yapılması ve davalı tarafın dayanağı olan tapu kayıtlarının güney sınırının kaçak ve yitik kişiyi sınır olarak okuduğu, bu tür sınırların değişebilir sınır niteliğinde olduğunun gözönünde tutulması, kaçak ve yitik kişilere ait taşınmazların kanunlar uyarınca Hazineye intikal ettiği ve bu tür taşınmazların zilyetlik yolu ile iktisabının mümkün olmadığının nazara alınması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C maddesi uyarınca değişebilir sınırlı kayıtların kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesinin zorunlu olduğunun bilinmesi, teknik bilirkişiye komşu parsellerin kayıt uygulamalarını, maliklerini ve niteliklerini belirtir, keşfi ve uygulamayı izlemeye olanak verir biçimde kroki çizdirilmesi, tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek hüküm kurulması gereğine işaret edilerek, hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak taşınmazlar hakkındaki dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda "...toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, davacı tarafın dava konusu Samsun ili Çarşamba ilçesi, ... köyü 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydına istinaden tespit malikleri adına tespit edildiği, tapu sınırlarının genişletmeye elverişli yerlerden olduğu, yabancı uyruklu kişilere ait gayrimenkuller bulunduğu halde tapu miktarlarına itibar edilmeyerek genişletmeye elverişli yerlerden açılan miktarlarında tapulama sırasında davalılar adına tespit edildiği, bu nedenlerle her bir parselin karşısında yazılan miktarın 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 43. maddesi gereğince ifraz edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini dava ve talep ettiği, müdahil ... Bölge Müdürlüğünün ise dava konusu taşınmazların ... Vakfına ait olduğunu, taşınmazların ... Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmesini istediği, ancak mahallinde yapılan keşifler sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları, mahalline uygulanan tapu kayıtları sonucunda dava konusu taşınmazların davalılara ait olup 50-60 yıldan beri zilyetliklerinde bulunduğu, sınırlarının genişletilmeye elverişli olmadığı, etrafındaki derelerin yer ve yön değiştirmediği, taşınmazların sınırlarında Rum ve Ermenilerden kalan taşınmazların bulunmadığı, ... Vakfına ait olmadığının anlaşıldığı..." gerekçesiyle davacının ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili, asli müdahil ... Bölge Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2013/6721 Esas, 2013/6965 Karar sayılı ilamıyla "...yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri de yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında davalı tarafın dayanağı olan tapu kayıtlarının güneyindeki “...” sınırının kaçak ve yitik kişiyi okuduğu ve bu tür sınırların, değişebilir sınır niteliğinde olduğu, kaçak ve yitik kişilere ait taşınmazların kanunlar uyarınca Hazineye intikal ettiği ve bu tür taşınmazların zilyetlik yolu ile iktisabının mümkün olmadığı, değişebilir sınırlı kayıtların kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesinin zorunlu olduğu vurgulandığı halde, bozma gereğince karar verilmemiştir. Keşifteki beyanlara göre “... yeri” olduğu bildirilen 48 numaralı parselin dağıtıma tabi tutulmadığı halen Hazine adına olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazın güneydeki bu sınır değişir nitelikte kalmıştır. İlk Derece Mahkemesince mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılmalı, tapu kayıtlarının sınırları ayrı ayrı okunarak, bilirkişiler tarafından, arazi üzerinde gösterilmek suretiyle teknik bilirkişiye krokide işaret ettirilmeli, 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca değişebilir sınırlı kayıtların kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesinin zorunlu olduğu nazara alınmalıdır. Keşfi ve uygulamayı izlemeye olanak verir biçimde kroki çizdirilmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "...Asli müdahil ... Vakfı'na ait vakfiye ve ekleri ... Bölge Müdürlüğünden getirtilerek incelenmiştir. Yapılan keşifte mahalli bilirkişiler tarafından,1228 tarihli ... Vakfiyesi'nde belirtilen hudutlar ile dava konusu yerler arasında uzak mesafelerin olduğu, nihai olarak belirtilen hudutların dava konusu yerleri kapsamadığı anlaşılmıştır. Dava konusu parseller incelenmiş, parsellere ait tapulama çalışmaları sırasında tapu kaydında geçen ... oğlu şeklinde bir hudut bilgisi bilinmediğinden tapulama çalışmaları komşu eski 45 (126/16), eski 46 (126/15), eski 47 (126/12), eski 48 (127/11) numaralı parseller sınırına kadar alan dava konusu parsellere bırakılmıştır. Bu işleme karşı açılan dava neticesinde ilk tesis kadastro çalışmaları kesinleşmemiştir. Yapılan yargılama sonucu Mahkememizce tesis edilen hüküm Yargıtay bozma ilamı ile kaçak ve yitik kişiye sınır olarak okunan yerlerin değişebilir sınır niteliğinde olduğunun göz önüne alınması gerektiği; değişebilir sınırların miktarına değer verilmesi göz önüne alınarak tapu kaydı uygulanması gerektiği; “...” sınırının kaçak ya da yitik kişiyi okuduğu ve bu tür sınırların değişebilir sınır niteliğinde olduğu; bu sebeple değişebilir sınırlı kayıtlarının kapsamını miktarına değer verilerek belirlenmesinin zorunlu olduğu kararı verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı başta olmak üzere delillerin tespiti ve takdiri açısından 14.06.2022 tarihinde dava konusu olan taşınmazlar başında iki fen bilirkişisi (birisi harita mühendisi) bir ziraat bilirkişisi ile mahallinde keşif yapılmış, keşif esnasında mahalli bilirkişiler dinlenmiş, taşınmazların aralarındaki sınır ve zilyetlik durumu araştırılmıştır. Yapılan keşifte; bilirkişi beyanlarına göre dava konusu parsellerden 49, 54, 57, 58 ve 61 numaralı parseller ... (ondan da varislerinin), 50, 52, 56 ve 60 numaralı parseller ... (ondan da varislerinin), 53 numaralı parsel ...'a, 51, 55 ve 59 numaralı parseller ... (ondan da varislerinin) zilyetliğinde olduğu belirtilmiştir. Ayrıca mahalli bilirkişiler davada dayanak olan 28.03.1945 tarih, cilt 77, 85 numaralı tapu kaydı ve diğer kayıtların hudutlarından "...'yi" ... ya doğru uzanan yol olarak göstermiş, ... olan yeri ... veresesi ... parseli eski 62 (126/4), ... tarlasını eski 44 (126/10) olarak göstermiş, ... köy yolunu 45, 46, 47 ve 48 numaralı parsellerin batısından kuzeye doğru uzanan yol olarak göstermiş, ...'in tarlası olarak eski 45 (126/16), eski 46 (126/15), eski 47 (126/12) ve eski 48 (127/11) numaralı parselleri göstermiş, bu parsellerin güneyinde bulunan ... tarlası olarak, ... tarlası eski 37 (126/21) numaralı tarlayı, ... dere olarak dava konusu taşınmazların kısmen kuzeyi, kısmen kuzey batısında bulunan "..." olarak da bilinen dereyi göstermişlerdir. Bilirkişiler ... oğulları (... oğlu), ..., ... isimlerini bilmediklerini belirtmişlerdir. ... arkı olarak bilinen yerin bu mevkiiden 2-3 km uzakta barajın ortasında kaldığını, bu mevkiide vakıf arazisi olmadığı beyanında bulunmuşlardır. Keşifte mahalli bilirkişi beyanlarının, tapu kaydı ve kayıtların hudutlarının harita ve fen bilirkişilerince uygulanması istenmiştir. Fen bilirkişilerince kayıtlarda kuzeyde olduğu belirtilen "..." zeminde ve paftalarında dava konusu taşınmazların kuzey doğu yönünde bulunmaktadır. ... olduğu betirtilen "dere" ise dava konusu taşınmazların kuzeyinden, kuzey batısına doğru kıvrılmaktadır. Dava konusu parsellerin doğusunda olduğu belirtilen (keşif zaptında sehven batı yazılmış) önceden ... daha sonra ... ve ... taşınmazı eski 62 (yeni 126/4) parselin dava konusu taşınmazların kısmen doğusu, kısmen güney doğusuna isabet ettiği belirtilmiştir. Dava konusu taşınmazların güney hududunu okuyan "..." oğlu kayıp ve yitik kişilere verilen isim olduğundan yeri tayin edilememiştir. Bu konuda komşu parsellerin tapulama kayıtlarından faydalanılmaya çalışılmış, eski 62 numaralı (126/4) parselin batı ve kuzey batısında dava konusu parsellerin hudutlarını işaret etmesi gereken bilgilerde ... olarak geçen ismin bilinmemesi, aynı ismin eski 44 parsel (126/10) içinde ... ve sonradan ... olarak geçiyor olması ve bu ismin bilinmemesi sınırların kesinleştirilmesine imkan sağlamamıştır. Eski 45 (126/16), eski 46 (126/15), eski 47 (126/12) ve eski 48 (127/11) numaralı parsellerin kuzey ve kuzeydoğu yönlerinde dava konusu taşınmazların kadastro çalışmalarında tespit edilen hudutları bulunsa da eski 45 (126/16), eski 46 (126/15), eski 47 (126/12) ve eski 48 (127/11) numaralı parsellerin uygulanan tapu kayıtlarında bu yönler için ...'in eski 48 numaralı kendi tarlası gösterilmiş olup zaten bu tarla sahipleri de kendi yerlerini Hazineden aldıklarını belirtmişlerdir. Sonuçta dava konusu taşınmazların güney sınırlarını okuyan bir kayda rastlanılmamıştır. Yine memleket haritasında ve kadastral altlıklarda da inceleme yapılmış ve bu belgelerde de bir delile ulaşılamamıştır. Tüm bu inceleme neticesinde, dava kanusu taşınmazların güney hudutlarının değişebilir sınır niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Bu bilgilere göre dava konusu 126/1 (eski 51), 126/2 (eski 50), 126/3 (eski 49), 127/1 (eski 57), 127/2 (eski 56), 127/3 (eski 58), 127/4 (eski 59), 127/5 (eski 60), 127/6 (eski 61), 127/7 (eski 55), 127/8 (eski 54), 127/9 (eski 52) ve 127/10 (eski 53) numaralı parsellerin tamamı için tapulama çalışmalarında uygulanan tapu senetleri 28.03.1945 tarihli sıra: 85, cilt: 77, sayfa: 85 numaralı tapu kaydı, 20.01.1970 tarihli sıra: 32, cilt: 171, sayfa: 20 numaralı tapu kaydı, 22.05.1981 tarihli sıra: 6, cilt: 188, sayfa: 93 numaralı tapu kaydının 3 yön itibariyle taşınmazlara uyduğu kanaatine varılmıştır. Bu yönler ... da bulunan ..., ... da bulanan eski 62 (126/4) parsel, ... bulunan deredir. Dayanak tapu kayıtlarının toplam miktarı 2.757 m² olup bu miktarı sabit sınırları baz alarak değişebilir sınır yönünde uygulamak gerektiği bozma ilamına uygun olarak belirtilmiştir. Tapu kaydı uygulanan alanlar dışında kalan, 136 ada 2, 126 ada 3, 127 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 10 numaralı parsellerin tamamı, 126 ada 1 parselin (1/B) ile gösterilen 10.798,86 m²lik kısmı, 127 ada 7 parselin (7/B) ile gösterilen 14.625,88 m²lik kısmı, 127 ada 8 parselin (8/B) ile gösterilen 7.100,87 m²lik kısmı, 127 ada 9 parselin (9/B) ile gösterilen 11.232,66 m²lik kısmı, tapu kaydı miktarından fazla olan alanda yer aldıklarından tapu kaydı uygulanmamıştır. Fen bilirkişileri, bu alanların yukarıda belirtilen sebeplerce herhangi bir tapu kaydı ya da resmi senet ile tespit edilen alanlardan olmadığını belirtmişlerdir. Dayanak tapu senedinin ... ve ... da yer alan bu yerlerin “...dan metruken” şeklinde belirtilen alana isabet etmiş olabileceği bunun dışında kalan metruk bir alanın bu mevkiide bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu açıdan 3402 sayılı Kanun'un Mülkiyet Hakkının Tespitine İlişkin Esaslar başlıklı 13 ve 14. maddeleri hükümlerince en az 20 yılı aşkın süredir çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyet bulunan kimseler adına tespit olunacağına dair hüküm ve bu noktada bilirkişilerin müşterek beyanları ve fen bilirkişi raporu da göz önüne alınarak miktar fazlası olan kısımların da asli malik zilyet sıfatıyla yerleri kullanan tespit malikleri adına tescili ile davacının ve asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir..." gerekçesiyle davacının ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.