Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3328 E. 2025/4509 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3328
Karar No
2025/4509
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2803 E., 2023/1561 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/429 E., 2021/67 K.

Taraflar arasında İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen vakıf üyesi olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava dilekçesinde; davacı ...'ın 12.01.1981 tarihli hizmet sözleşmesine göre muhaberat elemanı olarak ... A.Ş.'de işe başladığı, ... Genel Müdürlüğü'nün 21.02.1997 tarihinde işten atma tehditi ile istifa dilekçesi alarak davacının işine son verildiği, buna karşın kesinleşen Ankara 11. İş Mahkemesi'nin 1997/1400 E.-1998/231 Karar sayılı ve 31.03.1998 tarihli ilam ve 1998/810 E.-1998/1265 K. Sayılı Mahkeme karar ilamları ile kıdem tazminatı ve ihbar tazminatlarının tahsiline karar verildiği, böylece iş akdinin istifa yoluyla değil, işveren tarafından kötü niyetli olarak feshedildiğine dair hükmün derecettan geçerek kesinleştiği, istifa dilekçesi alındığında 21.02.1997 tarihi itibariyle munzam sandıkta bulunan tüm hak ve alacakların gayri kabili rücu olarak bankaya temlik edildiğine dair davacıdan temlikname alındığı, munzam vakfa emeklilik işlemlerinin yapılmasına dair talepte bulunan davacının talebinin 6 ay içerisinde müracaat edilmediği gerekçesiyle reddedildiği ve vakıftan herhangi bir hak ve alacağın bulunmadığına dair cevap verildiği ileri sürülerek davacının, munzam sandık vakfının doğal üyesi olduğunun tespiti ile vakfa üye kaydedilmesi, daha önce hesaplanarak ödenmiş olmasına rağmen varsa doğal üyelerin ödeyeceği birikmiş işçi prim tutarı ile bu prim borç ve faizlerinin bu tarihten itibaren hesabının yapılarak belirlenmesi, bunlara göre munzam sandıktan alacağı emekli ikramiye, sosyal yardım ve aylık gelir bağlanması istenmiştir. Cevap dilekçesinde özetle, haksız davanın reddi savunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince; üyeliğinin sona erdiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde üyelik talebinde bulunmadığı gerekçesi ile gerek vakıf üyeliği ve gerekse diğer terditli taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacının 21.02.1997 tarihli dilekçesi ile; 21.02.1997 tarihinde görevinden istifa suretiyle ayrıldığını, ... A.Ş.'ne karşı doğmuş ve doğacak olan borçlarına mahsup edilmek üzere davalı ... A. Ş. Mensupları ... Vakfı'ndan olan birikmiş aidatları ile ikramiye ve diğer hak ve alacaklarını ... A. Ş.'ne gayrıkabili rücu olarak devir ve temlik ettiği, davacı tarafından dava dışı bankaya karşı kıdem ve ihbar tazminatı alacağı için açılan davada Ankara 11. İş Mahkemesinin 31.03.1998 tarih, 1997/1400 E. ve 1998/831 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ... A. Ş. Mensupları ... Vakfı Munzam Sosyal Güvenlik Hakları Yönetmeliği”nin; 2. maddesi 1/a bendi; " 01.01.1992 tarihinden önce bu Vakıf yararlananı olup, her hangi bir sebeple Vakıftan yararlanma hakkı son bulanlardan Vakıftan yararlanma haklarını isteğe bağlı olarak devam ettirmek isteyenler, bu Vakıfta ödenmiş prim süreleri 3.600 gün ve daha fazla olanlar primlerini geri almamış oldukları takdirde; Vakıftan yararlanma haklarının sona erdiği tarihten itibaren 6 ay içinde yazılı olarak Vakıftan yararlanma hakkını isteğe bağlı olarak devam ettirmek için talepte bulunabilirler.” düzenlemesini içerdiği, davacının istifa ve temlik dilekçesi verdikten sonra yine 1997 yılında dava dışı bankaya karşı kıdem ve ihbar tazminatı alacağı için dava açtığı, davacı iş Mahkemesinde dava açtığına göre yanılma veya aldatmayı öğrenmiş ya da korkutmanın etkisinden kurtulduğu, buna göre davacının 6 ay içerisinde davalı vakıftan isteğe bağlı üyelik talebinde bulunması ve bir yıl içinde de temlik sözleşmesinin hükümsüzlüğünü ileri sürmesi gerekirken davacının bu süre içerisinde talepte bulunmamasının vakıfın yukarıda yer verilen açık hükümlerine uygun olmadığı, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, davacının dava dışı ... A.Ş.'de hizmet sözleşmesi ile çalışmasına bağlı olarak davalı vakfın işe başlama tarihinden itibaren doğal üyesi olduğunun tespiti ve vakfa üyelik kaydı, buna bağlı ödenen ve ödenecek prim tutarının faizleriyle birlikte belirlenmesi, sonuçta vakıftan emekli ikramiyesi, sosyal yardım ve aylık gelir bağlanması isteminden ibarettir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3328, K. 2025/4509, T. 04.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3328-e-2025-4509-k-4e320d42a129