Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3276 E. 2025/5929 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3276
- Karar No
- 2025/5929
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/19 E., 2022/149 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 7 07... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 7 49... , 8 10... , 4, 5, 6, 8 38... , 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 8 39... parsel sayılı sırasıyla 717.72, 660.97, 1.010.06, 2.920.62, 2.521.44, 1.177.59, 1.022.14, 1.118.83, 1.215.40, 7.428.19, 182.01, 196.97, 205.48, 212.33, 7.542.85, 1.784.10, 1.766.41, 1.806.05, 1.831.80, 3.645.16, 3.459.04, 1.108.23, 896.98, 822.86, 783, 34... .316,07 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş; 8 38... parsel sayılı 103,84 m² yüzölçümündeki taşınmaz, çeşme ve avlusu vasfıyla ... Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiş; ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 82... ve 1 81... parsel sayılı sırasıyla 5.165,73 m² ve 5.021,59 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ... adına, 1 82... ve 1 81... parsel sayılı sırasıyla 2.306,17 m² ve 2.461,19 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ... adına, 1 82... ve 1 81... parsel sayılı sırasıyla 2.865,22 m² ve 2.445,91 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ...adına, 1 82... ve 1 81... parsel sayılı sırasıyla 5.272,36 m² ve 3.728,14 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ... adına, 1 82... ve 1 81... parsel sayılı sırasıyla 2.871,14 m² ve 2.012,77 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ... adına ayrı ayrı irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından, davalılar ..., ... ve diğerleri aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi ve kal davası, dava konusu parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında davacı ...’ın ölümü nedeniyle, dava mirasçıları ... ve arkadaşları tarafından takip edilmiş, davalı ...’un ölümü nedeniyle de dava mirasçıları ... ve arkadaşlarına yöneltilmiştir. Kadastro Mahkemesinde, dava konusu parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacının 7 49... parsel sayılı taşınmaza ilişkin davasının reddine, diğer taşınmazlara ilişkin davasının kabulüne, dava konusu 7 49... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla ... adına, 7 07... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 8 38... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9,10, 11,12, 8 39... , 1 81... , 11, 12, 13, 14, 1 82... , 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfıyla, 8 10... , 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların ise kargir bina ve bahçesi vasfıyla, eşit paylarla ayrı ayrı ..., ... ve ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçısı ... ve arkadaşları vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 2017/1209 Esas, 2021/952 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "Mahkemece, davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, dava konusu 7 49... , 8 10... , 4, 5 ve 6, 7 07... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9, 8 38... , 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11... , 8 39... parsel sayılı taşınmazların, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/494 Esas sayılı dosyasında dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edildikleri, 1 82... , 2, 3, 4 ve 5, 1 81... , 11, 12, 13... parsel sayılı taşınmazların ise kadastro tespitinden önce haklarında Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış derdest dava bulunduğu halde, bu husus gözden kaçırılarak ayrı ayrı ..., ..., ..., ..., ... adlarına tespit ve tescil edilmişlerse de daha sonra dava konusu oldukları anlaşıldığından bu taşınmazlar hakkındaki davanın da Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, yargılama sırasında yapılan keşif sonrasında düzenlenen raporlara göre, nizalı taşınmazların sınırında orman arazisi bulunduğunun anlaşıldığı, aktarılan davalar yönünden yasal hasım konumunda bulunan Hazine ile dava konusu taşınmazların sınırlarında orman vasfıyla tespit edilmiş taşınmazlar bulunduğundan Orman İdaresinin davada taraf olarak yer alması gerektiği halde, Mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığı ve yöntemince taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması cihetine gidildiği, öte yandan, dosya kapsamında dava konusu 1 82... , 2, 3, 4 ve 5, 1 81... , 11, 12, 13... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 11. maddesi gereğince askı ilanının yapıldığına dair bir bilgi ve belge de bulunmadığının anlaşıldığı açıklanarak, öncelikle Orman İdaresine ve Hazineye dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip husumet yaygınlaştırılarak yöntemince taraf teşkilinin sağlanması, Hazine ile Orman İdaresinden savunma ve delilleri sorulup, bildirdikleri takdirde delillerinin toplanması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 11. maddesi gereğince dava konusu 1 82... , 2, 3, 4 ve 5, 1 81... , 11, 12, 13... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin askı ilanının yapılması, bundan sonra işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan tanık beyanları ve bilirkişi raporları uyarınca; dava konusu taşınmazların tamamının orman tahdidinin dışında orman sayılmayan alanda kaldığı, bitki örtüsü ve toprak yapısı bakımından orman bitki örtüsü etkisi altında bulunmadığı, komşu tarım arazileri ile bütünlük içerisinde olduğu, dava konusu taşınmazların taraflara muris ...'dan intikal ettiği ve davacının yokluğunda taksim edildiği, davacının taksimin yapılış şekline rıza göstermediği, terekenin usulünce paylaşılmadığı, tarafların ortak katılımı ve rızası ile taksim gerçekleşmediği, davalı yanın taksim iddiasını ispat edemediği, dava konusu 7 94... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, davalı ... ...'ın 26.05.1975 tarihli senede dayandığı, ... ...'ın terekeye karşı 3. kişi konumunda olup, iyiniyetle tespit tarihine kadar aralıksız olarak taşınmaza zilyetlik etmesi karşısında davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı şartlarının gerçekleştiği gerekçesi ile davacının dahili davalı ...'a yönelik davasının reddine, diğer davalılar ve dahili davalılara yönelik davasının kabulüne, 7 49... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, ... ... Mahallesi 7 07... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9; 8 38... , 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12; 8 39... ; 8 10... , 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tutanakta belirtilen vasıf ve yüzölçümleriyle; 15/360'ar hisse ile ... ve ... evlatları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... adlarına, 24/360'ar hisse ile ... ve ... evlatları ..., ..., ..., ..., ... adlarına, 40/360'ar payın ... ve ... evlatları ..., ..., ... adlarına tapuya tesciline, ... Mahallesi 1 82... , 2, 3, 4, 5; 1 81... , 11, 12, 13... parsel sayılı taşınmazların tutanakta belirtilen vasıf ve yüzölçümleriyle, 15/360'ar hisse ile ... ve ... evlatları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... adlarına, 24/360'ar hisse ile ... ve ... evlatları ..., ..., ..., ..., ... adlarına, 40/360'ar payın ... ve ... evlatları ..., ..., ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Dava konusu taşınmazlardan bulunduğu ... köyünde, 3116 sayılı Kanuna göre 23.09.1947 tarihinde ... köyünde, 13.09.1948 tarihinde ise 7006 saylı Resmî Gazetede ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 3302 sayılı Kanun hükümlerince yapılıp 01.02.2012 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B madde uygulaması, ... ... köyünde ise 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1991 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. 1.Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, bu kapsamda uzman orman bilirkişisi tarafından, orman kadastrosu, eski ve yeni tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunu anlaşıldığına, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesiyle 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin ... ... Mahallesi 7 49... parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesiyle 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin bu taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 3. Davacılar vekilinin ... ... Mahallesi 8 38... parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, 3402 sayılı Kanun'un (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır. Somut olaya gelince, İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamına konu ilk kararında ... ... Mahallesi 8 38... parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın kabulüyle, 1/3 hisseleriyle davacı ... ile davalılar ... ve ... adına tespitine ve tapuya tesciline karar verildiği, temyize konu kararda ise bu taşınmaz hakkında olumlu olumsuz karar verilmediği anlaşılmakla, belirtilen parsel hakkında hüküm kurulmamış olması doğru olmadığından hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmiştir. 4. Davacılar vekilinin 2 ve 3 numaralı bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yönünden; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, İlk Derece Mahkemesince, hüküm yerinde dava konusu taşınmazın tarafların kök murisi ...'dan geldiğinin ve murisin terekesinin mirasçılar arasında taksim edilmediğinin kabul edilmiş olmasına rağmen davacılardan ... ...'ın miras payı yönünden hüküm kurulmaması isabetsiz olup, hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. 5. Davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin ... ... Mahallesi 8 10... , 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, bu kapsamda dava konusu taşınmazların köy içinde arsa niteliğinde olup imar ihyaya muhtaç yerlerden olmamasına, öncesinde kök muris sonrasında ise mirasçıları tarafından ev yapmak ve meyve ağacı dikmek şeklinde tasarrufa konu olduklarına, dinlenen tanık beyanları uyarınca kök murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun geçerli bir taksim yapılmadığının anlaşılmasına, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesiyle 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 6-Davalı Hazine vekilinin ... ... Mahallesi 7 49... , 8 10... , 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki diğer taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar dava konusu taşınmazların kök muristen intikalen gelen, mirasçı taraflar arasında usulüne uygun şekilde taksim edilmeyen tarım arazileri olduğu kabul edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme araştırma ve uygulama karar vermek için yeterli değildir. Belirtmek gerekir ki; eldeki dava, genel Mahkemeden aktarılan dava niteliğindedir. Bu tür davalar 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesine tabi olup, anılan Kanun maddesi uyarınca kadastro hakimi, hüküm kurarken davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olduğu gibi, tespit tarihinden önce taşınmazın mülkiyetine yönelik olarak dava açılmakla taraflar arasında zilyetlik hususunda niza oluştuğundan, zilyetlikle kazanım koşullarının da aktarılan dava tarihi itibarıyla belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan, yerleşik yargısal içtihatlara göre, bir arazinin niteliğinin, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyanın tamamlandığı tarihin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ve sürdürülüş biçiminin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olup, İlk Derece Mahkemesince bu yönde bilirkişi marifetiyle bir inceleme yapılmamış, bunun yanı sıra taşınmazların öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi konusunda yerel bilirkişiler ile taraflarca bildirilen tanıklardan ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait en eskisinden itibaren tüm memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarıyla önceki bilirkişiler dışında üç ... mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (...veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumuyla tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranıyla taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ... bilirkişilerinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Tüm bunların yanı sıra temyiz aşamasında dava dışı ... ...'ın vekili aracılığı ile ibraz ettiği, 23.12.2024 tarihli müdahale dilekçesiyle, dava konusu taşınmazlardan 7 07... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 250 m²lik kısmını, kendisine ait komşu 11 parsel sayılı taşınmazıyla bütün halinde kullandığını, anılan taşınmaz kısmını haricen satın aldığını beyan ettiği, UYAP kayıtlarının incelenmesinde ... ... ile davalılar arasında Kadastro Mahkemesinin 2024/216 Esas sayılı dosyasının derdest olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince ... ...'ın müdahale talebinde hukuki yararının bulunduğu nazara alınarak, ilgili Kadastro Mahkemesi dosyası da getirtilip davaların birleştirilme hususunda değerlendirilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı ... İdaresi vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin ... ... Mahallesi 7 49... parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle 7 49... parsele yönelik hükmün ONANMASINA, (3) ve (4) no.lu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının ... Mahallesi 7 07... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 8 38... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 8 39... , 8 10... , 4, 5, 6 parsel sayılı taşınmazlar ile ... Mahallesi 1 82... , 2, 3, 4, 5, 1 81... , 11, 12, 13, 14 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin ise ... ... Mahallesi 8 10... , 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, (6) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin ... ... Mahallesi 7 49... , 8 10... , 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki diğer taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.