Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/314 E. 2025/2207 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/314
Karar No
2025/2207
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1432 E., 2022/1085 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında yapılan yargılama sonunda Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davalılar Hazine, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Konyaaltı Belediyesi ve fer'i müdahil ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile, kararının kaldırılmasına ve düzelterek yeniden esas hakkında, davanın reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli Antalya ili Konyaaltı ilçesi ... köyünde 1997 yılında yapılıp 1999 yılında ilan edilerek kesinleşen ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan genel arazi kadastro çalışması ile, daha sonra 2010 yılında 22/2-a maddesi uyarınca yapılıp kesinleşen uygulama kadastrosu bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu Antalya ili Konyaaltı ilçesi ... mevkii 437 ada 22 parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin malik olduğunu, müvekkilinden habersiz dava konusu taşınmazda yol ve sınır çalışması yapıldığını, dava konusu yerin hali hazırdaki durumunun tespitinin yapılmasını, müvekkilinin zilyedi olduğu ve krokide yol olarak işlaretlenen alanda bulunan ağaçların sayısının, yaşının, niteliklerinin belirlenmesini, bitişik parsel sınırına son dönemde dikildiği bilgisine ulaşılan ağaçların tespitinin yapılmasını, kadastro çalışması öncesi ve sonrası duruma ait haritalarda yapılacak inceleme ile durum tespitinin yapılmasını, dava konusu taşınmazda müvekkilinin 25 yıldan fazla süredir zilyet olduğunu, taşınmaz üzerinde 15 yıllık ağaç ve asmaların bulunduğunu, taşınmazda kadastro çalışması sonrası hatalı olarak yol olarak belirlendiğini, mülkiyeti müvekkiline ait olan taşınmaza dahil olan, krokilerde yol olarak gösterilerek tespit harici bırakılan yerin müvekkilince kullanılan kısmının tespiti ile adına tescilini istemiş, davalılar Hazine, Konyaaltı Belediyesi, fer'i müdahil ... vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. Dava, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılarak kesinleşen uygulama kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 10.04.2019 tarihli ve 2016/437 Esas, 2019/210 Karar sayılı kararı ile; dava konusu edilen yerin orman sınırları dışına çıkarıldığı, yenileme çalışmalarından önce örülen duvar ile sınırlandırıldığı, yapılan yenileme çalışmalarında duvarın sınır olarak değerlendirilmesi gerektiği ancak yapılan yenileme çalışmalarında ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olması nedeniyle sınırlandırma hatası yapıldığı anlaşıldığından fen bilirkişisinin ekli krokide (A) ile gösterilen 35,45 metrekare alanın 437 ada 22 parsele eklenmesine, dava konusu yerin kesinleşmiş orman sınırları dışına çıkarılmış olması nedeniyle davanın niteliği itibariyle husumet yöneltilemeyeceğinden ... ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı, davalılar hazine ve Konyaaltı Belediyesi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2019/1011 Esas, 2020/114 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın ilk olarak 2373 parsel sayısıyla ve 886 metrekare yüzölçümü ile beyanlar hanesinde davacının kullanımında olduğu gösterilmek suretiyle Hazine adına tescil edildiği ve uygulama kadastrosunda 894,95 metrekare yüzölçümü ile 437 ada 22 parsel numarasını aldığına, 07.02.2014 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu (6292 sayılı Kanun) hükümlerine göre satın alındığına, 437 ada 22 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğuna göre, bu parsele eklenmesi istenen yol kısmının da Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi için istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kaldırılma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda; fen bilirkişisinin (A) harfi ile gösterdiği 35,45 metrekare yözülçümlü yolun 20-25 yıl öncesinden davalının zilyetliğinde olduğu bu tarihin tesis kadastrosu tarihinden öncesine denk geldiği anlaşılmakla, Hazine, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Konyaaltı Belediyesi yönünden davanın kabulüne, (A) harfi ile gösterilen 35,45 metrekare yözülçümlü yolun iptali ile Antalya ili Konyaaltı ilçesi ... Mahallesi 437 ada 22 nolu parsele eklenerek davacı ... adına kayıt ve tesciline, diğer taraflardan Orman İdaresi bakımından dava konusu yerin kesinleşmiş orman sınırlarının dışına çıkarılmış olması ve davanın niteliği gereği Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davalılar Hazine, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Konyaaltı Belediyesi ve fer'i müdahil ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, taşınmazın davaya konu kadastro çalışmasıyla oluşan yeni yüzölçümüyle ve bu çalışmayla oluşturulan çapa dayalı olarak taşınmazı satın aldığı ve sonrasında yapılan 22/2-a çalışmasına itiraz yoluyla dava konusu parselin hakkında kullanım kadastrosu tutanağı oluşturulmadığından tapulama dışı olan ve bu nedenle hakkında tapu kaydına kullanıcı şerhi verilemeyecek olan bir yer hakkında kullanıcı şerhi oluşturularak, bu şekilde usul ve yasaya aykırı bir kayıt meydana getirilmesine sebep olunacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar ve feri müdahilin istinaf başvurularının ise kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/314, K. 2025/2207, T. 17.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-314-e-2025-2207-k-b3bdcc4be5ab