Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/29 E. 2025/4030 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/29
Karar No
2025/4030
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/683 E., 2022/770 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/407 E., 2019/230 K. Taraflar arasındaki tapu siciline şerh verilmesi ile tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl davada davacı ... vekili, müvekkilinin ................... Mahallesi eski 2822 parsel, yeni 1828 ada 31 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısı olduğunu, dava konusu yerde yapılan kadastro tespitine karşı açılan ve Hazinenin de taraf olduğu davada, Antalya Kadastro Mahkemesinin 1989/1394 Esas ve 1992/1468 Karar sayılı kararıyla taşınmazın ...oğlu ...'in zilyet ve kullanan kişi olduğu yönünde şerh verilmek suretiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın kesinleşerek tapuya tescil edildiğini, davacının taşınmazda kullandığı kısımları 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre doğrudan satın almak istediğini, ne var ki, Milli Emlak Müdürlüğünün tapuda 2/B maddesi belirtmesi olmadığı ve kullanım kadastrosu yapılmadığından bahisle satış işlemi yapmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu 2/B maddesi ile ormandan Hazine adına çıkarılan yer olduğunun ve kullanıcısının davacı olduğunun tespiti ile bu hususların tapuya şerh verilmesine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı ... vekili, dava konusu 1828 ada 31 parsel sayılı taşınmazın zilyetliğinin 19.08.2002 tarihinde ....................ve 31.01.2002 tarihinde ...tarafından yazılı-imzalı sözleşme ile müvekkiline devredildiğini, devirlerden sonra müvekkilinin taşınmazı davasız ve aralıksız olarak kullandığını, ne var ki kadastro tespitinin yapıldığı tarihlerde müvekkilinin fiili hakimiyetinde olan taşınmazın sehven ...oğlu ... üzerine, daha sonra da Hazine adına tescil edildiğini, ...'in söz konusu taşınmaz üzerinde hiçbir zaman zilyet olmadığını ileri sürerek müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğin tespiti ile çekişmeli taşınmazın müvekkili tarafından haricen satın alınan bölümlerinin müvekkili adına tesciline, taşınmazın tapu kaydı üzerindeki şerhlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmazın tapu kaydında davacı ...'in 20 yılı aşkın bir zamandır kullanıcı olduğu şerhinin mevcut olduğu gibi, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B bendi uyarınca orman sınırı dışına çıkartılan yerlerden olduğu şerhinin bulunduğunun anlaşılmasına göre asıl davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinin gerektiği; birleşen dava yönünden ise, Antalya Kadastro Mahkemesinin 1989/1394 Esas 1992/1468 Karar Sayılı dosyasında ...oğlu ... ile ...oğlu ...'in Kadastro tespitine itiraz ettikleri mahkemece davanın Reddine karar verildiği ancak davacı ...oğlu ...'in zilyet ve kullanan kişi olarak Kadastro tutanağının da gösterilmesine karar verildiği kararın 12/01/1991 tarihinde kesinleştiği, bunun yanında dava konusu yerin öncesini tapulu olduğu ve tapusun Yadigar Kartal ve Muratpaşa Vakfına kayıtlı olduğu, 6292 sayılı Kanunun 7/1A maddesine göre açılan davalar sonucunda tapuları iptali ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazların 2 yıl icinde ilgilileri idareye başvurması halinde bedelsiz olarak önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edileceğinden tapulu taşınmazlar üzerine zilyetlik şerhi konulması talep edilemeyeceği gibi, tapuda kayıtlı taşınmazlar üzerinde zilyetliğe dayanılarak tescil talep edilemeyeceğinden birleşen davanını da reddine karar verilmesinin gerektiği" gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; "... asıl dava yönünden; mahkemece de belirtildiği üzere dava konusu taşınmazda davacı lehine zilyetlik şerhinin bulunmasına göre, davacı adına tapu kaydında mevcut bulunan şerh nedeniyle mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından davacının esasa ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı; birleşen dava yönünden ise, davacı vekili zilyetlik şerhi ve tapu iptali tescil talebinde bulunmuş ise de mahkemece de belirtildiği üzere davaya konu taşınmaz kısımlarının 2021 tarihinde 6292 sayılı yasanın 7/a maddesi gereğince hak sahiplerine iade işleminin yapıldığı yasanın 7/a maddesinin yalnızca önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iadeyi öngördüğü, 7/b nin aksine akdi halefiyete değer vermediği, bu nedenle 6292 sayılı yasanın 7/a maddesi uyarınca Hazine tarafından iade işlemi yapıldığına göre tapu kaydının oluşumunda bir yolsuzluk bulunmadığı ve zilyetlik şerhi de verilemeyeceği anlaşıldığından birleşen davada da istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, vekalet ücreti yönünden hükmün kaldırılması gerektiği " gerekçesiyle asıl davada davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, birleşen davacı ... vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, İlk Derece Mahkemesinin 2014/407 Esas, 2019/230 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, birleşen davanın esastan reddine karar verilmiş, bu kez asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/29, K. 2025/4030, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-29-e-2025-4030-k-174061afd56f