Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2614 E. 2024/7410 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2614
- Karar No
- 2024/7410
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1141 E., 2022/3188 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/82 E., 2021/8 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asli müdahil ... vekili ile davacı ...-... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil ... vekili ile davacı ...-... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R İstanbul ili Çatalca ilçesi Nakkaş Mahallesi çalışma alanında bulunan 2363 parsel sayılı taşınmaz, T.Evvel 337 tarihli ve 23 sıra nolu tapu kaydı ile tedavül kayıtlarına istinaden 12.06.1986 tarihinde 133.808,00 metrekare yüzölçümü ile davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı ... ve asli müdahil ... vekili, vekil edenlerinin malik olduğu 2365 parsel sayılı taşınmazın 40 dönüm kadar eksik tespit edildiğini, eksikliğin davalılar adına tespit edilen 2363 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını belirterek, dava konusu edilen yerin 2363 parselden tefriki ile vekil edenlerinin murisi adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahiller ... ve ..., dava konusu taşınmazın evveliyatının kendi kök murisleri olan ... ...'ten geldiğini, kök murislerinden davalılara yapılan satışın geçersiz olduğunu, ayrıca taşınmazın miktar olarak tapu kaydından fazla olduğunu bu nedenle kendi adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, davalıların tapu kaydının hem mevki ismi hem de üç hudut olarak dava konusu taşınmazı kapsadığı, davacının (B) ile gösterilen kısmı da zilyetlikle kazanamayacağı gerekçeleriyle davacı ve asli müdahillerin davalarının reddine, dava konusu İstanbul ili Çatalca ilçesi Nakkaş mahallesi 2363 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında belirtilen nitelik ve yüzölçümü ile tamamı 512 pay kabul edilerek hükümde gösterilen payları oranında tespit malikleri/mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hükmün, asli müdahil ... vekili ile davacı ...-... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, müdahil ... ve Kıymet Kara'nın kök malik .....oğlu ...'in mirasçısı olup, uygulanan tapu kayıt miktarından fazla kalan 90.975,00 m² lik kısım üzerinde hak talep etmiş olduğu, dayanak T.Evvel 1337 tarihli ve 23 sıra nolu tapu kaydında müdahil ... ....ın murislerinin paylarını satmış olduklarından tapuda paylarının kalmadığı, sabit sınırlı tapu kaydı tüm taşınmaz için geçerli olduğundan Mahkemenin, asli müdahillerin miras paylarının dava ettikleri pay oranında olmadığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olduğu, davacılar yönünden yapılan yargılamada, dava konusu 2363 parsel sayılı taşınmazın uygulanan tapu kayıt kapsamında kaldığı, zilyetliğe değer verilemeyeceği, ayrıca komşu parsele uygulanan tapu kaydının şekil olarak 2363 parselin güneyini kapsayacak şekilde uzanmasının teknik yönden mümkün olmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde olduğundan istinaf talebi esastan reddedilmiş, hüküm, asli müdahil ... vekili ile davacı ...-... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ... vekili ile davacı ...-... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.