Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2551 E. 2025/2883 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2551
- Karar No
- 2025/2883
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/252 E., 2022/450 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, dahili davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 344 parsel sayılı taşınmaz 2008 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında, Hazine adına ham toprak vasfıyla 1.696,16 metrekare yüzölçümlü olarak, 101 ada 345 parsel sayılı taşınmaz ise Hazine adına ham toprak vasfıyla 59.945,51 metrekare olarak tespit ve tescil edildikten sonra, 101 ada 345 parsel sayılı taşınmaz 2015 yılında ifraz edilerek 101 ada 351, 352, 353 ve 354 parseller oluşmuştur. Davacı ... 17.01.2012 havale tarihli dava dilekçesiyle; ... köyü 101 ada 344 ve 345 parsel sayılı taşınmazların kendisine miras kaldığını ve eklemeli olarak 100 yılı aşkındır tarım arazisi olarak kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 101 ada 344 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 101 ada 345 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ...'ın 10.11.2013 tarihli rapor ve eki krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4630,69 metrekarelik ve (B) harfi ile gösterilen 660,32 metrekarelik kısımlarının Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.11.2014 tarihli, 2014/5433 Esas ve 2014/9269 Karar sayılı ilamıyla; “Hazinenin davada taraf olarak yer aldığı, davacı gerçek kişinin de belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açmış olduğu, buna göre bu koşulların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiği, çekişmeli 101 ada 345 parsel sayılı taşınmaz Dicle nehrine bitişik olduğu halde keşifte tespit bilirkişileri dinlenmediği gibi jeolog bilirkişi eliyle inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığına ilişkin rapor alınmadığı, eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazların niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadıklarının saptanmadığı, dosya kapsamına alınan kadastro tutanaklarının incelenmesinden davalı oldukları belirlenen komşu taşınmazlara ilişkin davaların akıbetlerinin araştırılmadığı belirtilerek, eksik araştırma ve incelemeyle, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, 101 ada 352 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ... ve ...'ın 14.11.2017 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4.630,69 metrekarelik kısmın, yine aynı rapor ve krokide B harfi ile gösterilen 660,32 metrekarelik kısmın davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile dahili davacılar -davacının mirasçıları- adına tapuya kayıt ve tesciline; 101 ada 344 parselin ise orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiş; hükmün, dahili davacılar vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 30.06.2022 tarihli, 2021/9401 Esas ve 2022/6447 Karar sayılı ilamıyla; "Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre dahili davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiş, davalı Hazinenin temyiz itirazları bakımından ise, somut olayda, dosya kapsamındaki hava fotoğraflarından, 101 ada 352 parselin içinde bulunan ve fen bilirkişilerince A ve B harfleriyle gösterilen dava konusu kısımların Dicle nehrine bitişik olduğu, yine dosya kapsamında bulunan 18/05/2018 havale tarihli jeoloji mühendisi raporunda, çekişme konusu yerlerin Dicle nehrinin etki alanında kaldığının belirtilmiş olması karşısında, bu yerlerin TMK'nin 715.maddesi uyarınca zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu, bu doğrultuda 101 ada 352 parsel yönünden de davanın reddine kararı verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu 101 ada 344 parselin orman içi açıklık olduğu, 101 ada 352 parselin içinde bulunan ve fen bilirkişilerince A ve B harfleriyle gösterilen dava konusu kısımların Dicle nehrine bitişik olduğu, 18/05/2018 havale tarihli jeoloji mühendisi raporunda, çekişme konusu yerlerin Dicle nehrinin etki alanında kaldığının belirtilmiş olması karşısında, bu yerlerin 4721 sayılı TMK’nin 715. maddesi uyarınca zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, dahili davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosunun, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Değişik 4. maddesi hükmüne göre yapıldığı, genel arazi kadastrosu işleminin ise 09.09.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilâmında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, dahili davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, Dahili davacılar vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.