Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8534 E. 2023/2289 K. – Uygulama Kadastr
Konu: Uygulama Kadastrosuna İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/8534
- Karar No
- 2023/2289
- Karar Tarihi
- Konu
- Uygulama Kadastrosuna İtiraz
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/801 E., 2022/1384 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/73 E., 2021/171 K. BİRLEŞEN DAVA DOSYASI İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sivas ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2020 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, mera vasfıyla özel sicilinde kayıtlı bulunan eski 1798 parsel sayılı 361.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 107 ada 130 parsel numarasıyla 470.110,22 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edildikten sonra, komisyon kararıyla 482.156,69 metrekare yüzölçümlü olarak tesciline karar verilmiş; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 353 parsel sayılı 6.150,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 107 ada 124 parsel numarasıyla 25.840,62 metrekare yüzölçümlü olarak ve ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1448 parsel sayılı 4.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 107 ada 121 parsel numarasıyla 6.867,88 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Asıl dava dosyasında itirazı Kadastro Komisyonu tarafından reddedilen davacı ... vekili dava ve beyan dilekçesiyle; uygulama kadastrosu sırasında 107 ada 130 sayılı mera parselinin yüzölçümünün eksildiğini ve sınırının yanlış belirlendiğini, eksik ile yanlışlığın davalılara ait 107 ada 121 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, hem uygulama kadastrosuna yönelik olarak hem de mülkiyet talebine yönelik olarak dava açmış olup, ilk derece mahkemesince, birleştirme kararı öncesinde 02.07.2021 tarihli duruşmada, davacı ...'nin mülkiyet talebine ilişkin davası tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiştir. 3. Birleşen dava dosyasında itirazı Kadastro Komisyonu tarafından reddedilen davacı ... vekili dava ve beyan dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında 107 ada 130 sayılı mera parselinin yüzölçümünün eksildiğini ve sınırının yanlış belirlendiğinini, eksik ile yanlışlığın davalılara ait 107 ada 124 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, hem uygulama kadastrosuna yönelik olarak hem de mülkiyete ilişki olarak dava açmış ve yargılama sırasında bu davanın eldeki dosya ile birleştirilmesin kararı verildikten sonra karar duruşmasında davacı ...'nin mülkiyet talebine ilişkin davası, tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiştir. II. CEVAP 1. Asıl dosya davalıları cevap dilekçesi vermemiştir. 2. Birleşen dosya davalıları ..., ... ... ve ... cevap dilekçelerinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 107 ada 121 ve 124 parselin, 107 ada 130 parselin tesis kadastro paftasında kayıklık bulunduğu, uygulama kadastrosu ile bu kayıklığın düzeltildiği ve pafta ile zeminin uyumlu hale getirildiği, davaya konu her üç taşınmazın tesis kadastrosundaki yüzölçümü ile güncel yüzölçümü arasındaki farkın taşınmazların sınırlarındaki kıvrımların düzgün ölçülmemesinden ve düz bir hat ile birleştirilmesinden kaynaklandığı, bu nedenlerle uygulama kadastro tespitinin yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine, 107 ada 121, 124 ve 130 parsellerin uygulama kadastro komisyon tutanağındaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; asıl ve birleşen dava hakkında verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı gibi yönetmelik hükümlerine uygun da yapılmadığını, yolsuz tescil bulunup bulunulmadığı hususunda araştırma yapılmadığını, bilirkişilerden davalıların zilyetlik yoluyla belgesizden kazandıkları taşınmaz miktar fazlası hususunda rapor alınmadığını, ziraat bilirkişisinden taşınmazın mera ile ayırıcı unsurunun bulunup bulunmadığı hususunda ek rapor alınmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastrosu çalışmalarının usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığımna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi, 3. Değerlendirme 1. Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. 2. İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; taşınmazların uygulama kadastrosu tutanaklarında, çekişmeli 107 ada 130 parsel sayılı taşınmazın komşu 107 ada 121 ve 124 parsel sayılı taşınmazlar ile ara sınırının sabit sınır olduğu, tesis kadastrosu ile taşınmazlarda sınırlandırma hatası yapıldığı ve taşınmazların sınırlarının güncel zemin durumunu ile uyuşmadığının belirtildiği, Kadastro Komisyon Kararında ise uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığının açıklandığı ancak 107 ada 122 ve 129 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının 107 ada 130 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilmeden önce aynı tarihte yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazlar arasında sabit sınır bulunmadığını ve sınırların kaybolduğunu beyan etmişlerdir. Alınan fen, harita ve ziraat mühendisi bilirkişi raporlarında ise, taşınmazlarda tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma, ölçe ve tersimat hatasının yapıldığı, taşınmazların tesis kadastro sınırı ile hava fotoğrafı ve mahalli bilirkişilerin gösterdikleri sınırların uyumlu olduğundan pafta sınırının esas alınması nedeniyle pafta sınırının sabit sınır alınmasının uygun olduğu ve taşınmazların sınırlarında herhangi bir değişiklik bulunmayıp sınırlandırma ve yüzölçüm hesabı hatasının yapıldığı belirtilmiştir. Dosya kapsamında mevcut mahalli bilirkişi beyanları ile bilirkişi raporlarına ekli olan fotoğraflara göre, taşınmazların sınırlarında sabit nitelikte sınır bulunmadığı gibi bilirkişi raporlarında tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatasından söz edilmekle beraber rapor içeriğinde bu husus denetime elverişli şekilde ortaya konulmamış; rapor içeriğinde harita mühendisi bilirkişi değerlendirmesinde, taşınmazların 1973 ve 2005 tarihli hava fotoğraflarına göre sınırlarının belirgin olduğu belirtilmesine rağmen, bu sınırların tesis kadastrosu sınırlarıyla mı yoksa uygulama kadastrosu sınırlarıyla mı örtüştüğü açıklanmamış; yine raporda, uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların sınırlarının sabit alınmasının nedenleri de ortaya konulmadığı gibi, bilirkişi heyetinden, taşınmazların tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde hazırlanmış rapor alınmaksızın karar verilmesi cihetine gidilmiştir. 3. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. 4. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, ilk derece mahkemesince öncelikle, yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan; yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması istenmeli, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak sabit nitelikte sınır bulunup bulunmadığı, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığı ve sınırlandırma hatasının hangi teknik verilerle açıklandığı gibi hususlar tartışılarak denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. 5. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.