Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/69 E. 2024/7495 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/69
- Karar No
- 2024/7495
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/503 E., 2019/210 K. KARAR : Davanın kabulüne,
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Tapuda paylı olarak davalılar adına kayıtlı olan Antalya ili Kepez ilçesi ... köyünde kain eski 321 parsel sayılı 9.504 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılan uygulama kadastrosu sırasında, 27843 ada 161 parsel numarası, 9.514,67 metrekare yüzölçümü ile tesbit edilmiştir. Yörede 1946 yılında 8 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 3 numaralı ekip tarafından yapılıp itirazsız yerlerde 14.05.1981, itirazlı yerlerde ise 11.03.1981 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ve 23.12.1988 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Davacı ... İdaresi vekili Antalya Kadastro Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, dava konusu 27843 ada 161 parsel taşınmazın bir bölümünün yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra yapılan aplikasyon çalışmalarında da bu durumun değişmediği ileri sürerek tahdit içinde kalan bölümün tesbitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Kadastro Mahkemesince, "çekişmeli parselin 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle tapuda Hazine adına kayıtlıyken, Or-Köy Baş Mühendisliği tarafından 2924 sayılı Kanun'un 11 ve 12 nci maddeleri gereğince davalılara satıldığı ve Hazinenin temliki ile oluştuğundan orman sınırları dışında olduğu, tekrar orman sınırları içinde kaldığı savıyla açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğu, uygulama kadastrosunun teknik çalışmalarla sınırlı olduğu, mülkiyet değişikliği yapılamayacağı, davanın kesinleşmiş tutanağa karşı açılan mülkiyete ilişkin bir nitelik taşıdığı, 2859 sayılı Kanun'un 4/1 inci maddesi gereğince bu hakların inceleme konusu yapılamayacağı, ilk kadastroda belirlenen sınırlara uyulacağı, tapudaki maliklerin intikal ve ifraz işlemine tâbi tutulmaksızın olduğu gibi tapu siciline aktarılacağı" gerekçeleriyle davanın reddine dair verilen ilk karar, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.05.2013 tarihli ve 2012/14182 Esas, 2013/5426 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli parselin yenilemeden önceki tutanak ve haritaları ile yenilemeden sonraki çapı, haritası ve tutanağı getirtilerek, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak, yapılan çalışmanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesiyle, 29.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usûl ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun çalışma yapılıp yapılmadığının saptanması, yapılan çalışmaların kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu belirlenirse, bu aykırılıkları giderecek hüküm kurulması, çalışmanın kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı saptanırsa, Orman İdaresinin bu yöne temas eden davasının reddine karar verilmesi; dava dilekçesinde aynı zamanda taşınmazın bir bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan devlet ormanı olduğu iddia edildiğinden, bu davada kadastro mahkemesinin görevli olmadığı gözetilerek, tasarrufa ilişkin bu dava yönünden görevsizliğe karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Kadastro Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "harita uzmanı bilirkişi vasıtasıyla yerinde yapılan keşif ve inceleme sonucu alınan bilirkişi raporuna göre, yapılan çalışmanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesine uygun olarak yapıldığı" gerekçesiyle, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesinin uygulanması açısından yapılan itirazlar yönünden davanın reddine, 27843 ada 161 parsel sayılı (eski 321) taşınmazın Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca oluşturulan uygulama tutanağındaki gibi tapuya tesciline, keşinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı iddiası yönünden mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair verilen ikinci karar, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.04.2016 tarihli ve 2015/5221 Esas, 2016/4627 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Hükmün kesinleşmesi üzerine davacı ... İdaresi vekili tarafından süresinde görevsizlik kararı yönünden dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunmuş, dosya görevli mahkemeye gönderilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince, yapılan yargılama sonunda; "uzman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli haritada (A1) harfi ile gösterilen 882,86 metrekare miktarındaki bölümün orman sayılan yeşil alanda kaldığının tespit edildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden ... ve mirasçılarına iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.