Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6701 E. 2024/5784 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6701
Karar No
2024/5784
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1433 E., 2022/878 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/271 E., 2021/373 K. Taraflar arasındaki tapu kaydındaki mükerrerlik şerhinin iptali talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili 01.06.2018 tarihli dava dilekçesi ile; Muğla ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde bulunan, eski 1892 yeni 267 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğunu, komşu eski 912 yeni 267 ada 2 parselin ise davalı Hazine adına kayıtlı olduğunu, taşınmazların bulunduğu bölgede 3402 sayılı yasanın 22/a maddesi gereğince yapılan çalışma sonunda, davacıya ait taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine "267 ada 1 no'lu parsel ile 267 ada 2 no'lu parsel tamamı mükerrerdir" şerhinin işlendiğini, davacıya ait taşınmaz ile davalıya ait taşınmazın mükerrer olmasının söz konusu olmadığını belirterek, tapu kaydına işlenen mükerrerlik şerhinin iptali ile, taşınmazın davacı adına tespit ve tescilini talep ve dava etmiştir. Muğla Kadastro Mahkemesine ait 09.03.2020 tarihli, 2020/2 - 2020/32 Esas - Karar sayılı kararında davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf incelemesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 03.03.2021 tarihli 2020/670 - 353 Esas- Karar sayılı kararı ile "mahkemece mükerrerlik şerhinin iptali talebinin mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin olduğu ve uygulama kadastrosunda mülkiyet uyuşmazlıklarının incelenemeyeceği gerekçesiyle görevli mahkemenin genel mahkeme olduğu" gerekçesiyle kararın kaldırılması ve dosyanın görevli Muğla Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi kararı üzerine, Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazların beyanlar hanesinde bulunan mükerrerlik şerhinin isabetli olduğu, terkini gerektirir bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davacı adına kayıtlı eski 1892 yeni 267 ada 1 parselin, 1977 yılında yapılan tesis kadastrosunda, daha önce aynı bölgede 1955 yılında tesis kadastrosu yapılan eski 912 yeni 267 ada 2 parselin sınırları dikkate alınmadan tespitinin yapılması nedeniyle mükerrerliğin oluştuğu ve uygulama kadastrosu sırasında tespit edilen bu durumun her iki taşınmazın beyanlar hanesine şerh edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek, mükerrerlik şerhinin iptali talepli davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; "Kadastro çalışması yapılarak 28.05.1975 tarihinde genel Müdürlük emirleriyle tarla olarak tescil edilen müvekkilin yeri daha sonra 2011 yılında yani 36 yıl yapılan 2.kadastro çalışması ile özel mülk olmuş olan gayrimenkulün orman vasfına dönüştürülmüş olması; Anayasaca teminat altına alınan mülkiyet hakkının ortadan kaldırılması ve devletçe teminat altına alınmış Tapuya Güven İlkesinin ihlalidir" gerekçeleriyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle bozulması istemiyle temyiz edilmiştir. Tüm dosya bilgileri incelendiğinde, davanın uygulama kadastro çalışmaları sonunda davacı adına kayıtlı eski 1892, yeni 267 ada 1 parselin tapu kaydının beyanlar hanesine mükerrerlik şerhinin konduğu, davacının mezkur şerhin iptaline yönelik talebinin aslında mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin olduğu anlaşılmakla davanın genel mahkemede görülmesinin doğru olduğu, esasa ilişkin ise; taşınmazın bulunduğu yörede önce 1955 yılında yapılan tesis kadastrosunda eski 912 (yen 276 ada 2 ) ve 913 parsel sayılı taşınmazlarının sınırları dikkate alınmadan 1977 yılında yapılan tesis kadastrosunda o tarihteki ilgililerin başvurusuyla 766 sy Kanun kapsamında eski 1892 (yeni 267 ada 1) parselin tespit ve tescil edildiği, bölgede 2018 de yapılan 3402 sayılı yasanın 22/a çalışmalarında bu durum fark edilerek her iki tapu kaydının beyanlar hanesine mükerrerlik şerhinin işlendiği ve yapılan işlemde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6701, K. 2024/5784, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-6701-e-2024-5784-k-3bba46a50073