Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6694 E. 2023/5070 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6694
- Karar No
- 2023/5070
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1232 E., 2022/812 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/548 E., 2021/291 K. Taraflar arasındaki 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun) uyarınca yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 13323 ada 95 ve 98 parsel sayılı sırasıyla 1.235,51 ve 10.759,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları şerhi yazılmak suretiyle Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca 13323 ada 95 parsel 06.03.2014 tarihinde, 13323 ada 98 parselin bir kısım payları 25.02.2014 tarihinde, kalan payı ise 20.03.2014 tarihinde ... ve müştereklerine satılarak tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 13323 ada 95 parsel ve 98 parsel sayılı taşınmazları yaklaşık 14 sene önce amcası ... Metin'den satın aldığını, davacının, satın almasından sonra 95 parsel sayılı taşınmaz üzerine yaklaşık 88 metrekare büyüklüğünde bir ev yaptırdığını, 98 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ise, her biri yaklaşık 360 metrekare büyüklüğünde olan iki adet deposunun bulunduğunu, ev ve depoların yaklaşık 10 - 12 yaşlarında olduğunu, eve ve depolara ait elektrik aboneliklerinin bulunduğunu, yapı kayıt belgelerinin olduğunu, adı geçen davalıların taşınmazın bulunduğu köyde oturmadıkları gibi kimse tarafından da bilinmediğini, 6292 sayılı Kanun kapsamında taşınmazları 06.03.2014 tarihinde edindiğini, bu kişilerin davaya konu edilen taşınmazları hiçbir zaman kullanmadığını ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazları müvekkilleri olan davalıların Hazine'den satın aldıklarını ve kendileri tarafından kullanıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6292 Sayılı Kanun'un, "Hak Sahibi, Başvuru ve Doğrudan Satış" başlıklı 6 ncı maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları gereğince, 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen veya sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararları uyarınca oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre, bu taşınmazların 31.12.2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenlerin de hak sahibi sayılacağı; mal müdürlüğünce süresi içinde başvuran ve hak sahibi sıfatını taşıdığı tespit edilen davalılara satışın yapıldığı, yapılan satış işleminin idari bir işlem olduğu; davanın 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satıştan ve davalılar adına tapu kaydı oluştuktan sonra açıldığı, yeni malike karşı zilyetlik iddiası ileri sürülemeyeceği gibi Hazine tarafından 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre davalılara yapılan satış işleminin idari işlem niteliğinde olduğu, bahsi geçen idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilmediği, farklı deyişle tapu kaydının dayanağı olan idari işlemin hukuki geçerliliğini koruduğu gözetildiğinde tapu kaydının dayanağı olan idari işlem iptal edilmeden tapu iptali ve tescil davasının dinlenme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarlayarak, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gibi mahkemece eksik araştırma ve inceleme yapılarak karar verildiğini, davacının davaya konu taşınmaz kısımlarını 15 yıl önce satın aldığını, üzerlerine ev ve su deposu yaptığını, taşınmazların halen davacının kullanımında olduğunu davalıları tanıyan olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2020/264 Esas, 2020/359 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 13323 ada 95 ve 98 parsel sayılı taşınmazların dava tarihi olan 19.11.2020 tarihinden önce 2014 yılında 6292 sayılı yasa gereğince yapılan satış işlemi ile davalılara satıldığı, davanın, yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, taşınmazların, Hazine tarafından zilyetlik şerhi sahibine satıldığına göre tapu kaydının oluşumunda bir yolsuzluk bulunmadığı, taşınmazın tapuya tescil işleminin usulüne uygun olduğu, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazlara ilişkin bu davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazine'nin mülkiyetinden çıkıp 3 üncü şahıslar adına tapuya tescil edildikten sonra tapu iptaline yönelik davanın dinlenilip dinlenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4 üncü maddesi, 6292 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 3. Değerlendirme 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Ancak; dava, 6292 sayılı Kanun uyarınca oluşan tapu kaydının iptali ve tescili isteğine ilişkin olup, tapu kaydının dayanağı idari işlem idarece geri alınmadıkça ya da idari yargıda iptal edilmedikçe eldeki davanın görülebilirlik şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması karşısında İlk Derece Mahkemesince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, söz konusu yanlışlığın düzeltilmesinın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde yer alan "3. Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 13.450,00 - TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine," cümlesinin çıkartılarak yerine, "3. Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine," ifadesinin yazılmasına ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.