Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6659 E. 2024/6104 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6659
Karar No
2024/6104
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/996 E., 2022/749 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/413 E., 2022/58 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraza dayalı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili 28.07.2020 harç tarihli dava dilekçesiyle; Antalya ili ... ilçesi ... köyünde bulunan ilgili tahdit çalışmasının 1946 yılında yapıldığını, tutanağa bağlandığını, bu çalışmanın ilan edilip edilmediğinin ve kesinleşip kesinleştirilmediğinin araştırılması gerektiğini, bölgede aplikasyon işleminin 2000’li yıllarda yapıldığını, zemine yanlış uygulandığını, davacının kullanımındaki dava konusu ... mevkiindeki taşınmazın bir kısmının P.CCCXLIV numaralı 2/B parseli olarak orman sınırları dışına çıkarıldığını, bitişiğindeki tahmini 21.179,49 m²'lik alan, doğusundaki 6408,02 m²'lik alanın ve 29730 ada 1 parsel (eski 569 parsel) sayılı taşınmazın güneydoğu bitişiğindeki 7728,06 m²'lik yerin tamamının orman olarak sınırlandırıldığını, taşınmazların ormanla ilgisinin bulunmadığını, tarım arazisi vasfında olduğunu, yapı kayıt belgesi bulunduğunu, 29730 ada 1 parselin (eski 569) parselin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1957/67 Esas - 1958/555 Karar sayılı kararında davacının babası ...'e hükmen tescil edildiğini, 3 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından bölgede 2/B uygulaması yapıldığını, 30.06.2020 tarihinde askı suretiyle ilan edildiğini, orman sınırları içerisinde bırakılan davacının kullanımındaki taşınmazların 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın sınırlarının hatalı olduğunu, tutanağa göre kullanımında olan taşınmazların bir kısmının 2/B olarak tescil edildiğini bir kısmının ise orman sınırları içerisinde bırakıldığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, davacının taşınmazları yaklaşık 45-50 senedir kullandığını, orman vasfını kaybettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazlarla ilgili yapılan hatalı aplikasyon ve sınırlandırma işleminin iptaline, 2/B uygulama kadastrosunun iptali ve taşınmazların orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi ilk olarak 15.06.2021 tarihli ve 2020/191 Esas – 2021/245 Karar sayılı kararıyla; "davacı ...’in davasının hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine" karar vermiş; karar davacı vekili tarafından istinaf edilmekle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince 18.11.2021 tarihli ve 2021/1349 Esas 2021/1109 Karar sayılı kararıyla ve dava konusu taşınmazların ve her biri hakkındaki istemin açıklattırılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda "davacının 19.04.2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerinin aplikasyon ve sınırlandırmaya yönelik davasının reddine" karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince "davacı vekilince dava dilekçesinin ve istemin açıklanması için sunulan 14.01.2022 tarihli dilekçe içeriği ile dava dilekçesi içeriği karşılaştırıldığında davanın bilirkişi raporunda( A-B-C) bölümleri olmak üzere 3 parça taşınmaz hakkında açıldığı; 6408,02 m²'lik ve 7728,06 m²'lik (A) ve (B) bölümleri hakkında dava dilekçesinde orman olmadıkları halde orman olarak sınırlandırıldıkları belirtilerek açıklama dilekçesinde orman olarak sınırlandırıldıkları aplikasyon çalışmasına itiraz ederek orman sınırları dışında bırakılmalarının istenildiğinin anlaşıldığı; dava dilekçesinde P.CCCXLIV numaralı 2/B parseli olarak orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtilen ve raporda (C) harfiyle gösterilen 21.179,49 m²'lik alanın da orman olmadığından buna ilişkin işlemin de yerinde olmadığı iddiasıyla dava konusu edildiği anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmaz bölümlerinin kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılarak 1946 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden oldukları, bunlardan (A) ve (B) bölümlerinin itiraza konu aplikasyon ve 2/B madde uygulaması çalışmasında 2/B maddesi kapsamında görülmeyerek Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmadıkları, halen tahdidi 1946 yılında kesinleşmiş devlet ormanı alanında kaldıkları, dolayısıyla orman sınırları içerisine alındıkları çalışmanın davaya konu aplikasyon çalışması değil, 1946 yılında yapılan tahdit çalışması olduğu; orman tahdidi içinde kalan bölümlerine ilişkin davanın hak düşürücü sürelerin geçmesi ve bu bölümlerin orman sınırları içinde aplike edilmesi yeni bir sınırlama işlemi olmadığından, bu bölümler için açılan aplikasyona itiraz davasının reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı (Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2010 tarihli ve 2010/11713 E-12796 K sayılı ilamı vb) anlaşıldığından" davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı; İlk Derece Mahkemesinde, bilirkişi kurulu raporuna itirazlarının göz ardı edildiği, kaldırma kararı sonrası keşif dahi yapılmadan önceki raporlarla karar verildiği, yörede yapılan ilk orman tahdidinde 6096 ila 6276 OTS noktaları arasındaki dava konusu taşınmazın (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümleri 6021-6276 sayılı OTS noktaları arasında yer aldığı, 6021-6276 sayılı OTS noktalarının kaydedildiği 14 numaralı ... köyü Tahdit defteri bulunamadığı için, bu OTS noktaları arasındaki Aplikasyon işlemi idari ... göre yapıldığı, ...'nün idari emri hukuka uygun olmadığı, bu bölümle ilgili aplikasyon işleminin hatalı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin, hatalı aplikasyona göre hazırlanan orman tahdit haritasına göre hazırlanmış bilirkişi kurulu raporunu esas alarak davayı reddettiği, usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6659, K. 2024/6104, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-6659-e-2024-6104-k-854c9fbdc42e