Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6041 E. 2024/5673 K. – Tescil

Konu: Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6041
Karar No
2024/5673
Karar Tarihi
Konu
Tescil

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/976 E., 2022/1564 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/82 E., 2020/497 K. Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırlarında bulunan ve dava dilekçesi ekinde 1 nolu krokide (A) harfiyle ve 2 nolu kroki ile (B) harfiyle gösterilen kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazların, tespit harici bırakıldığı tarihten bu tarafa davacı tarafından nizasız fasılasız 20 yılı aşkın süredir tarla vasfında ekerek kullanıldığını, halen de kullanılmaya devam ettiğini, davacı tarafından beden gücü sarfederek imar ve ihya edildiğini beyanla, zilyetlik ile kazanım şartlarının oluştuğu işbu taşınmazlara, birer parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının taşınmazı yaklaşık 20 yıldır kullandığını belirtmekte ise de buna ilişkin hiçbir bilgi ve belge sunmadığını, Medeni Kanunun 713 üncü maddesi ile imar ve ihyaya dayalı davanın yasada yer alan edinme şartlarının gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya görevsizlik kararı verilmesini ve kadastro mahkemesinin görevli olduğunu, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar ihya edilip edilmediğinin araştırılması ve ispatlanmasının gerektiğini, dava konusu taşınmazın özel mülke konu olup olmayacağının araştırılması gerektiğini belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın zamanaşımı ile kazanılacak taşınmazlardan olmadığını, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastronun üzerinden uzun yıllar geçtiğini, kadastronun üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen davacı tarafça duruma itiraz edilmediğini ve konuya ilişkin zamanında dava açılmadığını, Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğunu, belediye tarafından sunulan hava fotoğraflarına göre dava konusu yerlerde fiili kullanım bulunmadığının tespit edildiğini, imar ihya yönünden şartların oluşmaması sebebi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacının dava konusu taşınmazı 1974 yılından bu yana nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatı ile kullandığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda 1971 yılında kadastro çalışmalarının yapılarak kesinleştiği, dava konusu taşınmazın 1093, 1094, 1095, 1096 ve 1097 parseller arasında kalan alan olduğu, getirtilen kayıtlara göre dava konusu taşınmazın 21.04.1987 tarihinde ... Barajı kısa mesafeli koruma havzasına alındığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi’nin 29/03/2017 tarih, 2017/550 Esas 2017/554 Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere koruma alanı kapsamında olan bu tür yerler üzerinde koruma alanı kapsamına alındığı tarihten sonraki zilyetliğin hukuki kıymet taşımadığı, kadastro tespitinin yapıldığı tarih ile taşınmazın baraj havza koruma kapsamı alanına alındığı tarihler arasında davacının 4721 sayılı Kanunun 713 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddesinde sayılan şartları tamamlamadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6041, K. 2024/5673, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-6041-e-2024-5673-k-0e88b726991e