Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/5609 E. 2024/4860 K. – Tapu İptal Ve

Konu: Tapu İptal Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5609
Karar No
2024/4860
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptal Ve Tescil

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu, Muğla ili Ortaca ilçesi ... köyünde bulunan 117 ada 4 parsel sayılı 2.198,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla ... adına kayıtlıdır. Davacı vekili; Muğla ili Ortaca ilçesi ... köyünde kain tapuda davalı adına kayıtlı 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tamamında davacının en az 50-60 yılından beri eklemeli olarak malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufta bulunduğunu, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman tahdidinde orman sayılmayan yer olarak tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı süresi olan 20 yıllık sürenin dolduğunu, taşınmaz içerisinde 9-10 adet 50 yaşlarında zeytin ağacı ile armut ağacının bulunduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, öncesinin orman olduğunu, orman arazisi olan 128 ada 1 parselden ayrılma yer olduğunu, bu niteliğe sahip bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ile edinilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu yerin ... tarafından oğlu davacı ...'a verildiği, zilyetlikle kazanım için gereken süreden çok fazla süreden beri davacının eklemeli zilyetliğinde olan dava konusu yerin 1944 yılı orman tahdid sınırları dışında kaldığı, 1744 ve 3302 sayılı Orman Kanunları 2 inci madde ve 2/B uygulamaları ile hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığı, önceki zilyet olan Süleyman'dan beri tarım arazisi olarak kullanıldığının keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tanıkların beyanlarından, ayrıca 28.08.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporundan anlaşıldığı, davacının dava konusu yeri zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Muğla ili Ortaca ilçesi ... köyü 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede, davanın Hazinenin malik olduğu taşınmaza karşı açılmış tapu iptal ve tescil davası olduğu, Hazinenin çekişmeli taşınmaz maliki olduğu, Hazinenin salt tescil davasında olduğu gibi yasal hasım konumunda bulunmadığından, eldeki tapu iptal ve tescil davasında haksız çıkması durumunda yargılama giderleri ve yargılama giderleri içinde bulunan vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi sonucunda, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, bu yönde karar verilmemesinin doğru olmadığı; davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede, yörede tesis kadastrosunun 1954 yılında yapıldığı, çekişmeli taşınmazın yörede yapılan tesis kadastrosunda tescil harici alanda kaldığı, sonrasında yörede yapılan orman kadastrosunda orman kadastro sınırları içine alınmadığı, dolasıyla baştan beri 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan alanda kalmadığı, her ne kadar 1998 yılında 2924 sayılı Kanun gereğince yapılan kullanım kadastrosunda tespit ve ilan edilerek bu işlem sonucunda tapuya tescil edilmiş ve sonrasında 2/B madde kapsamında kalmadığının anlaşılması üzerine tapuya yazılma sebepleri 2010 yılında 2/B madde uygulaması yerine tesis kadastrosuna çevrilmiş ise de yörede bu tarihte yapılmış bir tesis kadastrosu veya 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesine göre yapılmış bir kadastro çalışması bulunmadığı, dolayısıyla çekişmeli taşınmazların edinme sebebinin tesis kadastrosu olarak düzeltilmesinin de yerinde bulunmadığı, ancak tescil harici alanda kalan çekişmeli taşınmazların Hazine adına tescilinin ihdasen tescil niteliğinde olduğu, dolayısıyla davada kadastroya ilişkin hak düşürücü sürelerin uygulanma yerinin de bulunmadığı, Mahkemece yapılan keşif ve alınan orman, fen ve ziraat bilirkişi heyet raporuna göre, çekişmeli taşınmazın baştan beri orman kadastro ve 2/B madde uygulama sınırları içinde kalmadığı ve orman sayılan yerlerden olmadığı, davacı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Yasa'nın 14 ve 17 nci maddelerinde yazılı olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının, çekişmeli taşınmazın ihdasen tescil tarihi olan 1999 yılından geriye doğru 20 yıl öncesinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile dava konusu Muğla ili Ortaca ilçesi ... köyü 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve iş bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/5609, K. 2024/4860, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-5609-e-2024-4860-k-7fcfeb271683