Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/501 E. 2024/5820 K. – Tapu İptal Ve

Konu: Tapu İptal Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/501
Karar No
2024/5820
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptal Ve Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/456 E., 2015/395 K. KARAR : Davanın açılmamış sayılmasına Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Adana ili ... ilçesi ... Köyü 176 ada 2 parsel sayılı 5.555,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfıyla davalılar adına kayıtlıdır. Davacı vekili; Adana ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 176 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tapuya kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazın bir kısmının 13.11.2000 tarihinde kesinleşen orman sınırı kapsamında kaldığını, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, dava konusu 176 ada 2 parselin tapu kaydının geçerli bir sebebe dayanmadığını, edinme nedeninin hukuken geçerli olmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın orman sayılan kısmının tapu kaydının iptali ile bu kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar ..., ... ve ...; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ön inceleme aşamasında bir kısım davalılara tebligat yapılamadığı, davacı vekiline 17.07.2015 tarihli muhtıra tebliğ edilerek bu husustaki eksikliği gidermek üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde davacı vekilinin herhangi bir beyanda bulunmadığı, davacının, davalıların adreslerine veya kimlik bilgilerine ve T.C. kimlik numaralarına davanın açılışı sırasında yapacağı araştırma ile sahip olabilecek, mahkemeye bildirecek kamu gücüne sahip iken bunu yapmakta ihmal ettiği, yargılamanın uzamasına sebep olduğu gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesi gereğince davacının tebligat yapılmayan davalıların adreslerini, T.C. kimlik numaralarını bildirmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (M) (M) KARŞIOY 1. Dairemiz önüne gelen olayda uyuşmazlık, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın hukuka uygun olup olmadığı hususundadır. 2. Sayın çoğunluk, eldeki davada anılan kararın isabetli olduğu sonucuna ulaşmış, bu nedenle hükmün onanmasına karar vermiştir. 3. Aşağıda açıklamış olduğumuz nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun ulaştığı kanaatin dosya kapsamına ve somut olayın özelliklerine uygun olmadığını düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşüne katılmamız mümkün olmamıştır. 4. Somut olayda davacı ... İdaresi vekili; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinde bir kısım davalının TC kimlik numaraları yazılmış, bir kısmının ise adresleri belirtilmiştir. 5. Mahkeme 14.07.2015 tarihli muhtırayla davacıya, bazı davalılar adına çıkartılan tebligatların iade olduğundan bahisle bu davalıların TC kimlik numaraları ile tebligata yarar açık adreslerinin bildirilmesi için 1 haftalık kesin süre verdiğini, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğini ihtar etmiştir. 6. Mahkemece, belirtilen bu kesin süre içinde davacı ... İdaresi vekilince söz konusu davalıların TC kimlik numaralarının ve açık adreslerinin bildirilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına hükmedilmiştir. Kararda davacı ... İdaresinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 119. maddesindeki yükümlülüklerine uygun davranmadığı ifade edilmiştir. Mahkemeye göre "Elbette mahkeme böyle bir durumda zabıta araştırması yapabilir, tapudan veya diğer kurumlardan ilgililerin adreslerini veya kimlik bilgilerini araştırabilir, aksi halde ilanen, tebligat yoluna gidilebilir. Ancak bu durumda 6100 sayılı HMK'nın yargılamanın hızlandırılması tarafların yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesini sağlamaya çalışmasının bir manası kalmaz." 7. Mahkeme devamla; davacının kamu kurumu olmasına dikkat çekerek davalıların adreslerini veya kimlik bilgilerini ve TC kimlik numaralarını kolaylıkla araştırabilecek iken bunu yapmakta ihmal ettiğine ve böylelikle yargılamanın uzamasına sebebiyet verdiğine değinmiştir. Mahkeme netice olarak "yargılamanın uzamaması, tarafların yükümlülüklerini yerine getirme bilincine ulaşması ve mahkemelerdeki iş yoğunluğu dikkate alındığında daha fazla iş yükünün arttırılmasının önüne geçilmesi amaç, gaye ve kanaatiyle" davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. 8. Mahkemenin söz konusu tespit ve değerlendirmelerinin hukuka uygun olup olmadığı belirlenirken HMK'nın davacı tarafa yüklediği usule ilişkin yükümlülüklerin incelenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurların neler olduğu HMK'nın 119. maddesinin (1) numaralı fıkrasında açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda anılan fıkranın (b) bendi uyarınca "davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri", (c) bendi uyarınca da "davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası" dava dilekçesinde yer almalıdır. 9. Buna göre kanun koyucunun davacıya; davalının TC kimlik numarasını dava dilekçesinde belirtme yükümlülüğü yüklediğinin kabulü mümkün değildir. Davacı yalnızca kendi TC kimlik numarasını mahkemeye bildirmekle mükellef kılınmıştır. Esasen kişisel veri niteliğinde olan ve herkesin erişimine açık bulunmayan davalıların TC kimlik numaralarının davacı tarafından öğrenilerek dava dilekçesinde yazılmasının beklenmesi, aşırı ve hatta yerine getirilmesi mümkün olmayan bir külfetin davacılara yüklenmesi anlamına gelmektedir. Böyle bir durumun ise mahkemeye erişim hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği gözardı edilmemelidir. 10. Hukuk Genel Kurulu (HGK) da bir kararında "HMK’nın 119/1/b maddesine göre, dava dilekçesine tarafların ad ve soyadları ile adreslerinin yazılması gerekir. Dava dilekçesinde davalının adı, soyadı veya adresi yazılmamışsa, hâkim davacıya bu eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir; eksiklik bu süre içinde tamamlanmazsa, dava açılmamış sayılır. Buradaki adres, dava sırasında kendisine yapılacak olan tebligat adresidir. Bu adres, ev adresi, işyeri adresi veya başka bir adres de olabilir. Davalının adresi bilinmiyor ise, davacı, dava dilekçesine davalının adresini yazamaz. Bu halde, dava dilekçesi davalıya ilânen tebligat yolu ile tebliğ edilir" değerlendirmelerine yer vermiştir (HGK'nın 01.04.2015 tarihli ve E.2013/12-2195, K.2015/1141 sayılı kararı). 11. Somut olayda Mahkemece, bazı davalıların bilinen/bildirilen adreslerine çıkartılan tebligatların iade edildiğinden bahisle davacıya, bu kişilerin TC kimlik numaraları ile tebligata elverişli adreslerini bildirmesi için 14.07.2015 tarihli muhtırayla 1 haftalık kesin süre verildiği; akabinde bu ihtarın gereği yerine getirilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına hükmedildiği görülmektedir. 12. Yukarıda da değinildiği üzere Mahkemenin davacıdan, davalıların TC kimlik numaralarını bildirmesini istemesinin ve bunu usule ilişkin davacının bir yükümlülüğü olarak kabul etmesinin yasal hiçbir temeli mevcut değildir. Dolayısıyla Mahkemenin, "davacı tarafın davalıların TC kimlik numaralarını bildirmediğinden bahisle" davanın açılamamış sayılmasına karar vermesi; kanunun aksi yönde yorumlanması mümkün olmayan açık bir hükmünün gözardı edilmesi anlamına gelmektedir. 13. Diğer yandan Mahkeme, davacıya gönderdiği 14.07.2015 tarihli muhtırada, bazı davalıların adreslerine çıkartılan tebligatların iade edildiğinden bahisle bu kişilerin açık adreslerinin bildirilmesini ihtar etmiştir. Anılan muhtırada söz konusu davalıların adreslerinin dava dilekçesine yazılmadığına değil, bu kişilerin adreslerine çıkartılan tebligatların iade edildiğine vurgu yapılmıştır. 14. Buna göre davacı tarafın, bu muhtırada yer alan davalılar yönünden bu kişilerin adreslerini dava dilekçesinde belirme yükümlüğüne aykırı bir tutumu söz konusu değildir. Dolayısıyla Mahkemenin dava dilekçesinde adresleri yazılı davalılara yapılan tebligatların iade edilmesi üzerine bu kişilerin tebligata elverişli adreslerini bildirmesi için davacı tarafa kesin süre vermesinin de yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. 15. Nitekim HGK önüne gelen bir olayda; ortaklığın giderilmesi davasında "Mahkemece, davacı vekili tarafından tapu kaydında hissedar olarak gözüken bir kısım maliklerin 2 haftalık kesin süre içerisinde adresleri bildirilmediğinden HMK 119/1-b maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmiştir. Anılan hükmün temyiz incelemesini yapan Daire; "Mahkemece, tapuda malik olanların adres ve kimlik bilgilerinin nüfus ve tapu müdürlüğünden istenilmesi ve 7201 sayılı Tebligat Kanunundaki düzenlemeler gözetilerek öncelikle davalıların MERNİS'e kayıtlı adresleri araştırılarak buradaki adreslerine tebligat yapılmasının sağlanması gerektiğine" işaret ederek hükmün bozulmasına karar vermiştir. Mahkemece önceki hükümde direnilmesi üzerine HGK, Daire kararındaki gerekçelere atıf yaparak direnme kararının bozulmasına hükmetmiştir (HGK'nın 24.02.2016 tarihli ve E.2014/14-810, K.2016/167 sayılı kararı; aynı yönde değerlendirmeler içeren başka karar için bkz. HGK'nın 10.062015 tarihli ve E.2014/11-266, K.2015/1547 sayılı kararı). 16. Bu durumda Mahkemece, dava dilekçesinde adresleri yazılı olan bir kısım davalıya çıkartılan tebligatların iade edildiğinden bahisle davacıya muhtıra çıkartılarak, bu kişilerin tebligata elverişli adreslerinin ve TC kimlik numaralarının bildirilmesi için kesin süre verilmesinin hukuka uygun olduğunun kabulü mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla Mahkemenin, söz konusu davalıların davaya katılımlarının sağlanması bakımından "adreslerinin araştırılması, MERNİS adreslerine tebligat yapılması ya da ilanen tebligat yoluna gidilmesi" gibi hukuki çözüm yollarına başvurmadan davanın açılmamış sayılmasına karar vermesinin isabetli olmadığının kabulü gerekmektedir. 17. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun hükmün onanması yönündeki kararına katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/501, K. 2024/5820, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-501-e-2024-5820-k-d80674fa449c