Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/49 E. 2024/5172 K. – Tapusuz Taşınmazın

Konu: Tapusuz Taşınmazın Tescili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/49
Karar No
2024/5172
Karar Tarihi
Konu
Tapusuz Taşınmazın Tescili

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili 23.06.2000 tarihli dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdiği ... Köyünde bulunan bir parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre davacı gerçek kişi adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı Hazine vekili, 26.03.2003 tarihli dilekçe ile tescil davasının reddini ve taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713/6 ncı maddesi gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılamanın devamı sırasında husumet; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, ... ve ... Belediyesine yaygınlaştırılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, davacı vekili, davalılar Orman İdaresi vekili, Hazine vekili ve Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2014 tarihli ve 2013/3911 Esas, 2014/2063 Karar sayılı kararıyla bozulmuştur. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, ... Köyünde 766 sayılı Tapulama Kanunu'na (766 sayılı Kanun) göre tapulama çalışmaları 1979 yılında yapılmış olup tapulama çalışmaları sonrasında dava konusu yerin tespit dışı bırakıldığı, tapulama çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17 nci maddesine göre imar-ihyası tamamlandıktan sonra zilyetlikle iktisabı mümkün olduğu, ancak ihya edilen taşınmaz il ya da ilçe veya kasabaların imar alanlarının kapsadığı alan içinde ise, imar ve ihya ile kazanılması mümkün olmadığı, dolayısıyla davaya konu taşınmazın da imar planlarının kapsadığı alan içerisinde kaldığı, imar planının yapıldığı tarihe kadar taşınmazın imar-ihyasının henüz tamamlanmamış olduğu, ayrıca taşınmazın Hazine adına tescili için gerekli koşulların da oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalı Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunu'nun 713 üncü maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'a (1744 Sayılı Kanun) göre 1981 yılında yapılıp 24.09.1982 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulaması, 1984 yılında yapılıp 11.12.1985 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 2896 sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun (2896 sayılı Kanun) ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp 25.05.1988 tarihinde ilân edilen, aplikasyon ve 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması vardır. Ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1979 yılında yapılarak 21.09.1979 ilâ 22.10.1979 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiştir 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, (16/05/2016 havale tarihli rapora ek kroki de "A=A1+A2" ve "B=B1+B2+B3" ile gösterilen bölümlerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kalıp bu bölümlerin bir kısmının da 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı anlaşıldığından zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından) İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı vekilinin 16.05.2016 havale tarihli rapora ek krokide "C" ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosya içeriğine, toplanan delillere, dosya içerisindeki uzman bilirkişi raporlarına göre bu kısmın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğu, aktif dere yatağında olmadığı, davacının 50 yıla yakın zilyetliği olduğu, imar-ihyasının tamamlandığı, 1975 yılından imar planının tamamlandığı yıla kadar kazandırıcı zamanaşımı süresini aştığı anlaşıldığından davacı adına Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi uyarınca davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken aksi yönde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. S O N U Ç : 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin tüm davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün dava konusu taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümleri yönünden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/49, K. 2024/5172, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-49-e-2024-5172-k-21223ea98a89