Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4834 E. 2024/5144 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4834
Karar No
2024/5144
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf talebinin kabulüne, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, Dereli ilçesi, ... köyü, 101 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, bu parsel içerisindeki çekişmeli taşınmazın maliki ve zilyedinin müvekkili davacı olduğunu, 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun) uyarınca oluşturulan komisyon tarafından yapılan 2/B uygulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın kanuna aykırı olarak orman sınırları dışına çıkartılmadığını, dava konusu taşınmazın kadimden beri davacı tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, zira bu taşınmazın davacıya dedesinden taksimen kaldığını, ilk başlarda meyvelik ve tarla olarak tasarruf edilen taşınmazın yaklaşık 40 yıldır da fındık bahçesi olarak kullanıldığını, 2/B kapsamında kalmasına rağmen çekişmeli taşınmazın Kadastro Komisyonu tarafından bu kapsama alınmayarak orman sınırları dışına çıkartılmadığını belirterek, dava konusu 101 ada 1 sayılı orman parselinin sınırları içerisinde kalan çekişmeli bölümün 2/B kapsamında kaldığının tespiti ile tapuya tesciline, taşınmazın kullanıcısının davacı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dereli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.06.2020 tarih ve 2018/5 Esas, 2020/78 Karar sayılı kararıyla, davanın askı ilan süresi içerisinde açılan 2/B uygulamasına itiraza ilişkin olduğu, askı ilan süresi içerisinde açılan davalara bakma görev ve yetkisinin ise Kadastro Mahkemesine ait bulunduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi ile dosyanın yetkili ve görevli ... Kadastro Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş ve verilen karar taraflarca istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. ... Kadastro Mahkemesi, dava konusu taşınmazın devlet ormanı sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekili tarafından çekişmeli taşınmaz bölümünün 2/B kapsamında kaldığı ve kullanıcısının müvekkili olduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki davanın açıldığı, dava konusu taşınmaz bölümünün, yörede yapılan 2/B uygulama çalışmaları sırasında orman sınırları dışına çıkartılmadığı ve orman olarak bırakıldığı, orman sınırları içinde bulunan taşınmazların hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması ve 2/B kapsamına alınması isteğiyle orman idaresini zorlayıcı nitelikte açılacak davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, orman kadastrosu yapma ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmiş yerleri orman rejimi dışına çıkartma yetkisinin münhasıran orman kadastro komisyonlarına ait olduğu, kaldı ki, orman sınırları içerisinde kalan bir taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca ancak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılabileceği, gerçek kişilerin çekişmeli taşınmazın 2/B kapsamına alınması noktasında idareyi zorlayıcı şekilde dava açamayacağı, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı bir takım gerekçelerle esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, kabule göre de, red sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve kanun aykırı olduğu gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, iş bu davanın açılmasında hukuki yararları bulunduğunu, ziraat ve orman bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, en az üç kişilik orman bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğini, çekişmeli taşınmaz üzerinde orman ve ziraat bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere yörenin tarım arazileriyle uyumlu fındık ağaçları bulunduğunu, bu ağaçların davacı ve ataları tarafından dikildiğinin de sabit olduğunu, çekişmeli taşınmaz bölümünün bir yanının dere olup, iki yanından ise yol geçtiğini, orman bütünlüğü içerisinde bulunmadığını, orman arazisinden kazanılmadığını, aksine tarım arazisi olan taşınmazın bakımının yapılmaması nedeniyle etrafındaki orman örtüsünün tarım arazisine doğru ilerlediğini, orman bilirkişi raporunda da taşınmaz üzerinde genç ladin ağaçları bulunduğunun tespit edildiğini belirterek, kararın bozulması istemiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 348,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 78,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4834, K. 2024/5144, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-4834-e-2024-5144-k-009f5e3b8d85