Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4684 E. 2024/4451 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4684
- Karar No
- 2024/4451
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi HÜKÜM : Davaların reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davaların reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davacı ... vekili ve davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 5602 sayılı Tapulama Kanunu (5602 sayılı Kanun) uyarınca 1954 yılında yapılan kadastro sırasında Kırklareli İli Babaeski İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 95 parsel sayılı 106.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle tarla vasfıyla eşit paylarla ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacılar Mustafa ... ve arkadaşları itiraz dilekçelerinde, 95 parsel sayılı taşınmazın 16.02.1925 tarihli ve 217 sıralı numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Babaeski (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 01.08.1959 tarihli ve 1957/86 Esas, 1959/390 Karar sayılı kararı ile "davalıların dayanak tapu kaydının araziye uygun olduğu, tapu tarihinden itibaren bu yere zilyet oldukları ve davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu parsele tamamen uyduğunun ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın davalılar adına aynen tespitine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 24.11.1959 tarihli ve 1959/14627 Esas, 14676 Karar sayılı kararı ile "İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve inceleme yapıldığı belirtilerek, taraflara ait tapu kayıtlarının mahalline uygulayan bilirkişi mütalaasının kesin ve gerekçeli olmaması nedeniyle yöreyi iyi bilen kimselerden seçilecek bilirkişiler ile tapu kayıtlarının mahalline usulüne uygun bir şekilde uygulanarak krokisinde işaretletilmesi, tapu muhtevası ve dava konusu parseli birlikte gösterecek şekilde krokinin gösterilmesi, tapu kayıtlarının tedahül ettiği kanaatine varıldığı takdirde sahih esasa dayanan daha eski tarihli tapu kaydının tercih edilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamın uyulduktan sonra, İlk Derece Mahkemesinin 12.05.1965 tarihli ve 1959/337 Esas, 1965/57 Karar sayılı kararıyla "eldeki dosyanın aynı Mahkemenin 1959/336 Esas sayılı dosyasıyla aralarında irtibat bulunduğu" gerekçesiyle davanın, aynı davacılar tarafından dava dışı 112 parsel sayılı taşınmaz hakkında açtıkları 1959/336 sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir. Dava dosyaları birleştirildikten sonra İlk Derece Mahkemesinin 03.02.1970 tarihli ve 1959/336 Esas, 1970/104 Karar sayılı kararıyla "112 parsel sayılı taşınmaz hakkında daha öncesinde kadastronun yapıldığı" gerekçesiyle ikinci kez yapılan kadastronun bütün sonuçları ile hükümsüz sayılmasına, kadastro tutanağının Tapulama Müdürlüğü'ne iadesine karar verilmiş olup hüküm, 01.07.2022 tarihinde taraflarca temyiz edilmediği belirtilerek kesinleştiği şerh edilmiştir. Davacı ... vekilinin 03.06.1997 tarihli davalı olarak ... Köy Tüzel Kişiliği ile Hazine'yi hasım gösterek Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu tescil davasına ilişkin dava dilekçesiyle 95 parsel sayılı taşınmazın ... adına tespit edildiğini, mahkemece tutanakların Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesinden sonra ...'in itiraz edenlerle anlaşarak 1970 yılından 1990 yılına kadar taşınmazı kullandığını ve asli müdahilin taşınmazı 1990 yılında ...'den satın aldığını ve bu tarihten beri de taşınmaza zilyet olduğunu belirterek taşınmazın davacı ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, taşınmazın Hazine adına kayıtlı ve tespite esas alınan tapu kaydı kapsamında kaldığını her ne kadar kadastro tutanağında taşınmazın tespit maliklerine Hazine tarafından satıldığı yazılmış ise de bunun araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur. Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.01.2003 tarihli ve 1997/169 Esas, 2003/20 Karar sayılı kararı ile "08.07.1954 tarihli ve 99 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, ...'nin sadece hissedar olduğu, satış sözleşmesine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışlarının geçersiz olduğu, böyle bir belge sunulmuş olsa dahi kabul edilemeyeceği, Tapulama Mahkemesi tarafından tespitin iptaline karar verildiği, tapu kaydının ise halen geçerli olduğu ve tapulu taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı" gerekçesiyle davacı ...'ın davasının reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.06.2003 tarihli ve 2003/2834 Esas, 2003/4471 Karar sayılı kararıyla "Dava konusu parselin 95 parsel olduğu, bu parsele ilişkin açılan davanın 1959/336 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, bu dosyada 95 parsel yönünden hüküm tesis edilmediği gibi dosyanın incelemesinde tefrike ilişkin herhangi bir belgeye de rastlanılmadığı, her ne kadar mahkemece 112 parsele ilişkin tespitin bütün sonuçları ile iptal edilmişse de birleştirilen dava dosyalarının bağımsızlığını koruyacağı, her parsel yönünden ayrı ayrı karar verilmesi gerekeceği, 112 parsele ilişkin iptal kararının 95 parsel yönünden teşmilinin mümkün olmadığı, bu nedenle mahkemenin red gerekçesinin yerinde olmadığı, Tapu Müdürlüğü 95 parsele ilişkin Kadastro Mahkemesi'ne açılmış bir davanın bulunmadığı, 95 parsele ilişkin açılan davanın sonucunun bilinmediği gibi tutanağın kesinleşip kesinleşmediği de anlaşılmadığı, dava konusu parsel hakkında bir sicil oluşmadığından kesinleşmiş bir tespitten söz edilemeyeceği bu nedenlerle öncelikle görev hususunun değerlendirilmesi gerektiği, kesinleşmeyen tutanaklara bakmanın Kadastro Mahkemesinin görevine girdiği, kadastro tutanağının hükmen ya da idari yönden kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılarak kesinleşmemiş ise görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.04.2004 tarihli ve 2003/310 Esas, 2004/117 Karar sayılı kararıyla "95 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının kesinleşmediği" gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Dava dosyasının Kadastro Mahkemesine gönderilmesi üzerine, Babaeski (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 28.12.2004 tarihli ve 2004/1 Esas, 2004/3 Karar sayılı kararıyla "dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre nizalı taşımazın hisseli olarak ... adına tespit gördüğü, ...'in adına bir satışın yapılmadığı belirtilmiş ise de, satışın yapıldığına dair delillerin yeterli olmadığı, davacının taşınmazı tespit tarihine kadar kullanmaya devam etme yönündeki iddialarını ispatlayamadığı, tapu kaydındaki malik hanesinin boş gözüktüğü, Tapulama Mahkemesi'nin 1959/336 Esas 1970/104 Karar sayılı kararın birleştirilen dava dosyalarına göre 112 parsel sayılı taşınmazla ile ilgili bir karar olduğu, 95 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmediği, bu taşınmaz ile ilgili dava dosyasının bağımsızlığını koruduğunun anlaşıldığı, 95 parselin tapulu taşınmaz olup tapulu taşınmazın yasa uyarınca haricen satışının mümkün olamayacağı, zilyetliğin devrinin yasaya uygun olarak belgelerle aktarılmasının yapılması gerektiği, bu konuda zilyetliğin devri ile ilgili hiçbir belge ibraz edilmediği, mevcut tapu kaydının ise halen hukuken geçerli bulunduğu, tapulu yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı, tespit tarihi itibariyle de olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının dolmadığı ve diğer şartların da gerçekleşmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28.06.2005 tarihli ve 2005/2001 Esas, 2005/2140 Karar sayılı kararıyla "Mahkemece 95 parsel hakkında Kadastro Mahkemesi'nde açılan 1959/336 Esas sayılı dava dosyasının getirtilerek iş bu dava dosyası ile birleştirilmesi, 1959/336 Esas sayılı dava dosyanın taraflarına duruşma gününün usulünce tebliğ edilmesi, ardından Apdullah Yıldırım tarafından Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği'ne karşı açılan dava konusu 95 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine karşı açılan önceki günlü davaya katılma niteliğinde olduğunun düşünülmesi ve bundan sonra toplanacak deliller ile karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak ve 1959/336 Esas sayılı dosyanın taraflarının davaya katılımı sağlandıktan sonra yapılan yargılama neticesinde "davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu, davacı ...'ın davası hakkında, davacının iddiasının kadastro sonrası nedene ilişkin olduğu ve bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı, diğer davacıların davası yönünden ise davacıların 16 Şubat 1325 tarihli ve 217 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak tespite itiraz ettikleri, mahalli bilirkişi beyanları ve mahkemece yapılan gözlem nazara alındığında, tespit maliklerine ait tapu kaydının dava konusu yere uyduğu, davalıların taşınmaza zilyet olduğu ve davacıların dayandığı tapu kaydının taşınmaza uymadığı" gerekçeleriyle davacı ...'ın davası hakkında, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, dosyanın karar kesinleştikten sonra istek halinde görevli Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 20 nci maddesi gereğince yetkisizlik kararı verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; taraflardan biri tarafından kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi takdirde mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 6100 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, diğer davacıların davası hakkında ise davanın esastan reddine, eski 95 parsel (yeni 187 ada 17 parsel) sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, taşınmazın uygulama kadastro tutanak aslının olağan usuller ile kesinleştirilmesinin yapılması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davacılar ... ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden ... ile ... ... ve arkadaşlarından ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.