Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4404 E. 2024/6315 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4404
- Karar No
- 2024/6315
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/6 E., 2021/748 K. KARAR : Davanın reddine 3402 sayılı Kadastro Kanununa 5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca 2/B madde alanlarında yapılan kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanununa 5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca 2/B uygulama alanlarında yapılan kullanım kadastrosuna itiraz davasıdır. Davacı Hazine vekili kadastro çalışmaları sonucunda, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... köyü 146 ada 36 parsel sayılı, 959,31 m2 yüzölçümlü taşınmazın davalılar adına tespitinin yapıldığını, ancak bu alanın göl yatağı olması nedeniyle tespitin iptali ile devletin hüküm ve tasarrufu altında göl yatağı olarak sınırlandırılmasını talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi 16.11.2012 tarihli ve 2012/30 Esas, 2012/20 Karar sayılı kararında, dava konusu taşınmazın içinden geçen yolun alt kısmı parselin güney batı kısmı olan, kadastro bilirkişisinin tanzim ettiği krokide 1,2,3,4 numaralı noktalar ile çevrili 175.19 metrekarelik kısmın gölün devamı niteliğinde bitişik göl ile 0-2 metre kot aralığında taşlık, kumluk, bataklık, tarım dışı bir arazi olduğu gerekçesi ile Hazine adına göl yatağı vasfı kayıt ve tesciline, taşınmazın geriye kalan bölümünün bilirkişi raporu doğrultusunda orman sayılan arazi olması nedeniyle kullanıcısı olmaksızın orman vasfı ile ayrı bir parsel numarası altında kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Karar, davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davalı ... ve ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2013 tarihli ve 2013/5961 Esas, 2013/11424 karar sayılı ilamında;"...doğru sonuca varılabilmesi için, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi, bir orman ve bir jeolog bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer ve çevresi belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, göl yatağı veya çayın devamı olup olmadığı, halen taşkın tehdidi altında olup olmadığı, suyun en yüksek seviyede olduğu zamandaki hali tesbit edilmeli ve kullanıcı olmaksızın, tespit edilen niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmeli, bu bölüm dışında kalıp da davalıların kullanımında olan yer varsa ayrılmalı, yine eylemli orman olan bölüm varsa; Hazinenin orman niteliği ile tescil talebi bulunmadığından bu bölüm de ayrılarak, buralar hakkındaki dava reddedilmeli, infaza elverişli olacak şekilde kroki hazırlanarak hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına göre yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir." şeklinde belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2021 tarihli ve 2019/6 Esas, 2021/748 Karar sayılı kararıyla; Muğla ili ... ilçesi ... köyü ... Mevkii, 146 ada, 36 parsel sayılı taşınmazın, 6831 sayılı Orman Kanun'un 3302 sayılı Kanunla Değişik 2/B maddesi uygulanması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan ve 1992 yılında kesinleşen P.XLV nolu 2/B bloku içinde kaldığı, taşınmazın zeytinlik vasfıyla davalılar ile mirasçıları tarafından birlikte kullanıldığı, bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın tamamının kadimden günümüze kadar, yapıldığı bulgulardan belli olan imar ve ihya çalışmaları ile zeytinlik niteliğine getirildiği, yapılan incelemede orman sayılmayan alanlarda kaldığı, 146 ada 36 parselin kıyı ile olan sınırında genelde kireçtaşı kalker blokları izlenmekte olduğu ve suyun mineralli yapısına da bağlı olarak izler bıraktığı, bu izlerin uzun süreli suyun seviyelerini işaret ettiği, burada her ne kadar seviye değişimleri izlense de blokların üzerine dek çıktığına ilişkin bir emare olmadığı, fen bilirkişilerinin raporunda (A) ile gösterilen 174,87 m2 lik bölümün göl ile ya da göl yatağı ile ilişkilendirilmesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılarak davalı lehine zilyetlik şerhi işlenmiş olduğu, ilk kadastro paftasında kükürtlü göl olarak sınırlandırıldığı, göllerin orman rejiminden farklı olduğu, 2/B sahası içerisine dahil edilmelerinin mümkün olmadığı, 16.11.2011 tarihli keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda bu hususun sabit olduğu, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, kamu malı niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde kesinleşmiş 2/B uygulaması bulunsa da özel mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlikle kazanılamayacağı, dava konusu yerin göle sıfır ve gölün devamı niteliğinde kumluk, kovalık olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.