Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4222 E. 2023/1494 K. – Uygulama Kadastr
Konu: Uygulama Kadastrosu
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4222
- Karar No
- 2023/1494
- Karar Tarihi
- Konu
- Uygulama Kadastrosu
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/166 E., 2022/398 K. KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ladik Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/50 E., 2021/116 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Uygulama kadastrosu sırasında Samsun İli ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda ... adına kayıtlı bulunan 663 parsel sayılı 1.734,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 115 ada 53 parsel numarasıyla ve 1.699,76 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait eski 663 yeni 115 ada 53 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının yanlış belirlendiği, taşınmazın sınırlarında bulunan taş duvarların yola bırakıldığını ileri sürerek iddiasına konu yaklaşık 150-200 m2 yüzölçümündeki kısımların 115 ada 53 parsel sayılı taşınmaza eklenerek taşınmazın bu şekilde tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosu tespitinin usul ve kanuna uygun olup, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Dahili Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davada taraf ehliyeti bulunmadığını, yol niteliğindeki taşınmazların kamu malı niteliğinde olup, zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2018 tarihli ve 2017/121 Esas, 2018/50 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş; iş bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2018 tarihli ve 2018/980 Esas, 2018/1093 Karar sayılı kararı ile davacının talebinin yol olarak tescil harici bırakıldığı belirtilen taşınmaz bölümlerine yönelik olduğu, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazlar hakkında açılacak davaların Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişiliklerine karşı açılmasının zorunlu olduğu, davacı tarafça, dava dilekçesinde Ladik Belediye Başkanlığı’na husumet yönelttilip, yargılama sırasında da Hazine davaya dahil edilmekle beraber 6360 sayılı Kanun gereğince Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davada taraf olması zorunlu olmasına karşın ... adına duruşma gün ve saati ile dava dilekçesi tebliğ edilmek suretiyle taraf teşkili oluşturulmaksızın işin esası hakkında karar verildiği açıklanarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2019 tarihli ve 2019/31 Esas, 2019/47 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş; iş bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2020 tarihli ve 2019/2394 Esas, 2020/659 Karar sayılı kararı ile Mahkemece yöntemine uygun şekilde araştırma inceleme yapılmadığı, bu kapsamda keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında zeminde yapı, kanal, kanalet gibi sabit sınır yada yapı bulunup bulunmadığının sorulup saptanılmadığı, yine uygulama kadastrosunun denetlenmesi açısından zorunlu olan taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenmesine esas alınan ölçü krokisi, hesap cetveli ile diğer teknik bilgi ve belgelerin getirtilmediği, sözü edilen teknik belgeler fen bilirkişiler eliyle değerlendirilerek taşınmazların belirlenmesine esas teknik belgelerinde hata bulunup bulunmadığının irdelenmediği, ayrıca tesis kadastrosunun yapıldığı yıla en yakın hava fotoğrafları getirtilerek, teknik bilirkişi eliyle incelenmediği, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunun denetlenmesi için rapor ekinde bulunması zorunlu olan birincisi "ada bazında", ikincisi, "çekişmeli taşınmazlar ile komşularını daha büyük ölçekle kapsar bazda" ve üçüncüsü ise "çekişmeli taşınmazı daha yakın planda gösterecek bazda", "hava fotoğrafı üzerinde tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama haritasını" çakıştırır tarzda en az üç harita düzenlettirilmediği, bu haliyle uygulama kadastrosunun doğru olup olmadığını, yüzölçüm farkının neden ileri geldiğini, taşınmazlar arasındaki sınırın geçerli sınır olarak belirlenmesinin doğru olup olmadığını bildirmeyen ve davanın niteliğine aykırı olarak sadece taşınmazların zemindeki fiili durumunu yansıtan teknik bilirkişiler raporuna dayanılarak karar verildiği açıklanarak öncelikle çekişmeli taşınmazlara ilişkin ada raporu, çekişmeli taşınmazlara yönelik tesis kadastrosundan sonra varsa yapılan ifrazlara ilişkin ifraz haritaları, Ladik Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/182 Esas ve 2002/167 Karar sayılı ilam dosyası, çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenmesine esas alınan ölçü krokisi, hesap cetveli, ölçü karneleri ile diğer teknik bilgi ve belgeler, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihlere en yakın tarihlerde çekilmiş orjinaliyle birebir aynı çözünürlükte ve incelemeye elverişli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofotonun (uygulama kadastrosunun yapıldığı tarihe yakın tarihli), komşu taşınmazlara ait uygulama kadastrosu tutanaklarının örneklerinin getirtilerek dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, daha sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisi mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazlar arasındaki sınırlar ve özellikle taşınmazlar arasında sabit sınır sayılabilecek nitelikte kanal, kanalet veya yapı gibi bir unsurun bulunup bulunmadığı hususunda somut ve maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, harita mühendisi bilirkişilerden; hava ve uydu fotoğraflarının incelenmesi sureti ile rapor alınması, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren krokili rapor düzenlettirilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ise teknik bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazın sınırlarının sabit sınır niteliğinde olduğunun dosya kapsamı ile belirlendiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dosya içerisinde bulunan 1967 ve 1979 tarihli hava fotoğraflarına göre zeminde bulunan taş duvarın yol üzerinde kalması nedeni ile sabit sınır olarak kabul edilemeyeceği, aksine 130, 131, 132 ve 133 nolu sınır noktalarının tesis kadastrosu sırasında da yer alan kargir garaj esas alınmak sureti ile, 129 ve 130 nolu sınır noktaları arasında bulunan yola cepheli sınırın ise mevcut ağaçların tesis kadastrosu sınırları esas alınmak sureti ile tespit edilmiş olmasına, 128 ve 129 nolu sınır noktaları arasında yer alan sınırın ise Ladik Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2004/1510 Esas sayılı dosyasında yola tecavüzlü olduğunun belirtilmiş olması karşısında, 1967 ve 1979 tarihli hava fotoğraflarına göre parselin genel kullanımının ilk tespitteki gibi olduğu, davacı parselinin yola doğru genişletilerek kullanıldığı ve teknik belgelerinde ise hata bulunmadığından uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapıldığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf başvuru dilekçesindeki nedenlere dayanarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesi, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümleri, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi Ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleri. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,0 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.