Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3264 E. 2024/5181 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3264
Karar No
2024/5181
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince dosyaların birleştirilmesine karar verildikten sonra asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili Yomra ilçesi ... Köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kalan yaklaşık 10.000 m2 yüzölçümündeki bölümün tapu kaydının iptali ile kendisi adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili Yomra ilçesi ... Köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfıyla tapuya tescil edildiğini, sözkonusu taşınmazın bir bölümünün 12.09.1960 tarih ve 6 sayılı tapu kaydı uyarınca davacı ... ve kardeşi ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, tapu kaydının kapsamında kalan bölümünün tapusunun iptali ile hissesi oranında adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar tarafından açılan davalar İlk Derece Mahkemesince birleştirilmiş ve davaya eldeki dosya üzerinden devam edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "31.10.2018 tarihinde yapılan keşif sonucu ziraat mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 22.01.2019 havale tarihli bilirkişi raporda; dava konusu 101 ada 118 nolu parselin taş ocağı olarak kullanıldığı, çevresindeki parseller ile benzer özellikler gösterdiği, çevresindeki parsellerin devamı niteliğinde özellik taşıdığı, çevresindeki parsellerin ... ve Kestane gibi orman ağaçları ile kaplı olduğu, aşırı eğimli (%70-90) olması nedeniyle parsel üzerinde tarımsal faaliyetin yapılamayacağı, üzerine kültür bitkisine rastlanılmadığı ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle bu parselin tarım arazisi niteliğinde olmadığının bildirildiği, yine orman yüksek mühendisleri tarafından sunulan 14.03.2019 havale tarihli bilirkişi raporda; dava konusu konu 101 ada 118 parsel sayılı taşınmazın bütün yönleri ile doğal nitelikli ormanlık alanlar ile çevrili olduğu, arasında herhangi bir ayırıcı unsurun bulunmadığı, taşınmazın eylemi şekilde orman örtüsü ile kapladığı, davaya konu alanın arazideki toprağın gerek fiziksel özellikleri ve gerekse de içerik bakımından değişmediği, günümüzde orman toprağı ile benzer olduğu, davaya konu alanın arazi eğiminin yüsek olması nedeniyle toprak muhafaza karakteri taşıdığı, davaya konu alanın eski tarihli memleket haritasında, hava fotoğraflarında ve meşçere haritasında orman alanı niteliğinde olduğu ve orman bütünlüğü içerisinde kaldığı, 25/03/2016 tarihinde mahkeme heyetine sunulan bilirkişi raporunda tespit edilen bulgular ile benzer bulgulara ulaşıldığı ve uyum sağladığı, 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 sayılı yasa kapsamında "orman sayılan yerlerden" olduğu, dava konusu alanın 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar ile ilişiğinin bulunmadığı, halen yürürlükte bulunan 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi gereğince dava konusu taşınmazın (A),(B) ve (C)kısımlarının "orman sayılan" yerlerden olduğunun bildirildiği, ve dosyada mevcut tüm bilirkişi raporlarının denetime elverişli usul ve yasaya uygun olduğu ve birbirleriyle çelişmediği anlaşılmıştır. Velev ki; davacı tarafın iddialarına göre tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 Esas-Karar; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 Esas-Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi gerekir. Ziraat mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 22.01.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ile orman yüksek mühendisleri tarafından sunulan 14.03.2019 havale tarihli bilirkişi raporları dosyanın oluşuna uygun görülmekle verilecek hükme esas alınmış, bilirkişi raporları doğrultusunda mahkememizin asıl dava dosyası olan 2020/15 Esas sayılı dosyası yönünden davanın reddine, mahkememizin işbu dosyası ile birleşen Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/807 Esas sayılı birleşen dava dosyası yönünden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, yöreye ait en eski tarihli (1949) hava fotoğrafı ile en eski tarihli (1965) memleket haritası üzerinde ve zeminde yapılan inceleme sonucu düzenlenen orman mühendisi bilirkişi kurulu raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu" belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3264, K. 2024/5181, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-3264-e-2024-5181-k-9f6f3f6b5065