Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3246 E. 2024/6729 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3246
- Karar No
- 2024/6729
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/5 E., 2020/1 K. DAVA TARİHİ : 19.10.1994 KARAR : Davanın kısmen kabulüne davalı Hazine vekili, ... vekili Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... mirasçılarından ... vekili, davalı Hazine vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü K A R A R Kırıkkale ili ... Mahallesi çalışma alanında 2613 sayılı Kanun uyarınca 1953 yılında yapılan yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 121 ada 99, 100, 101, 103, 107, 110, 113, 128, 130, 132, 138, 142, 143, 146, 147, 148 parsel sayılı muhtelif yüzölçümlerdeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından malik haneleri açık bırakılarak tespit edildikten sonra, bu taşınmazlardan 121 ada 138 parsel sayılı taşınmaz Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucu hükmen ... adına tescil edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; tapu kaydına dayanarak, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların murisleri ... mirasçıları adına tescilini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli "... davanın kısmen kabulüne, çekişme konusu 121 ada 142 ve 143 parsel sayılı taşınmazlar ile 121 ada 99, 100, 101, 103, 110, 113, 128, 130 ve 132 numaralı kadastro parsel numaralı taşınmazların son imar uygulaması ile parsel numaraları değişen ve ... Mahallesi 273 ada 19 ve 20, 265 ada 3 parsel numarası alan taşınmazların tamamının, 277 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 63/3877 payının, Yaylacık Mahallesi 940 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 379/1793 payının, 941 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 410/552 paylarının Kırıkkale 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 8.6.1994 tarih 1994/330-353 Esas, Karar sayılı veraset ilamındaki paylar oranında ... oğlu ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 121 ada 107, 146, 147, 148 parsel sayılı taşınmazların yol olarak terkinine, 121 ada 138 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, yargılama giderlerinin davalı ve dahili davalılardan müştereken alınmasına.." dair hükmün, davalı ... vekili, dahili davalılar ..., ..., ..., ..., İbrahim, ..., ..., ..., ... ..., ... vekili tarafından esasa, dahili davalı ... vekili tarafından yargılama giderlerine yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 28.10.2015 tarih ve 2014/20588 Esas, 2015/12724 Karar sayılı ilamıyla, "...kararı temyiz eden ... vekilinin; T.C. Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği'nin 26.05.2009 tarihli oluru alınarak mahkemeye verdiği 29.05.2009 havale tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden feragat ettiğinden temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar verildikten sonra, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden, davalı ...'in 121 ada 138 parsel sayılı taşınmaz bakımından davalı konumunda olduğu ve bu taşınmaz hakkındaki dava reddedildiğine göre davalı ... aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu; çekişme konusu 121 ada 99, 101, 110 ve 113 parsel sayılı taşınmazların tutanaklarının edinme sütunlarında hak sahibi olarak isimleri yazılı bulunan ..., ..., ... ... ve ... ... mirasçıları dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ... vekilinin bu taşınmazlar yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelemesine gelince, mahkemece çekişme konusu taşınmazların davacıların murisi ... adına kayıtlı Şubat 1952 tarih ve 7 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı ve tespit tutanaklarına ekli satış senetlerinin tapu kayıt maliki ... ya da mirasçıları tarafından düzenlenmediği, ayrıca tapulu yerlerin satışının adi senet ile yapılmasının mümkün olmadığı kabul edilerek çekişmeli taşınmazların davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için yeterli olmadığı, çekişme konusu 99, 101, 110 ve 113 parsel sayılı taşınmazlar sırası ile dahili davalılar murisleri ..., ..., ... ... ... ... tarafından 1951 tarihli satış senetleri ile ... ...'nin bir kısım mirasçılarından satın alındığı ve halen zilyet oldukları belirtilerek çekişmeli taşınmazlar hakkında ... tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı gerekçesi ile malik hanelerinin açık bırakıldığı, çekişme konusu taşınmazların evveliyatının bir bütün olarak kadastro tespitinden 30 - 40 yıl önce ölen ... ...'ye ait olduğu, bir kısım ... ... mirasçılarının 1951 tarihli senetlerle taşınmazı ifraz ederek dahili davalıların murislerine satıp zilyetliğin teslim edildiği, yine ... ... mirasçısı ... tarafından da taşınmazın tamamı bir bütün olarak davacıların murisi ...'a aynı tarihlerde satıldığı ve ... tarafından hasımsız olarak açılan tescil davası sonucu hükmen Şubat 1952 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydının oluşturulduğu ve taşınmazların bu tapu kaydının kapsamında kaldığının dosya kapsamından anlaşıldığı, ancak anılan tapu kaydının oluşumuna esas mahkeme ilamında davalılar ya da murisleri taraf olmadığından tapu kaydının bu kişiler yönünden bağlayıcı olduğunun söylenemeyeceği, buna göre taraflar arasındaki ihtilafın çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinden önce ... ... mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, taksim edildi ise çekişmeli taşınmazların davacılar murisi ... adına tapu kaydının oluşumundan önce davalılar murislerine satış yapan mirasçılara isabet edip etmediği, davalılar murislerine satılıp zilyetliğin devredilip edilmediği ve davalılar adına eklemeli olarak zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, ne var ki mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı gibi, çekişmeli taşınmazların kadastro tutanaklarına ekli senetlerin ... ya da mirasçıları tarafından düzenlenmediği gerekçesi ile taşınmazların davacılar adına tescil edilmesinin de isabetsiz olduğu açıklanarak, mahallinde taşınmazı iyi bilen, elverdiğince yaşlı, tarafsız 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, sağ olmaları halinde tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılması, keşif sırasında bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın ... ... mirasçıları tarafından ifraz ve taksim edilip edilmediği, taksim edildi ise çekişmeli taşınmazların hangi mirasçıya isabet ettiği, kadastro tutanaklarına ekli satış senetlerini düzenleyenlerin bu mirasçılar olup olmadığı ve satış senetlerinin çekişmeli taşınmazlara ait olup olmadığı hususlarının maddi olaylara dayalı olarak sorulup açıklattırılarak tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, bundan sonra kadastro tespiti ve davacıların murisi ... adına tapu kaydının oluşumundan önce davalıların murisleri lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de, tespit günündeki kadastro sonucu oluşan parsel numaraları esas alınarak hüküm kurulması gerekirken tespit gününden sonra yapılan imar uygulamaları sonucu oluşan parsel numaraları esas alınarak hüküm kurulmasının isabetsizliğine .." değinilerek bozulmuştur. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında davacı ... mirasçıları tarafından, 121 ada 100 ve 101 parsel sayılı taşınmazların gittisi olan imar parsellerine yönelik olarak açtıkları tescil davası, eldeki dava ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 121 ada 138 nolu parsel sayılı taşınmaz yönünden daha önceden ... adına hükmen tescil edildiğinden davanın reddine, 121 ada 107, 146, 147, 148 nolu parseller hakkında daha önceden mahkememizce yola terkini yönünden karar verildiği ve bu kararın bu yönü ile kesinleşmiş olduğu anlaşılmış olduğundan bu parseller ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 121 ada 142, 143 nolu parsellerin ... oğlu ... mirasçıları adına veraset ilamındaki paylar oranında tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 99 nolu parselin ... oğlu ... mirasçıları adına adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 100 ve 101 nolu parsellerin ... oğlu ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 103 nolu parselin ... ve ... ... adlarına eşit payla tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 110 ve 132 nolu parsellerin ... oğlu ... ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 113 nolu parselin ... oğlu ... ... ile mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 128 nolu parselin ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 130 nolu parselin ... oğlu ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçılarından ... vekili, davalı Hazine vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edildikten sonra, temyiz isteminden usulüne uygun 29.05.2009 havale tarihli dilekçe ile feragat ettikleri, nitekim bu yönden yapılan incelemede Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 28.10.2015 tarih ve 2014/20588 Esas, 2015/12724 Karar sayılı ilamının (1) nolu bendi ile, "Kararı temyiz eden KGM. vekilinin T.C. Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği'nin 26.05.2009 tarihli oluru alınarak mahkemeye verdiği 29.05.2009 havale tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden feragat ettiğinden temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine," karar verildiği ve bu itibarla neticeten önceki tarihli hükmün, davalı ... yönünden temyizden feragat edilmek suretiyle kesinleştiği ve temyiz istemine konu hükümle de davalı ... aleyhine yeni bir hukuksal durum yaratılmadığı anlaşıldığından, kendisi aleyhine kesinleşen hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davalı ... vekilinin temyiz inceleme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı Hazinenin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu taşınmazların evveliyatının ... ...'ye ait olup ölümü ile mirasçılarına kaldığı, önceki tarihli hükmün bozulmasına ilişkin Yargıtay ilamında "çekişmeli taşınmazlar hakkında ... tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı gerekçesi ile malik haneleri açık bırakıldığı, çekişme konusu taşınmazların evveliyatının bir bütün olarak kadastro tespitinden 30 - 40 yıl önce ölen ... ...'ye ait olduğu, bir kısım ... ... mirasçılarının 1951 tarihli senetlerle taşınmazı ifraz ederek dahili davalıların murislerine satıp zilyetliğin teslim edildiği, yine ... ... mirasçısı ... tarafından da taşınmazın tamamı bir bütün olarak davacılar murisi ...'a aynı tarihlerde satıldığı ve ... tarafından hasımsız olarak açılan tescil davası sonucu hükmen Şubat 1952 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydının oluşturulduğu ve taşınmazların bu tapu kaydının kapsamında kaldığı dosya kapsamından anlaşılmakta olduğu, anılan tapu kaydının oluşumuna esas mahkeme ilamında davalılar ya da murisleri taraf olmadığından tapu kaydının bu kişiler yönünden bağlayıcı olduğunun söylenemeyeceği" açıklanmalarına yer verildikten sonra belirtildiği üzere taraflar arasındaki ihtilafın, "çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinden önce ... ... mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, taksim edildi ise çekişmeli taşınmazların davacılar murisi ... adına tapu kaydının oluşumundan önce davalılar murislerine satış yapan mirasçılara isabet edip etmediği, davalılar murislerine satılıp zilyetliğin devredilip edilmediği ve davalılar adına eklemeli olarak zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı" noktalarında toplandığının anlaşılması karşısında, davalı Hazine'nin temyiz itirazlarının reddine vermek gerekmiştir. 3. Davacı ... mirasçısı ... vekilinin, çekişmeli 121 ada 138 nolu taşınmaz hakkında verilen "taşınmazın daha önceden ... adına tescil hükmen tescil edildiğinden davanın reddine" dair karar ile 121 ada 107, 146, 147, 148 nolu parseller hakkında verilen "bu parseller hakkında daha önceden mahkememizce yola terkini yönünden karar verildiği ve bu kararın bu yönü ile kesinleşmiş olduğu anlaşılmış olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair" karar yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; a) Çekişmeli 121 ada 138 parsel sayılı taşınmazın, iş bu davanın taraflarından ... ile ... arasında görülüp sonuçlanan Kırıkkale Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10.05.1956 tarihli ve 1954/268 Esas, 1955/180 Karar sayılı kararıyla ... adına tesciline karar verildiğinin, bu kararın 24.02.1956 tarihinde kesinleşmesiyle tapuya tescil edildiğinin ve yukarıda tarih ve numarası yazılı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamının (2.) Nolu bendinde de açıklandığı gibi, bu taşınmaz yönünden verilen hükmün ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyizi üzerine sadece "Davalı ... 121 ada 138 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı konumunda olduğu ve bu taşınmaz yönünden dava reddedildiğine göre davalı ... aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsizliğine.." değinilerek bozulmuş olduğunun; b) Dava konusu 121 ada 107, 146, 147 ve 148 parsel sayılı taşınmazların ise, yol olarak terkinine dair önceki hükmün, iş bu dosyada davacı konumunda bulunan ... mirasçılarınca temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin ve incelemeye konu hükümle de aleyhlerine yeni bir hukuksal durum yaratılmadığının anlaşılmış olması karşısında; İlk Derece Mahkemesince, bu taşınmazlar hakkında verilen hükmün, usul ve Kanun'a ve ayrıca daha önceki hükmün bozma kapsamı dışında bırakılması suretiyle oluşan usulü müktesep hakka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı ... mirasçılarından ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 4. Davacı ... mirasçısı ... vekilinin, dava konusu 121 ada 99, 100, 101, 103, 110, 113, 128, 130 ve 132 parsel sayılı taşınmazlar yönünden aleyhlerine verilen hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; a) İlk Derece Mahkemesince, "... 121 ada 103 nolu parselin, ... ... mirasçısı ... tarafından ... ve ... ...'a 24/10/1951 tarihinde satıldığı ve satın alan bu kişilerin taşınmazı fiilen kullanmaya devam ettikleri ..." gerekçesiyle, 121 ada 103 parsel sayılı taşınmazın ... ... ve ... ... adlarına; 121 ada 130 parsel sayılı taşınmazın ise, ".... ... ... mirasçısı ... ... tarafından ...'a 17/10/1951 tarihinde satılmış olduğu ..." gerekçesiyle ... oğlu ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Ne var ki; İlk Derece Mahkemece bozma öncesi yapılan yargılama sonunda verilen 2000/3 Esas, 2008/2 Karar sayılı kararın gerekçesinin incelenmesinde, çekişme konusu bu taşınmazların hükmü temyiz eden ...'nın murisi olan ...'a ait Şubat 1952 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek, imar uygulaması sonucu oluşan parsel numaraları esas alınmak suretiyle veraset ilamındaki payları oranında ... oğlu ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir. ... mirasçıları ... ve müşterekleri ile ... ve ... aleyhlerine olan bu hükmü temyiz etmediklerine ve 101 ada 103 ve 130 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki bozma nedeninin sadece "... tespit günündeki kadastro sonucu oluşan parsel numaraları esas alınarak hüküm kurulması gerekirken tespit gününden sonra yapılan imar uygulamaları sonucu oluşan parsel numaraları esas alınarak hüküm kurulması ..." olduğuna göre İlk Derece Mahkemesince, ... oğlu ... mirasçıları lehine oluşan usuli müktesep hakkın ihlali sonucuna doğuracak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, dava konusu 121 ada 103 ve 130 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. b) Dava konusu 121 ada 100 ve 132 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı HMK'nın 297 nci maddesi uyarınca, mahkemenin, her bir talep hakkında verdiği hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi zorunlu olduğu gibi, kararın kendi içinde çelişkili olmaması ve gerekçenin de hüküm ile uyumlu olması hukuki dinlenilme hakkı, aleni yargılama ve mahkemelere güven ilkelerinin gereğidir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının içerikleri dikkate alınarak, "... 121 ada 100 nolu parselin ... ... mirasçısı ... ... tarafından ...'e 03.08.1951 tarihinde satıldığı, ...'in ise aynı taşınmazı 02.04.1953 tarihinde ...'e sattığı, tapu oluşmadan önce yapılan adi satışların geçerli olduğu, ayrıca satın alan kişilerin taşınmazın zilyetliğini de teslim aldıkları ve fiilen kullanmaya başladıkları, dolayısı ile ... ... mirasçısı ... ... tarafından ...'a taşınmazın tamamına ilişkin yapılan satışın geçersiz olduğu, zilyetliğin de ...'a devredilmediği, daha sonra 1952 yılında yapılan hükmen tescilin davalılar ve dahili davalılar murisleri yönünden bir hüküm ifade etmediği ..." gerekçesiyle, 121 ada 100 nolu parselin ...'ün bayii olan ... mirasçıları adına, çekişmeli 121 ada 132 parsel sayılı taşınmazın ise, "... 121 ada 132 nolu parsel sayılı taşınmazın ... ... mirasçısı ... tarafından ... ...'a 18.12.1951 tarihinde satıldığı, ... ...' ın da aynı tarihte ...'e sattığı ve satın alan kişinin de taşınmazı fiilen kullanmaya devam ettiği ..." gerekçe gösterilerek ...'ün bayii olan (... oğlu) ... ... adına tesciline karar verilmiş olup, kararın gerekçe kısmında tapu oluşumundan önce ... ve ... adına yapılan adi satışların geçerli olduğu açıklandığı halde hüküm fıkrasında taşınmazların bu kişilere satan şahıslar (bayileri) adına tesciline karar verilmesi suretiyle kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında oluşturulan bu çelişki, yukarıda açıklanan Kanun hükmüne açıkça aykırı olup adalete güven ilkesini zedeleyecek nitelikte olduğu gibi; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk (1994/14 Esas,1998/5 Karar sayılı) hükmün temyizen incelendiği Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 1999/6003 Esas, 2000/262 Karar sayılı ilamında, "... tutanakların edinme sütununda hak sahibi görünen kişilerin davanın doğal tarafı olacağının dikkate alınarak tutanaklarda adı geçenlere duruşma gününün tebliğ edilerek taraf haline getirilmesi ..." gereğine işaret edilmesine ve bozma ilamına uyulmakla ilamında belirtilen tüm hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunlu olmasına rağmen, dava konusu 121 ada 100 parsel sayılı taşınmaz yönünden ...' ün, 121 ada 132 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise ...' ün taraf haline getirilmemesi dahi usul ve yasaya aykırı olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının bu parseller yönünden bozulmasına ve bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. c) Dava konusu 121 ada 128 parsel yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince, "121 ada 128 parsel sayılı taşınmazın yine ... ... mirasçısı ... ... tarafından ...'a 17.10.1951 tarihinde satıldığı, ...'in de 121 ada 128 parseli 11.03.1952 tarihinde ...'e satmış olduğu ve bu adi satışların geçerli olup tapu kaydının taşınmazları satın alan kişiler bakımından - tapunun oluşumuna esas tescil ilamında taraf olmadıklarından - hüküm ifade etmediği ..." gerekçe gösterilerek, 121 ada 128 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... adına tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk (1994/14 Esas, 1998/5 Karar sayılı) temyizen incelendiği Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 1999/6003 Esas, 2000/262 Karar sayılı ilamında, "... tutanakların edinme sütununda hak sahibi görünen kişilerin davanın doğal tarafı olacağının dikkate alınarak tutanaklarda adı geçenlere duruşma gününün tebliğ edilerek taraf haline getirilmesi ..." gereğine işaret edilmiş olup, söz konusu bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamında gösterilen tüm hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunlu olduğu halde, tutanakta yazılı ...'in yahut ölmüş ise mirasçılarının davada taraf haline getirilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bu parsel yönünden bozulmasına ve bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. d) Çekişmeli 121 ada 99, 101, 110 ve 113 parsel sayılı taşınmazlar ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşacağından, bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi zorunludur. Hükmüne uyulan bozma ilamında, "... çekişmeli taşınmazın ... ... mirasçıları tarafından ifraz ve taksim edilip edilmediği, taksim edildi ise çekişmeli taşınmazların hangi mirasçıya isabet ettiği, kadastro tutanaklarına ekli satış senetlerini düzenleyenlerin bu mirasçılar olup olmadığı ve satış senetlerinin çekişmeli taşınmazlara ait olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı olarak sorulup açıklattırılması ..." gereğine işaret edildiği halde, bozma sonrası yapılan 23.10.2018 tarihli keşifte, tüm taşınmazlar hakkında topluca ve uyuşmazlığın çözümü için elverişli olmayan, soyut nitelikte beyanlar alınmakla yetinilmiş olup, ... ... mirasçılarınca taşınmazların taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise çekişmeli taşınmazın hangi mirasçıya isabet ettiği sorulup saptanmamış ve tutanaklara ekli adi satış senetleri ile yine tutanaklara yansıyan beyan ve bilgiler sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, kadastro tutanaklarının edinme sütununda hak sahibi görünen ..., ... ve ...'e, ölmüş iseler mirasçılarına duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılması, bundan sonra hükmüne uyulan bozma ilamına uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre, çelişki yaratmayacak şekilde bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz inceleme isteminin REDDİNE; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE; Davacı ... mirasçısı ... vekilinin, çekişmeli 121 ada 138, 121 ada 107, 146, 147 ve 148 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının, yukarıda (3.a) ve (3.b) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden ONANMASINA; Davacı ... mirasçısı ... vekilinin, 121 ada 99, 100, 101, 103, 110, 113, 128, 130 ve 132 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının, yukarıda (4.a), (4.b), (4.c) ve (4.d) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 günü oy birliği ile karar verildi.