Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2926 E. 2024/6908 K. – Kadastro

Konu: Kadastro

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2926
Karar No
2024/6908
Karar Tarihi
Konu
Kadastro

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/6 E., 2020/4 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro davasından (genel mahkemeden aktarılan) dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Manisa ili Saruhanlı ilçesi Kayışlar köyü çalışma alanında bulunan 153 parsel sayılı 6550 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 1951 tarih 224 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş; Saruhanlı Tapulama Mahkemesinin 24.04.1981 tarihli 1969/144 Esas ve 1981/6 Karar sayılı kararı ile tutanağın malik hanesinin iptali için Tapulama Müdürlüğüne iadesi üzerine, taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan, tutanağın malik hanesi iptal edilerek, malik hanesi açık hale getirilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları tarafından; tapu kaydına dayanılarak, ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin meni davası, davaya konu parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesi’nde çekişmeli parsel tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2014 tarihli ve 2014/12167 Esas, 2014/22092 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın askı ilanının yapılması, daha sonra dava konusu taşınmaza ait kadastro tespit tutanağında isimleri belirtilen tapu malikleri ... ve müştereklerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek taraf koşulunun oluşturulması, tarafların delilleri toplanarak yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılması, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, tapu kaydının uyup uymadığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınması, tespitte saptanan hukuksal olgu ile yapılması muhtemel keşifte düzenlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık oluşursa duraksamasız giderilmesi, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanak kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde sınır gösterdiği üzerinde durulması, uzman bilirkişi ve fen elemanından keşfi izlemeye yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye uzman ziraatçı bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı gerekçeli rapor alınması, yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak; "Davalılar dayanağı 11/04/1951 tarih ve 224 sıra numaralı tapu kaydı ile 24/07/1934 tarih 170 sıra numaralı iskan kaydının dava konusu 153 parsele uyduğu, gerek 06/03/2019 yılındaki keşifte, gerekse önceki keşiflerde dayanak tapu kaydı ve iskan kaydının dava konusu 153 parsele uygulandığı, komşu parsellerinde bunu teyit ettiği yerel bilirkişi beyanları ve fen bilirkişi raporları ile de sabit olduğundan dava konusu 153 parselin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13. Maddesi gereğince 11/04/1951 tarih 224 sıra 24/07/1934 tarih 170 sıra tapu ve iskan kaydında malik ... ve müşterekleri mirasçıları adına tespit ve tesciline karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 153 parsel sayılı taşınmazın tespitteki yüzölçümü ve vasfı ile payları oranında ... ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; işbu karar, davacı ... Boşnakoğlu mirasçısı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Davacı ...'ın mirasçılarından, vatandaşlıktan çıkan oğlu dahili davacı ...'ın nüfus kayıtlarında durumu bilinmeyen olarak görünmekle birlikte, oğlu olan Rıfat Hulki Alkım'ın karar tarihinden sonra vekili aracılığıyla sunduğu 24.02.2021 tarihli dilekçesinde, babası ...'ın 2019 yılında vefat ettiğini ve davaya katılmak istediğini bildirdiği, yine ...'ın davanın taraflarından olan kardeşi ...'ın 14.07.2021 havaleli dilekçesi ile kardeşi ...'ın vefat ettiğini bildirerek, dilekçesi ekinde ...'ın karar tarihinden önce 02.04.2019 tarihinde vefat ettiğine dair Berlin Nüfus Dairesinden alınan ölüm belgesinin noter onaylı tercümesini sunduğu görülmektedir. O halde, karar tarihinden önce vefat ettiği anlaşılan davacı ... Hulki Alkım'ın mirasçılarının tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekmektedir. Yine davacı ...'ın mirasçılarından oğlu ...'ın 03.07.2003 tarihinde vefat ettiği, nüfus kayıtlarında ... isimli kişiyle evli ve çocuksuz göründüğü, ancak, yargılama sırasında Evamaria Astria'nın istinabe yoluyla dinlendiği ve 19.12.1960 yılında ... ile boşandıklarını ve müşterek çocukları 31.12.1958 doğumlu ...'in (Alkım) bulunduğunu beyan ettiği, ... mirasçısı olarak ... karar başlığında taraf olarak gösterilmiş ise de kendisine yargılama sırasında ve devamında tebligat yapılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı ... Boşnakoğlu mirasçılarından İbrahim Arıcan (T.C. No:....) ve ...'a (T.C. No:...) davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri halde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, karar tarihinden önce vefat ettiği anlaşılan davacı ...'ın mirasçılarına ve davacı ... ... mirasçılarından.... ile ...'a dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli; davacı ...'ın nüfus kaydında eşi olarak görünen ...'ın sağ mı ölü mü olduğu nüfus kaydında "bilinmeyen" olarak göründüğünden halen sağ olup olmadığı araştırılarak duruma göre kendisinin veya ... ile müşterek çocukları olduğunu bildirdiği .....'in (....) ilgili mevzuatlara göre mirasçılık sıfatına sahip olup olmayacakları değerlendirilmeli, davada taraf sıfatına sahip olacaklarının anlaşılması halinde kendilerine dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine uygun olarak karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacı ... ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2926, K. 2024/6908, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-2926-e-2024-6908-k-b6bcea384f7a