Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2826 E. 2024/4377 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2826
- Karar No
- 2024/4377
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/412 E., 2021/801 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu, ... köyü hududu içinde 1945 yılında 3116 sayılı Kanuna göre ilk orman tahdidi yapılmış, Devlet ormanlarında 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulama çalışmaları yapıldığından Toprak Tepe Devlet ormanının iç ve dış sınır hatlarının aplikasyon çalışmalarının yapılarak 24.09.1982 tarihinde ilan edildiği, 2896 sayılı Kanun uyarınca 2/B uygulama çalışmasının 13.03.1986 tarihinde kesinleştiği, 1981-1984 yıllarında 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde ve 2896 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamaları yapılmış ormanların 3373 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulama çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ormanların kadstrosunu ve 2/B madde uygulaması çalışmalarının 18.12.1988 tarihinde ilan edildiği, Hatipler Köyünde tescil harici çalılık olarak bırakılan taşınmazın bulunduğu alanda tapulama çalışmalarının 26.12.1980 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, Antalya ili Merkez ilçesi ... Köyü ..., ... tarlası mevkiinde bulunan taşınmazın bulunduğu yerde kadastro uygulamasının yapılmadığını, bu yer zilyetliğinde bulunduğundan adına tescilini istemiş, davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, Antalya ili Aksu İlçesi ... Mahallesinde bulunan fen bilirkişisi 28.09.2020 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen 6.437,93 metrekarelik yer ile, B harfi ile gösterilen 371,11 metrekarelik tescil harici bırakılan yerin davacı adına yeni bir parsel numarası verilerek tarla vasfı ile tesciline karar verilmiş, karar davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin aşağıdaki bentte yazılı husus dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Hemen belirtmek gerekir ki; usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararları) Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları) Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder. Somut olayda; Mahkemece, 22.01.2014 tarihli ve 2013/255 Esas, 2014/24 Karar sayılı kararda davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu Antalya ili Aksu ilçesi Hatipler Köyü hudutlarında bulunan fen bilirkişisinin 13.12.2011 tarihli rapor ve krokisinde (D) harfi ile işaretlediği 6186 metrekarelik kısmının davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş bu parsele yönelik karar davalı Hazine tarafından temyiz edilmişse de, davacı ... tarafından temyiz edilmemiştir. Davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 01.07.2019 tarihli ve 2016/14333 Esas, 2019/4677 Karar sayılı kararında; mahkemece öncelikle davada taraf olmayan Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İlçe Belediye Başkanlığı davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanması ve eksik araştırma inceleme yapıldığından bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile, Antalya ili Aksu İlçesi Karaöz Mahallesinde bulunan fen bilirkişisi 28.09.2020 tarihli raporunda alanını A harfi ile gösterdiği 6.437,93 metrekarelik yer ile B harfi ile gösterilen 371,11 metrekarelik tescil harici bırakılan yerin imar ihyasının davacı tarafça tamamlanmış olduğunun tespiti ile bu yerlerin davacı ... adına yeni bir parsel numarası verilerek tarla vasfı ile tesciline karar verilmiş, bu karar bu defa davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Yukarıda da açıkladığı üzere davacı ..., 22.01.2014 tarihli kararı temyiz etmemiş olup, davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan, davacıya verilecek yer 6.186 metrekareyi geçemez. Mahkemece, Hazine lehine usuli kazanılmış hak gözetilerek fen bilirkişisinden yeniden rapor alınarak karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine ve Orman İdaresi'nin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.