Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2771 E. 2023/462 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2771
Karar No
2023/462
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1201 E., 2021/1525 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaman Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1953 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucu Kırşehir ili, ... ilçesi, ... Köyünün, 99 parsel sayılı 14.750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit ve 17.02.1953 tarihinde tescil edilmiş; 2013 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sonucunda 110 ada 2 parsel numarası ile 36.156,65 metrekare yüzölçümü ile tescil edilmiştir. Çekişmeli taşınmazda, 16.11.2016 tarihinde cins değişikliği yapılarak tarla vasfıyla 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun) ile yapılan satış sonucunda ... adına 18.10.2016 tarihinde davalının bayii ... adına tapuya tescil edildikten sonra kayden satış suretiyle ...'a intikal etmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; taşınmazın fiili kullanıcısı ve zilyedinin kendisi olduğu; uzun yıllardan beri taşınmazın kendi tasarrufunda olduğu; müvekkili tarafından 6292 sayılı Kanun'un tanıdığı hak kapsamında ilgili taşınmazın bedelini ödemek suretiyle satışından sonra adına tescili için idareye başvuru yapacağı esnada ilgili taşınmazın fiili kullancısı ve kiracısı olmayan ... adına hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde tescilinin yapıldığını, dava konusu taşınmazın daha sonra bu kişi tarafından davalıya devredildiğini öğrendiğini, 6292 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinde Hazineye ait tarım arazilerinin ancak fiili kullanıcılarına veya kiracılarına satılabileceğinin hüküm altına alındığı, müvekkili ve murislerinin uzun yıllardan beri söz konusu tarlayı ekip biçtiklerini, ilgili Kanun'un 12 nci maddesi gereğince idareye başvuru şartının müvekkili tarafından yerine getirildiği, ancak ilgili idarelerce Kanun hilafına işlem yapılarak müvekkilinin fiili kullanıcısı olduğu Hazineye ait tarlarının yolsuz bir şekilde davalı adına tescil edildiğini öne sürerek tapunun iptali ve taşınmazın vekil edeni adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; cevap dilekçesinde; müveklili ...'un iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldığını, 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satıştan evvelde, çekişmeli taşınmazı tarımsal amaçlı kiralayan ve idarece fiili olarak kullandığı tespit edilen kişinin müvekkilinin amcası ve kayden bayii olan ... olduğunu, ...'un düzenli olarak kira bedelini ödediğini ve sonucunda da 6292 sayılı Kanuna uygun olarak taşınmazı satın aldığını, daha sonra da müvekkiline sattığını beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli taşınmazın davalının bayii olan ve taşınmazı 6292 sayılı Kanun kapsamında satın alan ... tarafından ecrimisil ödemek suretiyle uzun yıllar kullanıldığı, buna ilişkin bilgi ve belgelerin dosya içerisinde mevcut olduğu; doğrudan satış başvurusu sonrasında, kurumlar arasındaki yazışmalar neticesinde satışta herhangi bir sakıncanın bulunmaması nedeniyle 17.10.2016 tarihinde hak sahibi ...'a satışının yapıldığı ve bu satış işleminde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı ve davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerçek hak sahibinin müvekkili olduğu, davalı adına yapılan tescil işleminin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, keşifte dinlenenlerin beyanlarıyla da dava konusu yerin uzun yıllardır önce müvekkilinin murisince sonra da müvekkilince ekilip biçilmek suretiyle kullanıldığını, 6292 sayılı Kanun uyarınca, çekişmeli taşınmazın gerçek hak sahibi olan müvekkiline satılması gerekirken davalıya satışının yolsuz olduğu halde davasının reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığını açıklayarak ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; çekişmeli taşınmazın 6292 sayılı Kanun uyarınca 17.10.2016 tarihinde hak sahibi olan ...'a satışının yapıldığı, bu satış işleminde herhangi bir usulsüzlük ve yolsuz tescilin bulunmadığı; dava konusu taşınmazın sınırında davacı tarafa ait taşınmaz bulunduğu ve hatanın uygulama kadastrosundan kaynaklanabileceği, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna da her zaman itiraz davası açılabileceğine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin "hatanın uygulama kadastrosundan kaynaklanabileceği" şeklindeki gerekçesinin dosya içeriğine aykırı olduğunu; 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılacak satışlara ilişkin olan prosedüre tam olarak uyulmadan satış işleminin yapılmadığını, 6292 sayılı Kanun'un aradığı anlamda gerçek hak sahibi olan kişinin vekil edeni olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6292 Sayılı Kanun ile Hazine mallarının yapılan satışında yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu kaydını iptal ve tescil davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6292 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Bilindiği üzere, 6292 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi uyarınca Hazinenin kendi mülkiyetinde bulunan tarım arazisini satışı; idari bir işlem niteliğinde olup, Hazinenin bu satış işlemi ortadan kaldırılmadıkça, başka bir ifade ile idari işlem niteliğindeki Hazinenin satışı idarece geri alınmadıkça ya da idari yargıda iptal edilmedikçe 3 üncü kişi adına oluşan tapu kaydının yolsuz tescil olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Dolayısı ile taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp, üçüncü şahıs adına tescilinden sonra tapu iptali ve tescil isteğine yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Somut olaya gelince; davacı eldeki davayı 05.04.2018 tarihinde açmış olup; dava konusu 110 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 6292 sayılı Kanun uyarınca 18.10.2016 tarihinde davalının bayii olan ...'a satmış; akabinde ise dava konusu taşınmaz dava dışı ... tarafından davalı ...'a 21.10.2016 tarihinde satılarak kayden tescil edilmiştir. Davacı eldeki bu davayı; Hazinenin davalının bayii olan ...'a satış işleminden sonra açtığına ve dosya kapsamından da idari işlem niteliğindeki satış işleminin idarece geri alındığı ya da idari yargıda iptal edildiği anlaşılamadığına göre eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır. O halde; Bölge Adliye Mahkemesince bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken az yukarıda yazılı gerekçe ile yazılı nedenlerle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemişse de ret kararı sonucu itibariyle doğru olup yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, gerekçesinin yukarıda (V.C.3.2.) bölümünde açıklanan şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine.07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2771, K. 2023/462, T. 07.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-2771-e-2023-462-k-715e6b956a98