Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2746 E. 2024/2908 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2746
Karar No
2024/2908
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/503 E., 2022/279 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/426 E., 2019/131 K. Taraflar arasında İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların yönetcisi oldukları ... Eğitim Vakfının 667 sayılı KHK ile kapatıldığını, vakıf yöneticisi olan davalıların vakıf senedi ile Vakıflar Kanunu'nun 10.maddesine aykırı davrandıklarını ve ağır ihmal ve kusurlu hareketleri ile vakfın zarar görmesine sebep olduklarını ileri sürülerek 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 10 uncu maddesi gereği davalı vakıf yöneticilerinin görevden alınmalarını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yöneticisi oldukları vakfın 667 sayılı KHK ile kapatılmış olduğu hususu göz önüne alınarak 5737 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davanın kabulü ile; "... Eğitim Vakfı Yöneticileri ..., ..., ..., ... ve ...'in vakıftaki yöneticilik görevinden azline, 5737 sayılı yasanın 10. Maddesinin 4. Fıkrası gereğince 5 yıl süre ile aynı veya başka bir vakfın yönetim ve denetim kurulunda görev almamalarına," karar verilmiştir. Davalılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde ve hukukun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalılar vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek dava açılmasında davacının hukuki yararının olmadığı, hukuki yarar olduğu kabul edilse dahi vakfın kapatılmış olması nedeni ile davanın konusuz olduğu, davanın konusuz kaldığı için esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, vakfın amaçlarına uygun faaliyet gösterdiğini, davalıların Vakıflar Kanunu'nda sayılan hangi hallere aykırı davrandıklarının açıkça belirtilmesi gerektiği, izah edien ve Vakıflar kanunun 10. Maddesinin içerik ve amacına göre hiçbir kuralı ve düzenlemeyi ihlal edilmediği halde sanki ihlal edilmiş gibi hiçbir gerçek delil ve belge ibraz etmeden verilen kapatma kararının hukuka yasaya ve adalete aykırı olmakla birlikte yanlış verilen kararın bozularak kaldırılması istenmiştir. Dava, 667 sayılı KHK ile kapatılan vakfın yöneticileri olan davalıların, Vakıflar Kanunu 10 uncu madde gereği görevden alınmaları istemine ilişkindir. 1)Vakıf Yöneticilerinin görevden alınmaları yönünden; 5737 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde; "Yeni vakıf: ... 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfları, Vakıf yönetimi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri, ... ifade eder." 10 uncu maddesinde ise; "Vakıf yöneticileri; vakfın amacına ve yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır. Birinci fıkrada belirtilen zorunluluğa uymayanlar ile; a) Vakfın amacı doğrultusunda faaliyette bulunmayan, b) Vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan, c) Ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğratan, d) Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı işlemlere devam eden, e) Medeni hakları kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan vakıf yöneticileri, Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince görevlerinden alınabilir." hükümlerine yer verilmiştir. Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı HMK’nin 115 inci maddesinde belirlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." 6100 Sayılı HMK'nin 114 üncü maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemenin, her dava açıldığında davacının dava açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığını kendiliğinden incelemesi gerekir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalıların yöneticisi oldukları ... Eğitim Vakfının 23.07.2016 tarihli ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan vakıflar arasında yer aldığı, incelemeye konu davanın vakfın kapatılmasından sonra 23.10.2017 tarihinde açıldığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından; davanın kabulü ile davalıların vakıf yöneticiliği görevinden alınmalarına ve davalıların 5737 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca 5 yıl süre ile aynı ve başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacaklarına karar verildiği, davalılar vekilinin istinaf istemi üzerine ise; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş olduğu tespit edilmiştir. Eldeki davada, dava tarihinden önce kapatılan vakfın yöneticilerinin görevleri kapatma ile sona erdiği, yani dava tarihi itibari ile vakıftaki görevleri sona ermiş olduğundan bu hususta mahkemeden davalıların görevden alınmalarını istemekte davacı yanın hukuki yararının mevcut olmadığı, ancak görevden alınma için ileri sürülen sebeplerin varlığının sabit olması durumunda Vakıflar Kanunu'nun 10/4 üncü maddesi kapsamında yöneticilerin aynı veya başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacakları yönünde hüküm kurmaya engel olmadığı da Kanunun açık düzenlemesi gereğidir. Buna göre İlk Derece Mahkemesince, görevden alma talebi yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, 2)5737 sayılı Kanunu'nun 10/4. maddesi kapsamında görevden almanın kanuni sonuçları yönünden; Dava dilekçesinde genel bir ifade kullanılarak davalıların Vakıflar Kanunu'nun 10 uncu maddesi görevden alınmaları istemiş olup, öncelikle davacı yana talebi açıklattırılarak; somut olarak davalıların eylemlerinin 10 uncu maddenin birinci ve ikinci fıkranın alt benlerindeki hangi sebebe dayandırdıkları açıklattırılarak, bu açıklama doğrultusunda iddia edilen eylem veya eylemlerin somut uyuşmazlıkta sabit olup olmadığı, sözü edilen maddedeki müeyyidenin uygulanması gerekip gerekmediği hususunda gerekirse vakıf kayıtları üzerinde vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması, davalılar hakkında vakıftaki görevleri ile ilgili fiilleri dolayısı ceza yargılamasına konu dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, Doğru olmadığından Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2746, K. 2024/2908, T. 25.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-2746-e-2024-2908-k-10e166a09da1