Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2532 E. 2024/4817 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2532
- Karar No
- 2024/4817
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tesciline ilişkin açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kamu düzeni gereği kabulü ile karar kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerine dayalı olarak açılan, tespit dışı yerin davacı adına tescili istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili Menderes ilçesi ... Köyü, Bozyaka Mevkiinde, ... yolu, fundalık ile çevrili takribi 4.500 m2 miktarlı taşınmazın 1960 yılından bu yana davacı tarafından malik sıfatıyla kullanıldığını, öncesinde Akçaköy'de ... ... ve ...'a ait olan taşınmazın 1960 yılında davacının dedesi tarafından harici satış senedi ile alındığını ve o tarihten beri işlenmeye devam ettiğini, taşınmazdaki zilyetliğin malik sıfatıyla 20 yılı çok aşkın süredir iyiniyetli ve nizasız-fasılasız devam ettiğini, taşınmazın orman olduğu iddiasıyla davacının dedesi hakkında "orman yasasına muhalefet" suçundan kamu davası açılmış ise de yerin hiçbir zaman ormanla ilgisi olmadığı gerekçesiyle İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1992/874 Esas - 1993/1044 Karar sayılı ilamıyla beraatine karar verildiğini ve Yargıtay 3. Ceza Dairesince onanmak suretiyle kararın kesinleştiğini, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi ve ilgili kanun hükümlerine göre taşınmaza dair olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanımın tüm şartlarının oluştuğunu belirterek, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davacı yararına yasada belirtilen mülkiyeti kazanım şartları oluşmadığından davacının davasının reddine, orman olduğu anlaşılan, bilirkişi raporuna ekli krokide (A1), (A2) ve (A3) harfleriyle gösterilen dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın orman olduğu, bu nedenle özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceği, kaldı ki taşınmaz üzerinde kullanım bulunmadığı, imar ihya ve zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği, taşınmazın orman vasfında bulunduğu, tüm bu yönlerden davacı yararına mülkiyeti kazanım koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak taşınmazın yüzölçümünün hükümde eksik gösterildiği, alınması gereken harcın ise gösterilmediği ve bu durumun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği tespit edildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni prensibi gereğince kabulü ile karar kaldırılarak, hüküm düzeltilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; dava konusu taşınmazın orman olmadığına ilişkin kesinleşen mahkeme kararı bulunduğu, kesin hükmün nazara alınmadığı, davacının dedesinden bu yana taşınmazın kullanıldığı, verilen kararın usul ve yasaya aykırı gerekçeleriyle bozulması istemiyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.