Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1807 E. 2022/9706 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1807
Karar No
2022/9706
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünülü:

K A R A R Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "davalı ...'nun taşınmazına ait tapu kaydının dosya arasına alınmadığı ve davalı hale getirilmediği, hükme esas alınan 03.03.2015 tarihli bilirkişi raporuna ek krokide görünen evin kime ait olduğu ve hangi tarihte yapıldığı üzerinde durulmadığı, harita mühendisi ve harita teknikeri tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda taşınmazın tesis kadastrosu sırasındaki ve uygulama kadastrosu sırasındaki durumunu krokileri çakıştırmak suretiyle göstermeyen, davacı ve davalı beyanları esas alınarak hazırlanan denetime elverişsiz ve soyut raporlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu açıklanarak; öncelikle denetime veri teşkil edecek ortofoto, tesis kadastrosu haritası, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer harita ve belgelerin dosya arasına getirtilmesi; bundan sonra da mahallinde yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile harita mühendisi bilirkişinin katılımı ile yeniden yapılacak keşifte, bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup halen zeminde varlığını sürdüren sabit sınır ya da yapıların bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerlerinin fen bilirkişisine harita üzerinde işaretlettirilmesi, fen bilirkişi raporunda ilk tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlar ve 'ada raporu' ile 'uygulama tutanağı ve haritasını' irdeler şekilde teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntıların yer alması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne 03.03.2015 tarihli Kadastro Fen Bilirkişisi Harita Teknikeri Faruk Hacıislamoğlu ve Kadastro Fen Bilirkişisi Harita Mühendisi...tarafından müştereken hazırlanan 17.03.2015 havale tarihli bilirkişi raporu ekinde sunulan krokide (T1) ve (T6) noktaları arasında gösterilen ve ilk tesis kadastrosuna göre davacıya ait olduğu tespit edilen (T1) ila (T10) noktalarını içeren alanın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Hükmüne uyulan bozma ilamında, hükme esas alınan 03.03.2015 tarihli bilirkişi raporuna ek krokide görünen evin kime ait olduğunun ve hangi tarihte yapıldığının belirlenmesi gerektiği, harita mühendisi ve harita teknikeri tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda taşınmazın tesis kadastrosu sırasındaki ve uygulama kadastrosu sırasındaki durumunu krokileri çakıştırmak suretiyle göstermeyen, davacı ve davalı beyanları esas alınarak hazırlanan denetime elverişsiz ve soyut raporlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna denildiği halde, Mahkemece bilirkişi raporundaki ek krokide bulunan evin hangi tarihte yapıldığı ve kime ait olduğu kesin olarak belirlenmemiş, bozma ilamında uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmadığı açıklandığı halde aynı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, Mahkemece öncelikle denetime veri teşkil edecek tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, ortofoto, tesis kadastrosu haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgeler dosyaya getirtilmeli; bundan sonra mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve üç kişilik harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak ve bu bağlamda fen bilirkişi raporuna ek krokide görünen evin kime ait olduğu ve hangi tarihte yapıldığı üzerinde durulmalı, krokide gösterilmeli, başka yapılar varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli ve fen bilirkişisinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişi raporunda, ilk tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlar ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntılar yer almalı; ayrıca birincisi, ortofoto üzerinde tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama haritasını ada bazında, ikincisi çekişmeli taşınmazlar ve komşularını kapsar bazda ve üçüncüsü ise tesis kadastro haritası ile çekişmeli taşınmazların zeminini çakıştırır bazda en az üç adet harita düzenlenmesi ve uygulama haritasında yanlışlık varsa, doğru sınırları gösterir harita tanzim edilmesi istenmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, Yargıtay bozma ilamında işaret edilen eksiklik ve çelişkiler giderilmeksizin, yetersiz inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; Mahkeme hükup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1807, K. 2022/9706, T. 01.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-1807-e-2022-9706-k-5ae6c0a534d5