Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/6691 E. 2024/7792 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6691
Karar No
2024/7792
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/68 E., 2020/49 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 2003 yılında yapılan kadastro sırasında, ... ilçesi .. köyü 101 ada 197 parsel sayılı 16.325,12 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Şubat 1976 tarihli ve 30 numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle, 101 ada 255 parsel sayılı 25.809,67 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Mart 1988 tarihli ve 24 numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle, davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşmadığı ve orman olduğu, kayıt miktar fazlası bulunduğu iddiasıyla dava açmış, Orman İdaresi, taşınmazların orman olduğu iddiasıyla davaya müdahale talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile 101 ada 197 ve 101 ada 255 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına olan tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.11.2015 tarihli ve 2015/7863 Esas, 2015/10949 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.11.2015 tarihli ve 2015/7863 Esas, 2015/10949 Karar sayılı bozma kararında özetle; " dava konusu taşınmazların beyanlar hanesinde "....." lehine ipotek şerhi verildiğinin anlaşıldığı, davada davalı sıfatının tapu maliki ile ipotek sahibi olarak adı yazılan ... Bankası A.Ş.'ye ait olmasının gerektiği, ancak, davacının, dava dilekçesinde davalı olarak sadece tapu malikine husumet yönelterek dava açtığı açıklanarak, ipotek sahibi olan .. Bankası A.Ş.'yi davaya dahil edilerek taraf oluşturulup savunma ve delileri de sorulduktan sonra tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu taşınmazların orman içi açıklık olduğu, üzerlerinde davalının ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığı, ayrıca hali hazırda eylemli orman oldukları bu tür yerlerin ekonomik zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 101 ada 197 ve 101 ada 255 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına olan tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1966 yılında seri bazda yapılan orman kadastrosu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre yapılıp kesinleşen evelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. İlk Derece Mahkemesince, temyize konu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları ilk oluşumlarından itibaren getirtilerek, yöntemince uygulanmak suretiyle taşınmazlara uyup uymadıkları saptanmadığı gibi, orman bilirkişisi tarafından taşınmazların konumu hava fotograflarında gösterilmediğinden rapor da denetlenememektedir. Ayrıca, 1966 yılında seri bazda yapılan orman kadastrosuna ilişkin evraklar ve tahdit haritasının getirilerek taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu belirlenmemiş ve böylelikle taşınmazın evveliyatı hakkında yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Tüm bunların yanı sıra dava konusu taşınmazların orman içi açıklık olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de komşu taşınmazlara ilişkin tedavüllü tapu kayıtları bulundukları yerlerden getirtilip incelenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeya dayanılarak hüküm verilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince; davalının dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri, varsa tescil dosyası ve tescil krokisi revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları (hükmen tescil edilmiş ise ilgili dava dosyaları), taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, en eski tarihli hava fotoğrafları ile bunlara göre tanzim edilmiş memleket haritaları ve varsa amenajman planı, dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapılan tüm orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı 1/5000 ölçekli orman tahdit harita örneği bulundukları yerden getirtildikten sonra Mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, taşınmazların kesinleşmiş tahdit dışında kaldığının belirlenmesi halinde yöredeki tahdidin seri bazda yapıldığı gözetilerek çekişmeli taşınmazların tahdidin kesinleşen dış sınırına bitişik olup olmadığı belirlenmeli, tahdit sınırına bitişik ise, 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değiştirilen 12/3 üncü maddesine dayanılarak çıkarılan ve 19 Ağustos 1974 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin "sınırlama dışı kalan ormanlar için yapılacak işlemler" başlıklı 128 inci maddesinin (b) fıkrasında "sınırlaması yapılan Devlet ormanlarının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet ormanları hakkında Orman Kadastro Komisyonlarınca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından, ıttılâ hasıl olduktan hemen sonra orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır" hükmü gereğince yapılan tahdit sırasında çekişmeli taşınmazların vasfının değerlendirilmiş olduğu düşünülmeli, tahdit hattına sınır değil ise, çekişmeli taşınmazın en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafındaki durumu uzman bilirkişiler eliyle incelenerek, bilimsel rapor alınmalı, çekişmeli taşınmaz hakim tarafından gözlemlenmeli, üzerinde neler bulunduğu (bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı vb.) ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, taşınmazın dört bir yandan fotoğrafları çektirilmelidir. Ayrıca dayanak tapu kaydı ile varsa dayanağı tescil dava dosyası getirtilerek, tapu kaydı yaşlı ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler aracılığıyla zemine uygulanmalı; bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı; bilirkişi ve tanıklardan her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgiler alınmalı; tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uyup uymadığı belirlenmeli; uygulama, fen bilirkişi tarafından düzenlenecek krokide gösterilmeli, yine varsa tescil krokisi dava konusu taşınmaza uygulanmak suretiyle 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca belirlenen kapsamını birlikte gösterir ayrı renklerle işaretli ve bilirkişinin onayını taşıyan kroki düzenlettirilmelidir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve dayanak tapu kaydın dava konusu taşınmazları kapsamadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de Tapu ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun düşmediğinden, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/6691, K. 2024/7792, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-6691-e-2024-7792-k-323f784d858e