Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/5917 E. 2024/6819 K.
Konu: Kesinleşen Orman Kadastrosuna İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/5917
- Karar No
- 2024/6819
- Karar Tarihi
- Konu
- Kesinleşen Orman Kadastrosuna İtiraz
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/425 E., 2021/294 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Seferihisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/339 E., 2019/417 K. Taraflar arasındaki kesinleşen orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, Kadastro Mahkemesine hitaben açtıkları dava dilekçesinde, İzmir ili Seferihisar ilçesi Doğanbey köyü çalışma alanında bulunan ve 14.01.1974 tarihli ve 4 sıra numarası ile tapuda kayıtlı olan 940 zeytin ağacı, 13 palamut ağacını havi, 118.375,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın müvekkillerinin murisi ...'ya ait olduğunu, taşınmazın bir bölümünün 05.09.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman tahdit sınırları içinde bırakıldığını ileri sürerek, orman kadastro tutanağının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Urla Kadastro Mahkemesi'nin 13.09.2017 tarihli ve 2016/8 Esas, 2017/26 Karar sayılı kararı ile, İzmir ili Seferihisar ilçesi Doğanbey köyünde 26 nolu Orman Kadastro Komisyonunca yapılan orman kadastrosu çalışma sonuçlarının 05.09.1977 tarihinde askıya çıkarılıp ilan edildiği, davanın ise 23.11.2016 tarihinde, orman kadastrosunun geçtiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre 1 yıllık askı ilan süresinin geçmesinden sonra açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre Kadastro Mahkemelerinin askı ilan süresi içinde açılan davalara bakmakla görevli olduğu, askı ilan süresi geçtikten sonra kesinleşen tutanaklara karşı açılan davalarda Kadastro Mahkemelerinin değil, genel mahkemelerin görevli olduğu, davacıların Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/108 Esas sayılı dosyasına sundukları dava dilekçesi ve daha önce kesinleşmiş Mahkeme dosyaları incelendiğinde, dosyada dava edilen yerin orman komisyonu tarafından orman sınırları içine alındığı hususunu 17.04.2016 tarihinde değil, 29.03.2015 tarihinde Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/108 Esasına dava açtıkları sırada öğrendikleri gerekçesiyle Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş; Davacılar vekilince Urla Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 26.09.2018 tarihli ve 2018/32 Esas, 2018/510 Karar sayılı kararı ile davacı tarafça eldeki davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kesin olarak esastan reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine, 15.11.2018 tarihli ek karar ile kararın kesin nitelikli olması nedeniyle davacılar vekilinin temyiz dilekçesi ek kararla reddedilmiş, bu kez ek kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.04.2019 tarihli ve 2019/4 Esas, 2019/2260 Karar sayılı kararı ile, göreve ilişkin istinaf kararlarının temyiz edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, 15.11.2018 tarihli ek karar onanmıştır. Urla Kadastro Mahkemesi'nin 13.09.2017 tarihli ve 2016/8 Esas, 2017/26 Karar sayılı, Yargıtay denetiminden geçerek 15.11.2018 tarihinde kesinleşen görevsizlik kararı üzerine, davacılar vekilince yasal süresinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmuş, akabinde Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/339 Esasına kaydedilen dosyanın yapılan yargılaması sonucunda; davanın 23.11.2016 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..