Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/14690 E. 2024/5262 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/14690
- Karar No
- 2024/5262
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ..., 22.08.2007 tarihinde Kadastro Mahkemesinde açtığı dava ile; ... ilçesi ... Köyünde bulunan 545 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman olarak tespit edildiğini, oysa taşınmazın evvelinde ... ...’e ait iken ölümü ile mirasçılarına geçtiğini, kırk yıl kadar önce satın aldığını ve 60-70 yıllık meyve bahçesi olduğunu, önceki maliklere ait 04.04.1951 tarihli ve 21 numaralı tapu, 1936 tarihli ve 620 tahrir nolu vergi kaydı ile satış senedi olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ve adına tescili istemiyle dava açmış; Kadastro Mahkemesince yapılan keşif sonucu dava edilen taşınmazın ... Köyü sınırları içerisindeki Yılanlıkaya Devlet Ormanı içerisinde kaldığı, bu alanın kadastro çalışmaları sırasında 545 ada 1 parsel numarası verilerek tapuya tescil edildiği, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlenmediği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/son maddesi gereği tutanak düzenlenmeden taşınmazın tapu kütüğüne aktarıldığı gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ve kararın kesinleşmesi ile dava Asliye Hukuk Mahkemesine gelmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi ise, dava konusu taşınmazın tamamının orman parseli içerisinde kaldığı, taşınmaz yönünden orman kadastrosunun 12.06.1992 tarihinde kesinleştiği, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11 inci maddesi uyarınca, davacı tarafça kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi sonrasında Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.02.2015 tarihli ve 2014/8339 Esas, 2015/1015 Karar sayılı bozma kararında özetle; “İncelenen dosya kapsamına göre, davacı vekili olduğu mahkemece kabul edilerek tebliğ yapılan Avukat ...'ın davacı asili temsil yetkisi bulunmadığı, bu sebeple vekile yapılan tebliğlerin geçersiz olup, mahkemece davacı ...'e tebligat yapılarak duruşma günü verilmesi, davacının delillerini bildirmesi ve davasını ispatlaması için imkân verilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Bozma ilamına uyulması sonrasında Mahkemece; dava konusu taşınmazın orman parseli içerisinde kaldığı ve orman tahdidinin 12.06.1992 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunan yerlerde orman sınırlarında herhangi bir daraltma yapılamayıp taşınmazın orman sınırları içerisinde kalması halinde vasfı ne olursa olsun orman niteliğinde sayılacağı anlaşıldığından ve dosyadaki mevcut raporlarda bu hususta yeterli görülerek ayrıca keşif ve rapor aldırılmayarak süresinden sonra açıldığı ve ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine aynı Yargıtay Dairesinin 14.05.2018 tarihli ve 2016/8566 Esas, 2018/3726 Karar tarihli kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "bozma kararı sonrasında mahkemece sadece taraflar arasında görülen ... Kadastro Mahkemesinin 2004/12 Esas, 2004/13 Karar sayılı dava dosyası dosya kapsama alınmış, başkaca yeni araştırma ve keşif yapılmaksızın davanın reddine dair hüküm kurulduğu, dosya kapsamına alınan kadastro mahkemesi dosyasının incelenmesinde; davacı gerçek kişinin, 1989 yılında ... köyünde çalışma yapan 26 nolu Orman Kadastro Komisyonunca köy mülki sınırı kaydırılarak aslında ... köyü mülki sınırları içinde ve tapulu olan taşınmazında da çalışma yapılıp, bu yerin orman sınırı içinde alındığı, daha sonra ... köyünde çalışma yapan 20 nolu Orman Kadastro Komisyonunca da, 26 nolu Orman Kadastro Komisyonunun çizdiği sınıra uyulduğu savı ile taşınmazını orman sınırı içine alan tahdidin iptalini istediği, davacı yanın Nisan 1951 tarihli ve 21 sayılı tapuya dayandığı, 19.09.1997 tarihinde açılan dava sonunda kadastro mahkemesinin 1997/119 Esas, 1999/152 Karar sayılı karar ile asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, temyiz edilmeden kesinleşen karar ile dosyanın asliye hukuk mahkemesine aktarıldığı ve mahkemece, davalı taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman tahdidinin bu taşınmazın bulunduğu köyde ilan edilmemesi nedeniyle yok sayıldığı gerekçesine dayanarak “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğu, bu hükmün davacı gerçek kişi temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2002/499 Esas, 2002/839 Karar sayılı ilam ile “Dosya arasında bulunan belgelerden ve yapılan keşifler sonucu alınan raporlardan davaya konu taşınmazın bir kısmının ..., bir kısmının ise ... köyünde yapılan orman tahdidine konu olduğu, ancak tamamının ... köyü mülki sınırında kaldığı anlaşılmaktadır. ... köyünde yapılan orman tahdidi ... köyünde ilan edilmemiş olup, bu çalışmanın yok hükmünde olduğundan sözedilemez. Bu durum, ancak tahdidin kesinleşmesini önler. Taşınmazın ... köyünde kalan kesimi yönünden ise, bu yerde yapılan orman tahdidinin sonuçları 09.06.1988 tarihinde askı ilanına çıkartılmış; eldeki dava ise bu tarihten önce 19.09.1997 tarihinde açılmıştır. Bu durumda, taşınmazın tamamı yönünden süresinde açılmış bir orman tahdidine itiraz davası söz konusudur. Orman tahdidine itiraz davalarına bakma görevi kadastro mahkemelerine aittir. Görev yönü kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Değinilen yönler gözardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.” denilerek bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyan asliye hukuk mahkemesinin temyiz edilmeden kesinleşen kararı sonrasında dosyanın kadastro mahkemesine aktarıldığı ve kadastro mahkemesinin 2003/1 Esas üzerinden yaptığı yargılamada sonunda taşınmazın (A) ve (B) kısımlarının tahdit dışına çıkarılmasına, (C) ve (D) kısımlarının orman olarak sınırlandırılmasına karar verildiği, Dairemizin 2003/11670 Esas, 2004/3142 Karar sayılı ilamı ile “Davacının dayandığı tapu kaydının hudutları taşınmazın sınırlarında yer almamaktadır. Çekişmeli taşınmazın (A) ve (B) bölümlerinin orman içi açıklığı olması, (C) ve (D) ile gösterilen bölümlerinin ise kesinleşen orman tahdidi içinde kalarak orman olmaları nedeniyle davanın tümüyle reddi” gereğine değinildiği, mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verildiği, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2005/4050 Esas, 2005/8758 Karar sayılı ilamı ile onandığı, davacının kararın düzeltilmesi isteminin reddedilerek hükmün kesinleştiği ,mahkemece bahsi geçen dosya getirilerek dosya arasına alınmış ise de zeminde uygulanmadığı için temyize esas dosyada dava konusu taşınmaz ile bahsi geçen dosyada dava konusu edilen taşınmazların birbirine göre konumları yada aynı taşınmaza ilişkin olup olmadığı dosya kapsamında netleşmediği,ayrıca, dava konusu ... köyü 545 ada 1 parselin orman kadastrosunun kesinleşmesi sonucu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/son maddesi gereğince tapu kütüğüne aktarılan taşınmazlardan olup olmadığı da araştırılmadığı, Bu nedenlerle; mahkemece, öncelikle dava konusu ... köyü 545 ada 1 parsel hakkında varsa; kadastro tutanağı, oluşumuna ilişkin, iktisap sebebini gösterir tüm belgeler; dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyü ile komşu ... köyünde yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ait tutanakları ile aynı taşınmazları ilgilendirir orman sınır noktalarını gösterir orman tahdit haritasının ve yörede yapılan ilk orman tahdidinde kullanılan hava fotoğraflarının ve 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddeye göre yapılan düzeltmeyi gösterir tutanakların getirtilerek dosya içerisine konulması, ... köyünde yapılan orman kadastro çalışmalarının ... köyünde ilân edilip edilmediği hususunun açık ve net olarak belirlenmesi ve ilân tutanaklarının getirtilmesi, ... köyü ile ... köylerinin birleşik köy olup olmadığı, birbirlerinden ayrılıp ayrılmadığı, ayrılmış ise hangi tarihte ayrıldığının sorulması sonrasında orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu, yerel bilirkişiler marifetiyle yeniden keşif yapılmalı, çekişmeli taşınmazın orman tahdidine göre konumunun belirlenmesi, ... Kadastro Mahkemesinin 2004/12 Esas, 2004/13 Karar sayılı dava dosyası zemine uygulanarak dava konusu taşınmazların bahsi geçen dosyada dava konusu edilen taşınmazlarla aynı taşınmazlar olup olmadığının araştırılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.